Gastrin Testi Nedir, Neden ve Nasıl Yapılır ?

Gastrin testi başlıca pernisiyöz anemi, kronik atrofik gastrit, Zollinger Ellison sendromu ve gastrinoma gibi hastalık olasılıklarının değerlendirilmesi amacıyla kullanılır.

En önemli üretim ve salgılanma yeri, midenin antrum bölgesinde bulunan G hücreleridir. Aynı zamanda daha az miktarda olmak üzere ince bağırsakların proksimal bölümünde bulunan G hücreleri ve pankreasın delta hücreleri de gastrin salgısı yapar.

En önemli fonksiyonu, midenin fundus bölgesinde bulunan parietal hücrelerden gastrik asit salgılanmasını uyarmaktır.

Aynı anda mideye gelen kan akımını, mide ve bağırsak hareketlerini de artırır. Mideden pepsinojen ve interensek faktör, ince bağırsaklardan sekretin ve pankreastan bikarbonat salgılanmasını artırmak, gastrinin diğer etkileri olarak sayılabilir.

Proteinden zengin gıda ile beslenmek, kan sekretin ve kalsiyum konsantrasyonu yükseklikleri de gastrin salgısını artıran faktörlerdir.

Buna karşılık somatostatin, sekretin, gastroinhibitör peptit (GIP) ve vazoaktif intestinal polipeptit (VIP), glukagon ve kalsitonin gastrin salgısını inhibe eder.

Mide çıkışında darlık veya tıkanmaya bağlı olarak midenin gerilmesi gastrin salgısını artıran sebeplerden biridir.

Asit salgılayan parietal hücrelerin atrofiye uğraması sonucunda ortaya çıkan atrofik gastrit, gastrik dumping sendromu, midenin antrum kısmının ameliyat ile çıkarılması gibi nispeten selim durumların yanı sıra gastrinomalarda da gastrin seviyesi yüksek bulunur.

Atrofik gastritlerde mide asit salınımın azalmasına veya hiç olmamasına cevap olarak gastrin salgısı artar. Mide hücrelerinin bu şekilde sürekli proliferatif bir etkiye maruz kalması mide kanseri gelişme riskini artıran bir durum olarak kabul edilir.

Asit salgılayan hücrelerin yanı sıra çoğu zaman interensek faktör üretimini yapan hücreler de atrofiye uğrayabildiğinden, hastalarda aynı zamanda pernisiyöz anemi de bulunabilir. Nöroendokrin tümör olarak kabul edilen gastrinomaların  yaklaşık yarısı malign seyreder.

Pankreasta gastrinoma, hipergastrinemi ve tedaviye dirençli ülserden oluşan hastalık tablosu Zollinger Ellison sendromu olarak adlandırılır.

Vakaların dörtte birinde gastrinoma, ek olarak hiperparatiroidizm ve hipofiz adenomunu da içeren multiple endokrin neoplazi 1 (MEN1) sendromunun bir parçası olarak tespit edilir.

Zollinger-Ellison sendromunda klinik tablo:

Hastaların % 90 kadarında peptik ülser bulunur.

Semptomların, diğer sebeplere bağlı peptik ülser vakalarından farklılık göstermemesi sebebiyle bazen teşhisin konması uzun yıllar gecikebilir.

Ülser genellikle bir tanedir ve duodenal ampulde bulunur. Ancak seyrek de olsa, bazı vakalarda, birden fazla ve daha distal yerleşimli ülserasyonlar bulunabilir.

İzole gastrik ülser hiçbir zaman görülmez. Vakaların çoğunda gastroözofageal reflü belirtileri bulunur.

Vakaların üçte birinde ishal bulunur.

Vakaların bir kısmında ishal tablosu peptik şikâyetler olmaksızın tek başına bulunabilir. Bol miktarda mide asidi salgılanması ve buna bağlı olarak pankreas enzimlerinin inaktive olması, diyare, steatore ve sonuçta kilo kaybına sebep olur.

Nazogastrik sonda uygulanıp, yüksek yoğunlukta asit içeren mide muhtevasının aspire edilerek bağırsaklara ulaşmasının engellenmesi ishalin süratle ortadan kalkmasını sağlar.

Standard ülser tedavilerine cevap alınamaması, 2 cm’den daha büyük bir ülserin bulunması, duodenal ampulün daha distalinde ülser bulunması, çok sayıda duodenal ülser bulunması, ülserlerin sık sık tekrarlaması, ülsere eşlik eden ishal bulunması, cerrahi müdahale sonrasında ülserin tekrarlaması, ülser komplikasyonlarının yaşanması, H. Pylori’nin negatif olmasına ve nonsteroid antienflamatuvar ilaç kullanımı olmamasına rağmen peptik ülser bulunması Zollinger-Ellison sendromu olasılığını akla getirecek ve araştırmanın başlatılması için yeterli olabilecek özelliklerdir.

Ülserle birlikte hiperkalsemi ve aile öyküsü bulunması, multiple endokrin neoplazi 1 (MEN1) sendromu olasılığını düşündürmeli ve araştırma bu açıdan derinleştirilmelidir.

Değerlendirme:

Yüksek gastrin sonucu ile karşılaşılması durumunda, en çok merak edilen konu, yüksekliğin sebebinin gastrinoma olup olmadığıdır. Bu ayrımın sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için çoğu zaman mide asiditesinin bilinmesine ihtiyaç duyulur.

Aklorhidri veya hipoklorhidri ile birlikte görülen gastrin yüksekliklerinin bir kısmı uygulanan tedavi ile ilişkili olabilir.

Ülser, dispepsi veya reflü gibi sebeplerle kullanılan proton pompa inhibitörleri, gastrin konsantrasyonunda çok belirgin derecede artışa sebep olabilir.

Kronik atrofik gastrit, gastrik ülser, gastrik karsinoma ve cerrahi olarak ya da travmaya bağlı olarak vagus sinirinin kesilmesi, aklorhidri veya hipoklorhidri ile birlikte gastrin konsantrasyonunda artışa sebep olur.

Normal veya artmış gastrik asit sekresyonuna eşlik eden gastrin yüksekliği, öncelikle gastrinoma (Zollinger Ellison Sendromu) olasılığını akla getirir.

Gastrinomalı bir hastada serum gastrin konsantrasyonun mutlaka yüksek bulunması beklendiğinden, referans aralık sınırları içinde bulunan bir değer, bu olasılığın ekarte edilmesi için yeterli bulunmalıdır.

Gastrinomalı hastaların % 60’ından fazlasında 400 pg/mL’yi aşan değerler bulunur.

0,1 N HCl infüzyonu yapılarak gastrin konsantrasyonunda değişme olup olmadığı kontrol edilebilir. Böyle bir uygulama sonucunda, aklorhidri hastalarında gastrin konsantrasyonu belirgin derecede düşerken, gastrinoma hastalarında anlamlı bir değişiklik görünmez.

Gastrik asit sekresyonu ve beraberinde serum gastrin konsantrasyonu yüksekliği, yalnızca gastrinoma olasılığına işaret eden bir durum değildir.

Gastrik ülser, gastrik outlet obstruksiyonu, gastrik antrum bypass’ı, gastrik dumping gibi durumlarda ve daha seyrek olarak diabetes mellitus, gastropareziye sebep olan otonom nöropati, feokromasitoma, romatoid artrit, tirotoksikoz ve paraneoplastik sendromlarda da hem gastrik asit sekresyonu hem de serum gastrin seviyesi beraberce yüksek bulunabilir.

Ancak böyle durumlarda 400 pg/mL’yi aşan gastrin konsantrasyonlarına nadiren rastlanır. 1000 pg/mL’yi aşan gastrin konsantrasyonları ise hemen hemen hiçbir zaman görülmez.

Gastrin serumda bulunan peptidaz enzimleri ile parçalanıp, başlıca böbrekler aracılığı ile atıldığından kronik böbrek yetmezliklerinde de serum konsantrasyonu yüksek bulunabilir.

Gastrinoma vaklarının yaklaşık % 25’i multiple endokrin neoplazi 1 (MEN1) sendromunun bir komponenti olarak bulunduğundan, bütün gastrinoma vakalarında, bu sendromun diğer komponentleri olan paratiroid ve hipofiz adenomlarının da araştırılması gerekir.

Numune:

Serum (kırmızı veya sarı kapaklı tüp).

Numune 10 saatlik açlık sonrasında ve sabah alınmalıdır.

Proton pompa inhibitörü (örn. omeprazol, lansoprazole) kullanımı numunenin alınmasından en az 5–7 gün önce, antasit, antikolinerjik ve H2-reseptör antagonisti (örn. ranitidin) kullanımı ise numunenin alınmasından en az 24 saat önce kesilmiş olmalıdır.

H2-reseptör antagonistleri, serum gastrin konsantrasyonunda nispeten hafif derecede bir artışa sebep olurken, gastrin konsantrasyonunda daha belirgin bir artış meydana getiren proton pompa inhibitörleri genellikle referans aralık üst sınırının 2 katını aşmayan bir yükselmeye yol açabilir.

Dondurularak transport edilmelidir.

Numunenin hemolizli, lipemik ve ikterik olmamasına özen gösterilmelidir.

Referans aralığı:

25–125 pg/ml.

 

Bunları da Merak Edebilirsiniz;

“6.Hastalık Nedir ?”

“Kalp Krizi (Miyokard İnfarktüsü) Nedir ?”

“Bruselloz Nedir, Peynirle Geçer mi ?”

“Diyabet Belirtileri ve Tedavisi”

“Ceviz Saç Dökülmesinde Faydalı mı ?”

“Sivilce Nasıl Geçer ?”

“Mantar Zehirlenmesi Neden Öldürür ?”

“Fındık Kalbi Korur mu ?”

“Selülit Nedir, Nasıl Geçer ?”

“CA 125 Testi Ne İçin İstenir ?”

“Pankreas Kanseri Nedir ?”

“Kistik Fibrozis ve Ter Testi Nedir ?”

“Karaciğer Yağlanması Neden Olur ?”

“Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir ?”

“Akciğer Kanserinde Yaşam Süresi Ne kadardır ?”

“Evde Uyuşturucu Testi Nasıl Yapılır ?”

“Sürekli Yorgunluk Neden Olur ?”

“ALT testi Ne İşe Yarar ?”

“Hacamatın Faydaları ve Zararları Nelerdir ?”

 

Yorum Yaz - Soru Sor