Çok uzun zincirli yağ asidleri

Çok uzun zincirli yağ asidleri testi başlıca olarak peroksizomal hastalıkların ve Refsum hastalığının tanısında kullanılır.
Günümüzde peroksizomal hastalıklar 2 büyük sınıf altında kategorize edilmektedir:

1. Peroksizomal biyogenez bozuklukları: Bu grupta Pex anormallikleri ve çoklu proksizomal enzim eksiklikleri temel patolojiyi oluşturur. Hastalarda histokimyasal boyamalarda peroksizomların sayılarında azalma, mevcut peroksizomlarda ise genişleme ve şekil bozuklukları izlenir. Biyokimyasal analizlerde
• plazmada artmış çok uzun zincirli yağ asidleri,
• artmış plazma fitanik asid,
• artmış plazma pristanik asid
• eritrositlerde plazmalojen lipidlerde azalma
• anormal safra asidleri ara ürünlerinde artış izlenir.
Peroksizomal biyogenez bozukluklarında hastaların tümü aynı biyokimyasal paterni gösterirler. Bu nedenle ayırıcı tanının biyokimya testleri ile yapılması mümkün değildir. Normal bir peroksizomal aktivite için en azından 19 adet normal Pex geni gereklidir. Klinik olarak bu gruptaki hastalıklar 4 fenotip gösterirler. En şiddetli olan form serebrohepatorenal form veya Zellweger sendromu (ZS) olarak adlandırılan formdur. Bu sendrom anormal morfogenez, şiddetli nörolojik işlev bozuklukları, yetenek kaybı, karaciğer ve sindirim sistem tutulumları ve erken ölümle karakterlidir.

Daha az şiddetli seyreden form otozomal resesif geçişli Neonatal Adrenolökodistrofi (NALD)’dir. Bu hastalık hafif veya hiç saptanamayan kraniofasyal dismorfizm ve demiyelinizasyon ile karakterlidir.

En hafif form Refsum Hastalığı’dır. Karaciğer ve sindirim sistemi tutulumu, görme veya duyma kusurları veya yaşa ilerleyen bir nörolojik fonksiyon kaybı söz konusudur. Dördüncü fenotip ise Benekli Rizomelik Kondroplazi (rhizomelic chondrodysplasia punctata) olarak adlandırılan Pex7 bozuklukları ile karakterli formdur. Literatürde raporlanan olgularının sayısındaki artışa paralel değişik fenotipler de ortaya çıkabilir.

2. Tekli peroksizomal enzim defektleri: Bu başlık altında bulunan hastalıklar klasik Refsum Hastalığı, X’e bağlı adrenolökodistrofi (XALD), mevalonik asidüri, hiperoksalüri tip 1, akatalessemidir. Bu grup hastalıklarda genotip ve fenotip sınıflandırması yapmak çok zordur. Klinik görünüm ve bulgular olgudan olguya çok değişkendir. Bu değişkenliğin nedenleri arasında mutasyonun doğasındaki farklılıklar ve doku mozaikliği yatıyor olabilir.

Peroksizomal hastalıklar sıklıkla periferal sinir sistemini etkiler ve sensorinöral işitme kaybı sık rastlanan bir bulgudur. Zellweger sendrom (ZS)’luların ve Neonatal Adrenolökodistrofi (NALD) hastalarının tamamına yakını sağırdır. Bu hastalarda periferal nöropati sıktır. Katarakt oluşumu ZS’de %80, NALD’de %45 oranında rastlanan bir bulgudur. Retinopati ZS’de %71, NALD’de %82 oranında gözlenir.

Numune türü: Plazma, Dondurulmuş.  Kan hemen santrifüj edilip plazma ayrılmalıdır.

Tanı:
Peroksizomal bozukluklara multisistemik detaylı muayene ve incelemeler ile tanı konur. Biyokimyasal olarak rutin testlerin yanı sıra spesifik peroksizomal testlerin çalışılması gerekir. Peroksizomal profil başlığı altında plazmadan:
• Çok uzun zincirli yağ asidleri
• Pristanik asid
• Fitanik asit
• 7-Dehidrokolesterol ve
• EDTA’lı tam kanda eritrositlerden Plasmalojenleri çalışılır.
Bu parametreler tek tek istenebileceği gibi profil halinde de talep edilebilmektedir.

Tedavi:
Hatalığın tipine göre tedavi yönlendirilir. Genel olarak dokosaheksaenoik asid tedavisi ile plazma çok uzun zincirli yağ asidlerinin düzeyi kontrol altında tutulabilmekte, nörolojik komplikasyonlar bu tedaviyle azaltılabilmektedir. Lorenzo’nun yağı olarak bilinen özel karışımlar, bazı peroksin genlerini uyararak etki yapan 4-fenilbütirik asid tedavisi, kemik iliği nakli ve gen tedavileri bu hastalık grubunun tedavisinde kullanılan yöntemlerdir.

%d blogcu bunu beğendi: