Akvaryum; Balık Çeşitleri, Suyu Nasıl Olmalı, Değişimi ve Sıcaklığı

Akvaryum insanı dinlendiren, bakımı iyi yapıldığında ve yeterince bilinçli davranıldığında sorunsuzca balıklarınızı besleyip izleyebileceğiniz güzel bir hobi türü.

Su akvaryum içindeki canlıların sağlığını direkt olarak etkileyen en önemli faktör. Bunun için balıklarınızın cinsine göre kullanacağımız suyun olması gereken özelliklerini iyi bilmeli ve dikkat etmelisiniz.

Bu yazımızda akvaryum severler için “akvaryum suyu nasıl olmalı, hazırlanmalı, değiştirilirken nelere dikkat edilmeli ? ” gibi soruların cevabını vermeye çalışacağız.

Ayrıca çok sık beslenen bazı balık türlerini de özetleyeceğiz.

Su Kimyası

Nitratlar, pH, KH  ve GH Nedir, Nasıl Ayarlanır ve Stabilize Edilir ?

Su kimyası, akvaryumun en önemli parametrelerinden biridir. Balıkların ve su bitkilerinin sağlığını doğrudan etkiler.

Akvaryum için kullanılan sular bulanık olmamalı, kokusuz ve renksiz olmalıdır.

Musluk suları çoğu zaman bu koşulları sağlar ve akvaristler tarafından tercih edilir. Bununla beraber bu suda da klor, ağır metaller ve değişik tuzlar bulunur. Akvaryumdaki canlıların ideal ortamını oluşturabilmek için öncelikle suyu bunlardan da arındırmak ve bazı parametreleri ayarlamak gereklidir.

pH Ayarı

Suyun pH’ı akvaristlerin en fazla dikkat etmesi ve ayarlamalar yapması gereken parametrelerin başında gelir.

pH, akvaryum suyunun asitliği veya alkalinitesinin bir ölçümüdür. pH 7 nötr’dür, 7-14 arası alkalin, 0-7 arası ise asidik sudur.

Balık türlerinin su ortamında farklı pH istekleri vardır.

Bununla beraber çoğu balık türü bir dizi pH değerine uyum gösterebilir.

Çiklitler alkali pH gerektiren bir balık türüdür. Kireçtaşı ve mercan bazlı kayaçlar, suya bir substrat olarak yerleştirilebilir ve  alkali pH ortamı yaratılabilir.

Çoğu Güney Amerika Tetraları ve Avustralya Gökkuşağı balığı 6.5 civarında daha düşük bir pH değerini tercih eder.

pH’ı Değiştirme

pH’ı değiştirme zor olabilir ve dikkatli olunması gerekir. pH’ı değiştirmeden önce, bunun bir gereklilik olup olmadığını tespit edin. Daha önce belirtildiği gibi, balıklar belirli bir aralıktaki pH değerlerine uyum gösterebilecektir.

Akvaryum suyu pH değerini orijinal değerine getiren doğal tamponlar içerir. Sıvı pH katkı maddeleri başlangıçta hiçbir etkiye sahip olmayacaktır. Bu, sudaki tamponların bu pH katkılarıyla kimyasal reaksiyona girip onları nötralize etmesi nedeniyledir.

Belirli bir noktadan sonra ise sudaki tamponlar azalacak ve az miktardaki sıvı pH katkılarla derhal bir değişme olacaktır. Bu tehlikelidir ve balıklar için toksik olabilir.

pH’yi düşürmenin en iyi yolu, ticari bir bitki substratı kullanmak, suya ahşap eklemek veya turba yosunu‘dur.

Turba ve ahşap iyidir ama başlangıçta suyu sarıya boyayabilir. Toz haline getirilmiş ticari tamponlar da kullanılabilir ama her su değişiminde eklenen yeni suyun akvaryumdaki pH değeriyle aynı olduğundan emin olmak için eklenmeleri gerekecektir.

Çiklit gibi türler için pH’ı yükseltmek oldukça kolaydır. Beyaz ezilmiş mercan filtre kumu hem tabana güzel beyaz bir görüntü sağlar hem de suyun pH değerini 8 ve üzerine çıkarırlar. Sertliği ve ayrıca pH’ı artırmak için filtreye kireç taşı cipsi de eklenebilir.

Bazı türler asidik suyu tercih ederken (diskus, melek balığı, neon, kardinal ..), bazı türlerde bazik suyu tercih etmektedir (Malawi, Tanganyika çiklitleri). Bundan dolayıda beslediğiniz balığın isteklerine uygun pH değerini sağlamanız gerekmektedir.

Ani pH değişiklikleri balıkları strese sokar ve bundan kaçınılmalıdır. pH değerinin sabit ve kararlı olması balıkların sağlığı açısından önemlidir.

Amonyak ve Nitritler

Amonyak balık atıkları ile oluşur. Aşırı yem ve çürüyen bitkiler de fazla amonyak oluşumuna neden olabilir. Amonyak balıklar için zehirlidir ve filtre ortamı ve substrat içindeki biyolojik bakteriler tarafından tüketildiğinde doğal olarak akvaryumdan çıkarılmalıdır.

Balıklarınızın strese girmemesi için amonyak veya nitrit seviyelerinin düşük olmasına özen gösterin.

Acil durumlarda küçük su değişiklikleri ile amonyak seviyelerini düşürebilirsiniz.  Yine acil durumlarda fazla amonyağı nötralize etmek için bir su deklorinat solüsyonu kullanın.

Suyu değiştirmeye devam edin, çürümüş yol açan herhangi bir bitki veya malzeme varsa sudan alın. Mümkünse, seviyeleri düşürüp stabilize ederken balıkları başka bir stabil akvaryuma taşımak faydalı olur.

Nitratlar

Nitratlar, balıklarınız için amonyak ve nitrit gibi acil bir tehlike oluşturmaz. Bununla birlikte zamanla akvaryumda birikebilir ve balıklar için toksik olurlar.

Nitrat seviyeleri çok yükselirse (50 ppm +), balıklarda renk kaybı ve yem yememe gibi sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Nitratları olabildiğince 0 ppm’e yakın tutmak en iyisidir.

Bu, akvaryuma bitki koyarak yapılabilir. Bitkiler, ortamdaki azot, potasyum ve fosfor’u alır. Bu, akvaryumdaki mikro elementleri tam anlamıyla geri dönüştüren ve daha az bakım ve ayar gerektiren bir mini ekosistem yapmak için mükemmel bir yoldur.

Haftada en az bir kez su değişikliği yapmak faydalıdır.  Bunu yapmak, sudaki nitrat birikimini de azaltacak ve balıklarınıza daha sağlıklı bir ortam sağlayacaktır. Nitratlar sürekli yüksek seviyelerde bulunuyorsa, her hafta 2-3 su değişimi yapın.

Su Sertliği

Kararlılık (Buffering) Kapasitesi (KH, Alkanite)

Kararlılık kapasitesi, asit veya bazik maddeler katıldığında suyun pH değerini kararlı ve sabit tutma özelliğidir. pH ve kararlılık kapasitesi birbirleriyle direk olarak ilişkilidir ve birbirlerini etkilerler.

Eğer suyun yeterli miktarda kararlılık değeri varsa, bu eklenen asidi yutacak ve nötralize edecek dolayısıyla pH değerinde önemli bir değişiklik olmayacaktır.

Sert çeşme suyu yüksek kararlılık kapasitesine sahiptir. Eğer yüksek pH değerine sahipse asit değerini aşağıya sabit bir değere çekmek zorlaşır.

Tatlısu akvaryumlarında, suyun kararlılık kapasitesini etkileyen temel maddeler su içerisindeki çözülmüş karbonat ve bikarbonatlardır. Bundan dolayıda kararlılık kapasitesi yerine “karbonat sertliği”(KH) , “alkanite” gibi terimler de zaman zaman kullanılmaktadır.

Çoğu akvaryum test kitleri KH ölçmektedir. Eğer KH değeriniz 4.5 altındaysa , akvaryumunuzun pH değerine dikkat etmeniz gerekir.

Periyodik olarak su değiştirmeyi ihmal ettiğiniz zamanlarda bu oldukça önemlidir. Zaman içerisinde nitrojen çevriminin bir ürünü olan nitrat, suyu düşük pH seviyelerine çekecektir.

pH değeriniz aylık olarak 0.2 değerinde düşmekteyse ya suyun KH değerini yükseltin yada periyodik olarak akvaryum suyunu değiştirin ama KH değerini yükseltmek daha kolay ve iyidir.

Yüksek KH, daha fazla tampon kapasitesi anlamına gelecektir. Çoğu akvaryum balığı, yüksek karbonat sertliğinden hoşlanmaz, 80 ppm civarındaki KH, iyi bir tampon görevi görmesi ve akvaryum balıkları için tolere edilebilir olması nedeniyle uygun bir seviyedir.

KH’yi Yükseltmek

Daha yüksek bir KH, pH’ınızın zamanla yavaş yavaş düşmesini de önleyecektir. KH, akvaryuma az miktarda sodyum bikarbonat katılarak artırılabilir. Su değişimi yapılırken bu da tamamlanmalıdır.

1.5 çay kaşığı sodyum bikarbonat 95 litre suyun KH’ini yaklaşık 2 derece artırır. Bu ölçüye göre akvaryumunuza gerekli miktarda  sodyum bikarbonat ekleyebilirsiniz.

Eğer KH’yi sürekli yüksek tutmak gerekiyorsa, filtrede ezilmiş bir mercan torbası kullanılabilir. Yarım yumruk büyüklüğünde bir torbayla başlayın ve zamanla arttırın.

Mercan aynı zamanda pH’ı da yükselttiğinden pH dalgalanmalarını önlemek için küçük miktarlar ilave ettiğinizden emin olun.

GH

GH, suyun genel sertliğidir. Genel sertlik su içinde çözünmüş magnezyum ve kalsiyum iyonlarının konsantrasyonlarına denir.

Balıkların sert yada yumuşak su sevdikleri söylendiğinde bahsedilen değer GH değeridir (KH değil).

Filtrelenmiş suya kıyasla musluktan su içtiğinizde suyun GH’sındaki farkı hissedebilirsiniz. Musluk suyu çözünmüş minerallerle doludur ve serttir.

Balıklar türlerine göre sert veya yumuşak suları tercih ederler. Çoğu tür, aşırı uçlar olmadıkça  yumuşak veya sertliği değerlere yaklaşmadığı sürece sertlik aralığını tolere edebilir.

Genellikle kural olarak, pH arttıkça GH daha yüksek olur.

dH birimi “degree hardness” kelimesinin kısaltmasıdır ve sertlik derecesi anlamına gelir, ppm birim “parts per million” kelimesinin kısaltmasıdır ve bir milyon içinde bulunan parçacıklar yada kısımlar manasına gelir, mg/L değerine çok yakindir.

1 dH 17.8 ppm ye eşittir.

Bir çok test kit’i su içindeki kalsiyum karbonat değerini ölçer. Her ne kadar su sertliğinin yalnızca bu elementten oluşmadığı bilinse de genel kaide olarak kabul edilmektedir.

0 – 4 dH, 0 – 70 ppm : çok yumuşak
4 – 8 dH, 70 – 140 ppm : yumuşak
8 – 12 dH, 140 – 210 ppm : orta sert
12 – 18 dH, 210 – 320 ppm : oldukça sert
18 – 30 dH, 320 – 530 ppm : sert

GH’yi ayarlama

GH oldukça kolay bir şekilde yükseltilebilir. Akvaryumun pH ve tampon düzeylerini yükseltmekle birlikte, filtre torbasına yerleştirilen kireç taşı çipleri, çözünmüş katıları suya süzer ve GH’yi sürekli olarak artırır.

GH’yi etkin ve güvenli bir şekilde yükseltmek için yine tanka ve filtreye küçük mercan torbaları da de ilave edilebilir.

GH’yi düşürmek biraz daha zor ve masraflı olabilir. Akvaryum suyunu RO ters osmoz suyu ile seyreltmek, çözünmüş katı miktarını azaltacaktır. RO suyunda çözünmüş parçacıklar yoktur. Bu, sudaki çözünmüş tuzların miktarını da azaltarak sertliğini azaltır ve GH’ı düşürür.

Turba, ahşap veya bitkisel substratlar da  GH’yi düşürebilir, ancak büyük bir olasılıkla aynı anda pH değerini de düşüreceklerdir.

Akvaryum için Çeşme Suyu Kullanımının Olası Zararları Nelerdir ?

Çeşme suyundaki fazla klor balıkların ölümüne sebep olan en önemli faktörlerden birisidir.

Akvaryum almaya niyet etmiş çoğu kişi o heyecanla akvaryumuna çeşme suyu doldurup balıkları salıverir. Birkaç saat veya gün sonra ise heyecanla aldığı balıklarının toplu ölümüne şahit olur. Bu durum sık görülür ve nedeni aşırı klor’dur.

Peki Sudaki Klor Nasıl Uzaklaştırılır ?

Sudaki fazla kloru elimine etmek kolaydır. Temiz bir kovaya musluk suyu doldurun ve  ağzı açık 5 gün dinlendirin.

Suda ayrıca birtakım ağır metaller de olabilir. Bunlar daha az görülse de daha tehlikelidir. Sadece balıkları değil bitkileri de zamanla öldürebilirler. Bu nedenle içeriğini bilmediğiniz (göl, kaynak suyu vs) kullanmayın.

Hazır Su Hızlandırıcıları Nedir, Nasıl Kullanılır ?

Ticari olarak satılan kaliteli (sera, tetra, seachem..) markaların ürünleri ile  varsa sudaki ağır metalleri bağlayabilir, kloru ve çözülmemiş tuzları nötralize edebilirsiniz.

Bu ürünlerde ayrıca B kompleks gibi vitaminlerde vardır, balıkların strese girmelerini azaltırlar.

Sudaki fazla amonyum ve nitrit’, “sera nitrivec” gibi bir ürünle uzaklaştırılabilir.

Suyu doldurduktan sonra hemen balıkları koymayın, filtre ve ısıtıcı açık şekilde en az 1 hafta bekleyin.

Dilerseniz çeşme suyu yerine hazır satılan damacana suyu da kullanabilirsiniz. Hazır suların pH değerleri genelde 6.5 – 7.5 aralığındadır  ve birçok bilindik tür için uygundur.

Akvaryum Suyunun Özellikleri Ne Olmalıdır ?

Ünlü markaların hemen hepsinin suyun pH ve sertlik derecelerini ölçen testleri bulunmaktadır. Bu testleri özellikle büyük akvaryum sahiplerinin ve  sık ölçüm gerektiren türleri besleyenlerin kullanması ve gereken ayarları yapması uygundur.

Diskus ve Ramirezi gibi türler asidite ister ve yumuşak sulardan hoşlanırlar. Çok sert sulu akvaryumu olanlar ya bu tür balık almamalılar yada akvaryumu  en yumuşak ve düşük pH’lı su  ile doldurulmalılar.

Afrika Çiklitleri ise sert sulardan hoşlanırlar.

Özellikle yeni kurulan akvaryumlarda pH yükseltici kullanılacaksa, sudaki amonyak/amonyum, nitrit, nitrat düzeylerini ölçmek için testler kullanılması iyi olur.

Akvaryum Boyutu ve Su Miktarı Nasıl Ayarlanmalı ?

Akvaryumun derinliği ve su miktarı balıkların sayısı ve büyüklükleriyle orantılı olmalıdır. Dar su alanı olan akvaryumlarda balıklar oksijensiz kalabilirler. Bu gibi durumlarda balıklar su yüzeyine toplanırlar.

İdeal ölçü her 5 cm lik balığa 1.5 lt lik su şeklindedir.

Akvaryumlarda oksijen dengesini sağlamak için  bitkilerden yararlanılabilir. Yeteri kadar bitki ekilmiş akvaryum oksijen bakımından zengindir ancak unutulmamalıdır ki bitkiler ancak yeterli ışık alırlarsa oksijen verirler, yeteri kadar ışıklandırılmamış akvaryum bitkileri CO2 salarlar ve bu da balıklarınız için zararlıdır.

Sürekli yetersiz ışıkta kalan bitkiler ayrıca çürürler ve nitratlar oluşabilir. Akvaryumunuza bitkiler vasıtası ile oksijen sağlamayı düşünüyorsanız bitkiler hakkında yeterli bilgiye sahip olmanız gerekmektedir.

Balık sayısı uygunsa, akvaryumun hacmi, ışıklandırma ve bitkilendirme iyi yapılmış ise ayrıca bir oksijen sağlayıcısına gerek yoktur. Aksi halde bir hava motoruna ihtiyacınız vardır.

Hava motorlarının sağladığı oksijenin suda en kısa sürede erimesi için hava taşı kullanmanızda fayda vardır. Hava taşları hava kabarcıklarını ince partiküller halinde akvaryuma bırakırlar ve oksijenin en kısa sürede erimesini sağlarlar.

Filtreli havalandırma yapacaksanız, akvaryum zemininde biriken pislik ve yem artıklarının yaratacağı zehirli CO2 birikimlerinden de kurtulmuş olursunuz.

Akvaryumda Distile Su Kullansam Ne Olur ?

Distile suyu akvaryumda direk olarak kullanmak uygun değildir. Distile olduğu için KH değeri sıfırdır, buda çok küçük düzeylerde asit eklendiğinde suyun asit değerini büyük ölçekte etkilediğinden balıklarda stres yaratır.

Distile su kullanılacaksa ya çeşme suyu da katılmalı yada mineral, tuz içeren maddeler katarak hazırlanmalıdır.

Akvaryumda ALG Neden Oluşur ?

Fosfat, nitrat gibi fosfat konsantresi yüksek olan bitkili akvaryumlarda alg problemi başlar. Satın alırken fosfat içermeyen bitki gübresi almak en doğrusudur.

Özet Pratik Bilgiler

pH Değerinin Değiştirilmesi

Kimyasallar ekleyerek pH değerinizi yükseltebilir veya düşürebilirsiniz.

Genel yöntem  suya karbonat ekleyip suyu denge değerine (kararlı yapıya) getirmek ve pH değerini istenilen seviyede ayarlamaktır.

Suyun pH değerini düşürmek için HCL yani hidroklorik asit kullanılabilir. Bu işlem yapılırken oldukça dikkatli davranmak gerekir.

Akvaryumunuzdan belli miktarda su  alıp bir kaba koyun ve KH, pH değerini ölçün. Daha sonra damlalıkla asit ekleyin ve pH ölçümü yapın.

Eğer suyun KH değeri yüksekse, ilk başlarda eklediğiniz asit nötralize olacak ve pH değerinde bir süre düşme olmadığını gözleyeceksiniz. İstenilen pH değerine ulaşıldığında kaç damlada bu değere ulaştığınızı not alın ve akvaryum suyunuzun hacmine oranlayarak akvaryumunuza kaç damla asit koyacağınızı hesaplayarak uygulayın.

Bir diğer asit fosforik asittir (genellikle akvaryumcularda satılan asit düşürücü ürünler fosforik asit içerir). Dezavantajı fosfor içerdiği için yüksek düzeyde kullanıldığında, akvaryumunuzda zaman içerisinde ciddi alg problemleri başlar. Hidroklorik aside göre avantajı ise, pH ın daha kararlı bir yapıda düşürülmesidir.

KH değerini ayarlamadan pH değerini emniyetli bir şekilde düşürmenin diğer yöntemi ise akvaryuma karbondioksit (CO2) vermektir. Karbondioksit suda çözülürken bir kısmı karbonik asite dönüşerek suyun pH değerini aşağı çekmektedir. Bu işlem genellikle bitkili akvaryumlar için tavsiye edilir.

Suyun pH değerini yükseltmek için sodyum bikarbonat kullanmak en pratik yöntemdir.

Suyun Yumuşatılması Nasıl Yapılır ?

Bazı balık türleri (diskus, melek, kardinal tetra, neon..) yumuşak suyu severler. Sert suda yaşamlarını sürdürebilselerde, üretim söz konusuysa yumuşak suya ihtiyaçları vardır.

Yumuşak su elde etmenin en iyi ve en pratik yöntemi “ters osmos arıtma sistemi” kullanmaktır. Bu tarz bir fitrasyonla, saf suya yakın (% 96-99 saf) su elde edebilirsiniz. Daha öncede belirtildiği gibi saf su akvaryumda kullanılmaz.

En pratik yöntem klor, klorominlerden arındırılmış çeşme suyunun belli oranlarda katılmasıdır.

Bir diğer yöntem ise kalsiyum karbonat, sodyum bikarbonat, magnezyum sülfat gibi kimyasallar ekleyerek suyun sertliğinin ayarlanmasıdır.

Aşağıdaki tablolarda sırasıyla deniz ve tatlı su balıkları için ideal akvaryum suyu parametrelerini bulabilirsiniz.

Tropikal Deniz Balıkları Akvaryum Suyu Genel Parametreleri

 

PARAMETRE Önerilen Seviyeler:
Reef Akvaryum
Önerilen Seviyeler:
FOWLR Akvaryum
Önerilen Seviyeler:
Coral Reef  Akvaryum
Dansite 1.023 – 1.025 1.020 – 1.025 1.025
Sıcaklık 22 – 26 °C 22 – 26 °C 28 °C
pH 8.1 – 8.4 8.1 – 8.4 8.0 – 8.5
Alkalinite 8 – 12 dKH 8 – 12 dKH 6 – 8 dKH
Amonyak (NH3) Saptanmamalı Saptanmamalı Sıfıra yakın
Nitrite (NO2) Saptanmamalı Saptanmamalı Sıfıra yakın
Nitrat –
Nitrojen (NO3)
     
Fosfat (PO4)      
Kalsiyum 350 – 450 ppm 350 – 450 ppm 380 – 420 ppm
Magnezyum 1250 – 1350 ppm 1150 – 1350 ppm 1300 ppm
İyot 0.06 – 0.10 ppm 0.04 – 0.10 ppm 0.06 ppm
Stronsiyum 8 – 14 ppm 4 – 10 ppm 8 – 10 ppm

 

Tatlı Su Balıkları Akvaryum Suyu Genel Parametreleri

PARA

METRE

Tatlı Su Balıkları

(Tetra, Rasbora, Cory, Zebra, Loach)

Afrika Çiklet Tatlı Su Bitkileri &
Diskus
Brackish

(Acı su)

Durgun su
Sıcaklık 22 – 26 °C 22 – 26 °C 24 – 30 °C 22 – 26 °C 0.5 – 30 °C
pH 6.5 – 7.5 7.8 – 8.5 6.0 – 7.5 7.5 – 8.4 6.5 – 7.5
Amonyak 0.0 0.0 0.0 0.0 0.0
Nitrit 0.0 0.0 0.0 0.0 0.0
Nitrat          
Alkalinite
(KH)
4 – 8 KH 10 – 18 KH 3 – 8 KH 10 – 18 KH 4 – 8 KH
GH 4 – 12 GH 12 – 20 GH 3 – 8 GH 12 – 20 GH 4 – 12 GH

Gelelim en meşhur bazı balık türlerine;

Akvaryum Balık  Türleri

Antias :

Anthiaslar “plankton” adı verilen ve bir kısım deniz yosununu da içinde bulunduran mikroskobik organizmalarla beslenirler. Akvaryum ortamında bir çok yemle beslenebilirler ama asıl tercihleri planktonlar ve canlı veya donmuş yemlerdir.

Sık yemleme anthiaslar için gereklidir.

Anthiaslar genellikle kayalık ortamlarda yaşarlar.

Anthias beslemeye niyetli olanlar  bir erkek ve birkaç dişi anthias almalıdır. Birden fazla erkek anthias alınırsa kuvvetli olan hayatta kalır.

Ani ısı değişikliklerine tepki verdikleri için ısının sabitleneceği akvaryumlarda daha sağlıklı yaşarlar.

Akvaryum ortamnda 13 – 14 cm.ye kadar büyüdüklerinden, yüzmek için geniş akvaryuma ihtiyaç duyacaklardır. Bu da akvaryumun 300 litreden az olmaması anlamına gelir.

Anthiaslar resif akvaryumlarında da, balık akvaryumlarında da rahatlıkla beslenebilirler.

Blenny :

Blenny’ler özellikle resif akvaryumu için iyi birer seçimdirler.

Saldırgan değildirler ve diğer balıklarla da iyi geçinirler.

Bu balıkların en büyük dezavantajları, beslenme zamanı dışında bir kaya ya da bir mercan içinde veya civarında saklanmalarıdır. Bu yüzden satın aldığınız blenny’i çok sık göremezsiniz.

Bu türe ait olan balıkların çok büyük bir çoğunluğu İndo – Pasifik kökenlidir. Kızıl Deniz’de ve Karayipler’de de bulunan birkaç blenny vardır.

Bazı istisnalar dışında, ortalama boyları 7 – 8 cm. civarındadır

Butterfly :

Bu genus’un ortak özelliği, doğada mercanlarla ve polyplerle besleniyor olmalarıdır. Bazı kabuklu canlılara ve istiridyelere de iştahla yaklaşırlar. Bu yüzden kesinlikle resif akvaryumlarında beslenmemelidirler.

Akvaryuma bambaşka hava getiren butterfly’ların en büyük dezavantajı akvaryuma adaptasyonlarının düşük olmasıdır. Bazılarında yem yeme problemi olurken, bazıları da kapalı ortama ayak uydurmakta zorluk çekerler.

Eğer butterfly beslemek istiyorsanız, bu riskleri göze alarak yola çıkmanız gerekir. Beğendiğiniz butterfly hakkında önceden mutlaka araştırma yapmalısınız.

Temel olarak İndo – Pasifik kökenli olan bu balıkların Kızıl Deniz’de ve Karayipler’de yaşayan türleri de vardır. Yetişkinlerin boyları 12 cm. ile 30 cm. arasında değişir.
Adaptasyon sorununu azaltmak için 7-8 cm.den küçük ve 15 cm.den büyük butterfly’ları almamakta fayda vardır.

Eğer bu kıstasların dışında bir seçim yapıyorsanız, balığı satın aldığınız akvaryumcudan uzman desteği almalısınız.
Butterfly’lar yem konusunda seçici davranırlar. Bu yüzden protein ağırlıklı yem verilmeli, mümkünse haftada birkaç kez midye verilmelidir.

Palyaço :

Palyaço” balıkları ya da “Anemone” balıkları, deniz balıkları içinde en popüler olanlardandır. Doğada tüm hayatlarını bir anemonun içinde ya da yakınında geçirirler. Kendilerine ev sahipliği yapacak bir anemon bulduklarında içine yerleşirler ve hayatlarının geri kısmını o anemonun içinde geçirebilirler.

Palyaço balığının anemon ile yaptığı işbirliği görülmeye değerdir. Anemonun kolları zehirli olduğundan, genelde canlılar pek yaklaşmaz. Bu yüzden palyaço balığı, derisini kaplayan özel bir mukoza sayesinde anemonun zehirinden etkilenmeden, kendisine diğer canlılar tarafından rahatsız edilmeyeceği bir sığınak bulmuş olur.

Palyaço balığı da anemonun sağladığı bu olanağa karşılık olarak hem anemonu bazı canlıların saldırılarından korur, hem de kendisi beslendikten sonra üzerinde yemek artıkları ile anemona geri dönerek anemonun beslenmesine yardımcı olur.

Palyaço balıklarının hemen hemen tamamı İndo – Pasifik kökenlidir. Fakat son yıllarda üretim çiftliklerinde de çoğaltılmaya başlanmışlardır.

Palyaço balıkları cinsiyetsiz doğar. Zaman içinde sürünün içinde en dominant olan balık en çabuk gelişen olur ve dişiye dönüşür. İkinci dominant balık ise dişiden biraz küçüktür ve erkeğe dönüşür. Geri kalanlar hayatlarına cinsiyetsiz olarak devam ederler.

Eğer dişi ölürse, gruptaki erkek balık dişiye dönüşür ama sistem tersine çalışmaz: dişiye dönüşen balığın bir daha erkeğe dönüşme şansı yoktur.

Dottyback :

Dottyback’ler renkli ve hareketli balıklardır. Ortalama 10 cm.ye kadar büyüyebilen bu balıklar, içinde saklanmak için birçok delik bulabilecekleri kayalık ortamlardan hoşlanırlar.

Başka balık türleriyle çok kolay geçinebilen dottyback, kendi türleri ile kavga eder. Kavga sebebi de bu balıkların bölgesel davranış göstermeleri, akvaryumu kendi bölgeleri olarak sahiplenmeleridir.

Dolayısıyla, ya akvaryuma bir dottyback konmalıdır ya da aynı anda birkaç dottyback birden alınmalıdır. Önce bir dottyback alıp belli bir süre sonra başka bir tane almayı düşünüyorsanız, sonradan gelenin hayatını riske atıyorsunuz demektir. Bu yüzden sonradan eklenecek dottyback sayısı birden fazla olmalıdır. Böylece akvaryuma ilk konan dottyback’in ilgisi ve saldırısı bölüneceğinden, sonradan konanların yaşama şansı olabilir.

Resif akvaryumlarında da, mercan akvaryumlarında da beslenebilen dottyback’lere verilecek yemlerin birkaç çeşit olması gerekir. Bu sayede renklerindeki canlılığı sürdürebilirler.

Bazı balıklar çok hareketli olduklarından ve sürekli gözönünde bulunmadıklarından, fotoğraflanmaları da çok zor olmaktadır. Dottyback’ler de bu tip balıklardandır.

Cüce Angel :

Cüce Angel’lar, akvaryum ortamına kolaylıkla uyum sağlayabilen, çok renkli ve dayanıklı balıklardır.

Boyları 10 – 12 cm. civarındadır. Bu balıklar da tıpkı büyük Angel’lar gibi bölgesel davranışlarda bulunurlar. Bu yüzden aynı türler kendi bölgelerini koruma güdüsüyle kavga edebilirler.

Akvaryuma birden fazla Cüce Angel konacaksa renkleri birbirinden farklı türlerin seçilmesi daha doğru olur.

Cüce Angel’ların yem konusunda pek seçici davranmazlar. Doğada mikroalglerle ve bazı mercanlarla beslenirler. Akvaryum ortamında değişik pul ve granül yemleri severek yerler. Alg ihtiyaçlarını karşılamak için kurutulmuş yosun da verilebilir.

Akvaryumda kayalık ortamlara ihtiyaç duyarlar. Gerektiğinde saklanabilecekleri delikler ve mağaralar bulmak isterler.

Goby :

Goby’ler genel olarak sakin ve durağan balıklardır.

30 cm.ye kadar büyüyebilen cinsleri olmasına rağmen, ortalama 10 cm. olan bu balıklar, içinde saklanabilecekleri ortam ararlar. Bu ortam içinde birçok delik bulabilecekleri kayalık da olabilir, akvaryum zeminindeki ince taneli kum da.

Resif akvaryumlarında da, mercan akvaryumlarında da beslenebilen goby’ler çok fazla ortalıkta görünmezler. Yem verdiğinizde bazen ortaya çıkabilirler, ama daha çok akvaryum ortamı sakinken kendi yemlerini fazla dikkat çekmeden bulmaya çalışırlar.

Hawkfish :

Hawkfish, ilgisini çeken birşeye şahin gibi hızlı bir şekilde süzülmesi özelliğinden dolayı bu ismi almıştır.
Genelde oldukça hareketli ve meraklı olan bu balıkların bazı cinsleri  kayaların ya da mercanların üzerine konuşlanıp günlerini sabit bir şekilde geçirebilir.

Akvaryumdaki balıkların büyük çoğunluğu ile iyi geçinen Hawkfish’in tek dezavantajı bazı cinslerde görülen bu “sabitlenme” sorunudur.

Akvaryumda besleyebileceğiniz türler içinde, “Long Nose Hawkfish” dışındaki tüm Hawkfish’lerin ağızları büyük olduğundan akvaryuma konacak küçük balıklara ve minik karideslere dikkat edilmelidir. Bu küçük canlılar her an bir Hawkfish tarafından yutulabilir.

Bu yüzden Hawkfish olan bir akvaryuma minik karides ya da çok küçük goby veya blenny alınacaksa bu özellik değerlendirilerek alnmalıdır.

Ağırlıklı olarak İndo – Pasifik’te görülen bu balıkların Kızıl Deniz’de ve Karayipler’de yaşayan birkaç türü de vardır.

Hogfish :

Hogfish aslında wrasse’in bir alt grubudur.  Yavru halinden yetişkin haline kadar çok renkli bir görünüm veren, akvaryumdaki diğer balıklarla sakince geçinen, sağlam yapılı ve yem problemi olmayan Bodianini alt türüne ait bir balıktır.

Hogfish çok meraklı ve araştırmacı bir balıktır. Sürekli gezer. Bu yüzden de büyük akvaryuma ihtiyaç duyar. Ara sıra saklanmak da isteyeceğinden, akvaryumda bir miktar kaya olmasında da fayda vardır.

Resif akvaryumlarında da, balık akvaryumlarında da rahatlıkla beslenebilen Hogfish’e verilecek özel bir yem yoktur. Yem ayrımı yapmaz.

Atlantik, Pasifik ve Hint Okyanuslarının dönenceler arasında kalan bölümlerindeki kayalık ortamlarda Hogfish’e rastlamak mümkündür.

Tang :

Tang’ler, Acanthuridae genus’una aittir. Acanthuridae kelimesinin kökeni Latince’deki Acanthus (diken) kelimesine dayanır.

Bu genus’un ortak özelliği, kuyruklarının hemen başlangıcındaki keskin diken(ler)e olmasıdır. Bu keskin dikeni, kavga esnasında birbirlerinin vücuduna batırıp kesmeye çalıştıklarından bu balıklara “Surgeon Fish – Cerrah Balığı” da denir.

Doğada çoğunlukla gruplar halinde dolaşmalarına karşın, akvaryumda bölgesel davranışlarda bulunurlar. Kendi bölgelerini koruma güdüsüyle kavga edebilirler.

Akvaryuma birden fazla aynı tür Tang konacaksa, hepsini aynı zamanda koymak daha akıllıca olur.
“Tang”, Almanca’da deniz yosunu” anlamına gelir. Bu isim konurken balığın beslenme şeklinden ilham alınmıştır. Tang’ler isimlerinin anlamından da anlaşılacağı gibi otobur balıklardır. Bu yüzden ağırlıklı olarak kurutulmuş yosun veya yosun içerikli pul ya da granül yemlerle beslenmelidir.

Tang’lerin birkaç cinsi hariç geneli çok sakin hayvanlardır. Bu yüzden resif akvaryumunda veya balık akvaryumunda rahatlıkla beslenebilirler.

Trigger :

Trigger’lar “tetik” ismini, sırt yüzgeçlerindeki dikenleri kilitleyen mekanizmadan almışlardır. Eğer trigger sırt yüzgeçlerini açmışsa, o yüzgeçleri ne kadar uğraşsanız da kapatamazsınız. Bu yüzden trigger yakalamak zordur.

Balık korkup bir kaya oyuğuna girerse ve sırt yüzgeçlerini de kilitlerse, onu o oyuktan kesinlikle çıkaramazsınız.
Trigger’ların çok renkli, kalın ve dikenli pulları vardır. Doğal ortamlarında grup oluşturmazlar, tek başlarına ya da eşli gezerler.

Gövdesini kıpırdatmadan sadece yüzgeçleriyle kendi ekseni etrafında dönmesine, ileri doğru giderken bir anda geri geri yüzmesine tanık olabileceğiniz trigger’lar için “evcil hayvan” da diyebilirsiniz. Yem vermeye başladıktan bir süre sonra sizi tanıdığını fark edebilirsiniz.

Ağırlıklı olarak İndo- Pasifik kökenli olan bu balıkların Kızıl Deniz’de ve Karayipler’de görülen birkaç türü de vardır.
Etçil balıklar olan trigger’lar genellikle kabuklularla ve deniz kestanesi gibi dipte yaşayan canlılarla beslenirler.

Fakat diğer balıklara, hatta dalgıçlara bile saldırabildiklerinden trigger beslemek isteyenler için ideal olanı ayrı bir trigger akvaryumudur. Fakat riski göze almak isteyenler balık akvaryumlarında da trigger besleyebilirler.

Wrasse :

Wrasse’ler çok kalabalık bir ailedir. Birçok türü, yetişkinliğe erişene kadar birkaç evre geçirir. Bu yüzden satın aldığınız wrasse’in 5 sene sonraki renkleri bugünkünden çok farklı olabilir. Buna hazırlıklı olunması gerekir…

Wrasse’ler hiperaktif balıklardır. Korktuklarında ya da uyumak istediklerinde kendilerini kuma gömerler. Küçük kabuklularla ve omurgasız canlılarla beslenirler.

Wrasse’lerin birçoğu cismen büyüyeceğinden belli bir zaman sonra büyük balıkların kuma saklanma eğilimleri akvaryumunuzda belli yıkımlara sebebiyet verebilir. Bu sebeple, alacağınız wrasse’in ne kadar zamanda ne kadar büyüyebileceğini satıcınıza danışıp öyle almanızda fayda vardır.

Resif akvaryumlarında da, mercan akvaryumlarında da beslenebilen wrasse türleri aşağıda belirtilmiştir

Discus :

Hem Cichlidae familyasının hem de tatlısu akvaryumlarının en güzel balıklarından biri kuşkusuz Discus’tur. Gerek şekilleri, gerek renkleri dolayısıyla birçok akvaryumseverin tutkusu haline gelmiştir.

Bakımı süreklilik gerektirdiği için amatör akvaryumseverleri biraz uğraştırabilir. Bu yüzden Discus akvaryumu kurmadan önce bu balıkların doğal ortamları hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.

Discus’lar Güney Amerika’daki Amazon bölgesinin dingin sularında yaşarlar. Bu suların özelliği oldukça sıcak, berrak ve hafif asidik olmalarıdır.

Bu su koşullarının sağlandığı akvaryumlarda rahatlıkla beslenebilirler.

Akvaryum ortamında gördüğümüz Discusların çok büyük bir çoğunluğu melezdir.

Cichlid :

Hem renklerinin güzelliğiyle, hem sosyal yaşamlarıyla cichlidler, akvaryum dünyasının en ilgi çekici balıklarındandır.

Cichlid’lerin dünya üzerinde değişik kıtalarda ve çeşitli göllerde yaklaşık 1300 kadar türü bulunur.

En yaygın oldukları kıta Afrika’dır: 1,300 türün yaklaşık 1,000 kadarı Afrika göllerindedir. Geriye kalan türler ise Orta ve Güney Amerika’daki, Madagaskar’daki ve Güney Batı Asya’daki göllerde ve nehirlerdedir.

Bakımı süreklilik gerektirdiği için amatör akvaryumseverleri biraz uğraştırabilir. Bu yüzden Cichlid akvaryumu kurmadan önce satın alınması düşünülen cichlidlerin doğal ortamları hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.

Ülkemizde en sık rastlanan cichlid türleri Afrika’nın Malawi ve Tanganyika göllerinin türleridir.

Yazımız burada sona eriyor.

Evinde günün stresini atmak ve iyi bir hobi edinmek isteyenlere  akvaryum iyi bir seçenek olacaktır.

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: