Deri Hastalıklarının Nedeni Karaciğer mi ?

Özel Hayat Hastanesi  Dermatoloji Uzmanı Dr.Mediha Yılmaz cilt hastalıkları ile ilgili doğru bilinen yanlışları anlattı. Deri hastalıkları iç organlardan özellikle karaciğer hastalıklarından mı kaynaklanır ?

Deri hastalıklarının çoğunluğunu derideki hücresel değişikliklerin sonucu oluşmaktadır.

Herhangi bir iç organ yada karaciğer hastalığından ileri gelmez.

İleri karaciğer, böbrek hastalıklarında görülebilen deri değişiklikleri vardır ancak bu deri bulguları oluşmadan önce primer organ hastalığına bağlı belirtiler genellikle ortaya çıkmış olmaktadır.

Ancak bazı deri bulgularında iç organ tümör gelişimi birlikteliği olabilir; örneğin  seboreik keratoz dediğimiz bir ben türünün hızlı bir şekilde çok sayıda oluşması eşlik eden iç organ tümörleriyle birlikte olabilir.

Yine inatçı, herhangi bir deri bulgusu olmadan görülen kaşıntı da kan  hastalıklarını araştırmak gerekir ; lenfoma, lösemi  gibi.

Sedef hastalığı bulaşıcı mıdır ?

Sedef hastalığı  bulaşıcı değildir.

Sedef hastalığı derinin sık görülen, kronik,alevlenme ve sakinleşme dönemleriyle seyreden bir hastalığıdır.

Deride immün sistem hücreleri  ve keratinosit dediğimiz deri hücrelerinin karmaşık ilişkisi sonucu oluşmaktadır .

Sedef hastalığında deri hücreleri kalınlaşır ve hastalığa ismini veren sedefi beyaz kabuklanmalar ve kabukların altında kırmızı immün sistem hücrelerinin aktivasyonunu gösteren iltahabi alan bulunur.

Ancak bu iltahaplanma vücudun kendi kendine yaptığı bir iltahaplanmadır; mikrobik değildir. Dolayısıyla sedef hastalığı bulaşıcı değildir.

Sedef hastalığında bu tarz iltahaplanmayı eklemlerde görebiliriz, sedef hastalarında eklemlerde şişme, ağrı, şekil bozukluğu olabilir.

Yine vücudun kendi immün sisteminin başlattığı bu iltahaplanma kalp damar sağlığını bile etkileyebilir.

Sedef hastalarında  metabolik sendrom dediğimiz obezite, diabet, hipertansiyon ve kalp hastalıklarının daha sık görüldüğü tespit edilmiştir.

Deri hastalıklarından mantar ve siğil bulaşıcıdır.

Her iki hastalıkta sık görülmektedir ve her ikisi de temas yoluyla bulaşabildiği gibi havuz, hamam, deniz, ortak kullanılan terlik ve kıyafet yoluyla da bulaşabilir.

Ayrıca mantar hayvanlardan da bulaşabilir.

Fakat hem mantar hem siğil her bulaş oluşan kişide görünür hastalık oluşturmaz. Mantarın üremesi için uygun ortam gerekir, özellikle nemli ve kapalı ortamda ürer.

Tabiki kişinin immün direnci de önemlidir; savunma sisteminin mantar yada siğil virüsünün üremesine izin vermesi gerekir.

Kişinin direnci normal olsa bile siğil ve mantar deride çoğalabilir yani bu hastalıkların oluşması için direnç düşüklüğü şart değildir.

Ancak her enfeksiyon gibi immün sistemde zayıflık varsa mantar ve siğil çok hızlı çoğalıp şiddetli hastalık yapabilir. Bu kişilerde bu tarz enfeksiyonlar tedavilere dirençli seyredebilir.

Bu yüzden eğer mantar ve siğil dirençli seyrediyor yada çok yaygın hastalık yapıyorsa hastada direnç düşüklüğüne neden olabilecek nedenleri araştırmak gerekir.

Ayaktaki  mantar tedavi edilirse eklem ağrısı olur mu ?

Bu halk arasındaki tamamen yanlış bir inanıştır.

Ayaktaki mantarın tedavi edilmesinin başka bir yerde deri hastalığına veya eklem ağrısına neden olması söz konusu değildir.

Hatta ayaktaki mantar enfeksiyonu tedavi edilmezse ayaktaki mantarın neden olduğu deri bütünlüğünün bozulması bakterilere giriş kapısı oluşturur.

Deri altında şiddetli seyreden selülit, erizipel  dediğimiz enfeksiyonlara neden olur. Bu enfeksiyonlar ciddidir, hastanede yatmayı ve uzun süreli antibiyotik kullanımını gerektirebilir.

Ayaktaki mantar tırnağa bulaşabilir, tırnak mantarı tedavisi daha zordur; uzun süreli mantar hapı kullanılmalıdır.

Tırnak mantarı tedavisinde gecikildiği zaman bazı hastalarda yaşla birlikte artan ilaç kullanımı mantar hapı kullanılmasını engelleyebilir.

Bu yüzden ayak ve tırnak mantarı tedavisnde gecikmemek gerekir.

Ben veya derideki bir oluşuma  cerrahi müdahale yapılırsa  kansere dönüşür mü ?

Deride iyi huylu benler(nevüsler) olabildiği gibi kanser öncülü oluşumlar yada kanserler olabilir.

İyi huylu nevüslerin alınmasının sakıncası yoktur, iyi huylu hücrelere sahip bir oluşuma cerrahi müdahele yapmak hücrelerin karakterinin değişmesine, kötü huyluya dönmesine neden olmaz.

Ancak malign melanom dediğimiz ben kanserinde oluşumun hepsi çıkartılmazsa geride kalan kötü huylu hücrelerin yayılma riski olur.

O yüzden şüpheli görünen benlerin tümünün cerrahi olarak  alınıp patolojiye gönderilmesi uygundur.

Hekim malign melanomdan şüpheleniyorsa patoloji sonucu yakın takip edilir gerekirse tekrar operasyon uygulanır. Ancak deri kanserlerinin hepsi malign melanom değildir.

En sık görülen  deri kanserleri bazal hücreli karsinom ve yassı hücreli karsinomdur.

Yine deride kanser öncülü olabilen aktinik keratoz gibi lezyonlar da olabilir. Bu hastalıkları ayırt etmek için deri biyopsi alınması gerekebilir.

Deri biyopsisi 3-4 mmlik bir parçanın alınıp patolojik incelemeye gönderilmesidir.

Bazal hücreli karsinom ve yassı hücreli karsinom kanser hücrelerinden oluşmakla birlikte genellikle  yavaş büyüme gösteren kanser türleridir ve biyopsi  alınması hastalığın yayılma özelliğini değiştirmez.

Ancak biyopsi sonucu takip edilmez ise tedavi  için gecikilmiş olur. İyi huylu nevüslerin alınmasının sakıncası  yoktur ancak benlerin alınma yöntemlerininin  hepsinde iz kalma riski vardır.

Benlerin alınmasında genellikle hepsinin çıkartılıp patolojiye gönderilebildiği yöntemleri tercih etmek daha doğrudur.

Lazer uygulamaları kanser yapar mı, kısırlık yapar mı ?

Lazer ışığı selektif yani seçici yok edicidir.

Lazer epilasyonda hedef kıl kökü hücrelerindeki melanin , kılcal damar lazerinde kanda bulunan hemoglobin, leke lazerinde leke hücrelerinde bulunan melanin pigmentidir.

Lazer ışığı sadece hedefte hasar oluşturduğu için etraf dokuda herhangibir hasar oluşturmaz. Dolayısıyla iç organlara, yumurtalıklara  ulaşmaz.

Lazer ışığı saniyeler içinde  etki gösterdiği   için birikici değildir, radyasyon değildir, kanser oluşturma veya tetikleme özelliği  yoktur.

Kıl ve saçların tıraşlanması, jiletlenmesi kılların, saçların güçlenmesini sağlar mı, yeni saç çıkışını arttırır mı ? 

Kıl veya saç telini oluşturan derinin hemen altında yerleşmiş kıl kökü hücreleridir.

Telin kalınlığını belirleyen bu hücrelerdir. Derinin üzerindeki  kılı yada saçı mekanik olarak uzaklaştırmak kök hücrelerinin yapısını değiştirmeyeceği için tıraşlama, jiletleme işlemi saçları güçlendirmez.

Doğumda kıl sayısı sabittir, sonradan kıl folikülü oluşmaz. Kıl folikülü cinsiyetler arasında farklılık göstermez .

Ergenlik dönemiyle birlikte değişen hormon seviyeleri erkek ve kadın arasındaki kıllanma farkını oluşturur.  Hormon duyarlı kıllar kalınlaşır, renkleri koyulaşır terminal kıl dediğimiz yapıya dönüşür.

Deri yüzeyinden uygulanan mekanik bir yöntemin kılın kalınlaşmasına neden olması mümkün değildir.

 

Bunları da Merak Edebilirsiniz;

“6.Hastalık Nedir ?”

“Kalp Krizi (Miyokard İnfarktüsü) Nedir ?”

“Bruselloz Nedir, Peynirle Geçer mi ?”

“Diyabet Belirtileri ve Tedavisi”

“Ceviz Saç Dökülmesinde Faydalı mı ?”

“Sivilce Nasıl Geçer ?”

“Mantar Zehirlenmesi Neden Öldürür ?”

“Fındık Kalbi Korur mu ?”

“Selülit Nedir, Nasıl Geçer ?”

“CA 125 Testi Ne İçin İstenir ?”

“Pankreas Kanseri Nedir ?”

“Kistik Fibrozis ve Ter Testi Nedir ?”

“Karaciğer Yağlanması Neden Olur ?”

“Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir ?”

“Akciğer Kanserinde Yaşam Süresi Ne kadardır ?”

“Evde Uyuşturucu Testi Nasıl Yapılır ?”

“Sürekli Yorgunluk Neden Olur ?”

“ALT testi Ne İşe Yarar ?”

“Hacamatın Faydaları ve Zararları Nelerdir ?

 

%d blogcu bunu beğendi: