Bulimia Nervosa Nedir, Belirtileri, Tanısı ve Tedavisi

Bulimia nervosa olarak da adlandırılan Bulimia, çeşitli yeme bozukluklarından biridir. Bu zihinsel hastalık kilo kaybı peşinde koşuşturma ve bir şekilde yiyecek ve/veya ilişkili kalorileri temizleme olaylarıyla karakterizedir.

Anoreksiya hastalığının tersi de denebilir. Anoreksiya hastaları hiç yemek yemezler, bulimia hastaları ise aşırı yer ve kusarlar.

Amerika’da ergenlik çağındaki kızların yaklaşık % 1 – 2 kadarında bulimia mevcuttur. Bulimia ayrıca, sıklıkla, bedensel dismorfik bozukluk ile birlikte ortaya çıkmaktadır; bu da, kişilerin kilolarının ötesinde bedensel görünümlerinde kötülük, arıza olduğunu düşünmelerinin bu hastalığı tetiklediğini düşündürmektedir.

Yeme bozukluğu olan kadınlarda, gebelik ve doğum oranlarının daha düşük olması nedeniyle daha yüksek infertilite oranları mevcuttur.

Bu hastalık hem fiziksel hem de zihinsel sağlık etkileri nedeniyle önemli bir halk sağlığı problemidir. Bulimia sıklıkla depresyon, kaygı ve madde kötüye kullanım bozukluklarıyla birlikte görülür ve depresyon ve anksiyete nedenli özürlülükten daha yüksek verimlilik kaybına neden olur.

Bulimiya nedenleri ve risk faktörleri nelerdir ?

Bulimia için bilinen spesifik bir neden bulunmamasına rağmen, aile öyküsü ve çevresel stres faktörlerinin hastalığın gelişimine katkıda bulunduğu düşünülmektedir.

İstatistikler, hastalıkları geliştiren insanların yaklaşık dörtte üçünün 22 yaşına gelmeden, çoğunlukla 15 ila 16 yaşlarında olduklarını gösterdiği için, ergenler en büyük riski taşıyor.

12 yaşına kadar herhangi bir yeme sorunu olan ergenler bulimia geliştirmek için daha yüksek risk altındadır.

Yüksek beden kütle indeksi yani şişmanlık veya obezite, düşük benlik saygısı ve maddi zorluklardan muzdarip bir aileye ait olmak  risk faktörleridir.

Jimnastik, koşu, güreş, at binme veya modellik gibi inceliği büyük ölçüde ödüllendiren etkinliklere katılmak bulimiya geliştirmek için diğer risk faktörleridir.

Bulimia belirtileri nelerdir ?

Bulimia belirtileri, tekrarlama ve temizleme bölümlerini içerir. Binge eating yani tıkınırcasına yeme, çoğu zaman  kısa bir zaman periyodunda tüketebileceğinden çok daha fazla olan kontrolsüz yeme  atakları ile gider.

Tasfiye davranışlarına örnek olarak kusma, oruç tutma, aşırı egzersiz ya da müshil ilaçlar, diyet hapları, diüretikler veya diğer ilaçların kötüye kullanılması sayılabilir.

Bulimia hastalarında tükürük bezleri şişebilir ve büyük yanaklı görünüm oluşabilir. Ayrıca kabızlık, dehidrasyon, kuru cilt ve saçlarda incelme görülebilir.

Bulimia tanısı nasıl konur ?

Psikiyatristler, psikologlar, veya sosyal hizmet uzmanları geniş bir tıbbi anamnez ve fizik muayene ile tanıya gider.

Bulimia diğer tıbbi durumlarla ilişkili olabilir, bu nedenle ilk değerlendirmede belirtilerin diğer nedenlerini ortadan kaldırmak için rutin laboratuvar testleri yapılabilir.

Bulimia’nın tedavisi nasıldır ?

Bulimia’nın tedavi etkinliği üzerine yapılan araştırmalar bulimia için psikoterapi tedavisinin ilaç veya davranış terapisine göre daha üstün olduğunu göstermektedir.

Bilişsel davranış terapisinin bu yeme bozukluğunun tedavisinde diğer psikoterapi biçimlerinden biraz daha üstün olduğu düşünülmektedir. Bu psikoterapi şekli, bulimian’ı hafifletmeye ve yeme bozukluğu çeken kişinin bazı konularda kendi düşüncelerini değiştirmesine yardım ederek atakların geri gelme olasılığını azaltmaya yardımcı olur.

Aile terapisi, özellikle de ergen hastalar için bulimian tedavisinde sıklıkla kullanılır. Genellikle üç aşamada gerçekleşir:

Başlangıçta aile, ergenlerin uygun gıdaları almalarına yardımcı olmak için terapistle birlikte çalışır.

Bulimik birey, olumsuz yeme davranışlarını kontrol etmeye başladıktan sonra, uygun beslenmeyi sürdürme sorumluluğunu üstlenmeye ve davranışları ortadan kaldırmaya özendirilir.

Tedavinin son aşamasında, ergenin daha genel yaşam konuları ele alınmakta ve buliminin normal aktivitelere ve normal gelişim üzerine olan etkileri incelenmektedir.

Beslenme danışmanlığı, bulimik bireyin sağlıklı bir şekilde nasıl diyet yapacağını öğretmeyi içerir. Hastalığın tasfiye davranışlarına girme eğiliminin azaltılmasına yardımcı olduğu bulunmuştur.

Bulimia’nın ilaç tedavisi ile ilgili olarak fluoksetin (Prozac), bu durumun tedavisi için ABD Gıda ve İlaç Dairesi tarafından onaylanmıştır.

Fluoksetin, serotonerjik antidepresanların (SSRI’lar) bir üyesidir. Diğer SSRI’lerin yanısıra, venlafaksin (Effexor) ve duloksetin (Cymbalta) gibi serotonin / norepinefrin geri alım inhibitörleri ve imipramin (Tofranil) ve amitriptilin (Elavil) gibi trisiklik antidepresanların aşırı miktarda yeme ve temizleme belirtilerini azalttığı gösterilmiştir.

SSRI’lerin trisiklik antidepresanlara (TCA) kıyasla daha az yan etkisi vardır. Ayrıca, SSRI’lar ortostatik hipotansiyona (otururken veya ayakta durduğunuzda kan basıncında ani düşüş) ve TCA’lar gibi kalp ritmi bozukluklarına neden olmaz.

Bu nedenle SSRI’lar genellikle bulimia için birinci basamak tedavidir. Diğer SSRI örnekleri paroksetin (Paxil), sertralin (Zoloft), sitalopram (Celexa), fluvoksamin (Luvox) ve esitalopramı (Lexapro) içerir.

SSRI’lar genellikle iyi tolere edilir ve yan etkiler genellikle hafiftir. En sık yan etkiler bulantı, ishal, ajitasyon, uykusuzluk ve baş ağrısıdır. Bununla birlikte, bu yan etkiler genellikle SSRI kullanımının ilk ayında ortadan kalkar.

Bazı hastalarda azalmış cinsel istek (azalan libido), gecikmiş orgazm veya orgazm yetersizliği gibi cinsel yan etkiler görülebilir.

Serotonin sendromu SSRI’ların kullanımı ile ilişkili ender fakat ciddi bir nörolojik durumdur. Yüksek ateş, nöbetler ve kalp-ritim bozuklukları ile karakterizedir. Bu durum genelde birden fazla psikiyatrik ilaç kullanan hastalarda görülme eğilimindedir.

Bulimia’nın komplikasyonları nedir ?

Bulimia’nın potansiyel tehlikeleri ciddi olabilir ve neredeyse her organ sistemini etkileyebilir.

Kusmaya neden olan maddeler, diyet hapları ve/veya diüretiklerin (idrara çıkma sıklığını artıran ilaçlar) kötüye kullanılması sonucu oluşacak malnütrisyon, bayılma, soğuk eller ve ayaklar, düşük kan basıncı, vücut kimyasındaki anormallikler (anormal elektrolit düzeyleri) yanı sıra, anormal hormon seviyeleri, infertilite sorunları başlıca komplikasyonlardır.

Sürekli komplikasyonlar bodur büyümeyi, azalmış kemik yoğunluğunu ve kişinin beyin yapısındaki değişiklikleri içerebilir.

Şiddetli komplikasyonlar ise düzensiz kalp atışı ve rektal prolapsus’u içerebilir.

Bulimia hastaları, yeme bozukluğu olmayan bireylere göre iki kat fazla ölüm riskine sahiptirler. İntihar, yüksek ölüm oranının önemli bir bileşenidir.

Bulimia’nın prognozu nedir ?

Depresyon gibi hastalıkların % 75’e kadar iyileşme oranına sahip olmasının aksine, bulimia hastalarının sadece % 45’inde tamamen iyileşme görülmektedir.

Çoğu tam iyileşme dört ila dokuz yıl sonrasında gerçekleşir. Bulimia hastalarının yaklaşık % 27’si tamamen düzelmeden iyileşirken, % 20’den fazlası kronik semptomlara veya başka bir yeme bozukluğuna sahip olmaya devam etmektedir.

Bulimia ölüm hızı yaklaşık % 0.3’dür, bu  % 5 olan anoreksiya’dan daha azdır.

 

Bulimia’yı önlemek mümkün mü ?

Psikoterapi, psikoterapiyi alanların bilgisini arttırdığı halde, davranışlarda çok fazla değişiklik göstermez.

Kişiye ailesinin desteği çok önemlidir. Bununla birlikte tam olarak önlemek zordur.

 

Yorum Yaz - Soru Sor