Meme Kanseri Nasıl Başlar, Belirtileri, Kurtulma Şansı ve Tedavisi

Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur.

Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.

“Özel Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Adil AYDEMİR” Meme Kanserini anlattı.

Risk faktörleri nelerdir ?

•    İleri yaş
•    İlk doğum yaşının yüksek olması (30 yaş üstü)
•    Daha önce meme kanseri geçirmiş ve tedavi olmuş olmak
•    Ailede meme kanserli birey bulunması
•    Adet görmeye erken başlanması, menopoza geç girilmesi
•    Östrojen hormonu tedavisi görmek
•    Alkol ve sigara kullanmak
•    Şişman olmak ve yağlı gıdalarla beslenmek.

Riski azaltan önlemler

•    Birden fazla doğum yapmak ve bebeği emzirmek
•    Düzenli egzersiz yapmak
•    Şişmanlığın azaltılması
•    Sebze ve meyveden zengin beslenmek, ağır yağlı yiyeceklerden uzak durmak
•    Günlük gıda alımına yeterli C vitamini ve uygun dozda A vitamini eklenmesi.

 

Uyarıcı belirtiler nelerdir ?

Meme kanserinin en yaygın belirtisi ağrısız bir kitlenin hissedilmesidir. Ancak, hastaların %10 kadarı, kitle olmaksızın ağrı hissetmektedir.

Meme kanserinin daha seyrek görülen belirtileri arasında, göğüste oluşan geçici olmayan değişimler (örneğin ciltte kalınlaşma, şişlikler, deride tahriş yada bozulmalar ve anlık akıntılar, meme ucunun hassaslaşması yada içe dönmesi de dahil olmak üzere meme ucu belirtileri).

Erken tanı nasıl konur ?

Erken aşamadaki meme kanseri tipik olarak hiç bir belirti göstermez. Bu nedenle, kadınların meme kanserinin erken tanısı için önerilen kontrol programlarını uygulamaları çok önemlidir.

Kendi kendine yapılan kontroller ve doktor tarafından yapılan kontroller, meme grafileri erken tanı için önerilen yaklaşımlardır.

•    Yirmi yaşından sonra her ay kendi kendinize meme muayenesini yapınız.
•    40 yaşından sonra da yılda bir kez olmak üzere klinik göğüs kontrollerini yaptırınız ve meme grafisi çektiriniz.
•    Otuzlu yaşlarınızda en azından bir meme grafisi çektirerek saklayınız.
•    Eğer yüksek risk grubunda olduğunuzu düşünüyorsanız, kontrol programınızı doktorunuz ile konuşunuz.

Kendi kendine meme muayenesi nasıl yapılır ?

Her bilinçli kadın kendi kendine meme muayenesi yapmayı öğrenmeli ve bu muayeneyi düzenli olarak yapmayı alışkanlık haline getirmelidir.

Memedeki kitlelerin % 80’i, bu kitleler iyi huylu olsun, kötü huylu olsun, kadınların kendisi tarafından ya tesadüfen, ya da kendi kendine meme muayenesinde keşfedilmektedir.

Tesadüfen keşfedilen kitleler genellikle çok büyük kitleler olmakta, aksine, usulüne uygun olarak yapılan bir kendi kendine meme muayenesinde daha ufak çaptaki kitleleri ve ek olarak meme kanserine işaret edebilecek bazı bulguları keşfetme imkanı doğmaktadır.

Kendi kendine meme muayenesinin yapılma zamanı;

Kendi kendine meme muayenesi ideal olarak adet döngüsünün 5 -7. günleri arasında, ayda bir kez yapılmalıdır.

Adet kanamasının başlamasıyla birlikte kanda östrojen ve progesteron hormonlarının etkinlikleri nispeten azalır ve meme dokusunu incelemek kolaylaşır.

Yukarıda belirtilen günler dışında ve özellikle de adet kanamasına yakın yapılan meme muayenelerinde bu hormonların etkisiyle memeler dolgun ve bastırmakla ağrılı olurlar.

Bu da kendi kendine muayenenin etkinliğini önemli derecede azaltır.

Menopoz döneminde olan ve adet görmeyen kadınlar ise her ayın kendi belirledikleri bir gününde bu muayeneyi yapabilirler.

Menopoz döneminde kullandıkları hormon ilaçları nedeniyle düzenli olarak adet görmeye devam eden kadınlar da yine bu muayeneyi adet döngüsünün 5 -7. günleri arasında yapmalıdırlar.

Kendi kendine meme muayenesinin yapılma şekli

Gözle değerlendirme ;

Kendi kendine meme muayenesinin ilk basamağı memelerin gözle değerlendirilmesidir.

İyi aydınlatılmış bir odada üstünüzü çıkarıp ayna karşısına geçerek meme muayenenize başlayın:

 

Elleriniz kalçalarınızdayken, avuçlarınızı önde sıkarken, kollarınız yanlarda serbest sallanır durumdayken, elleriniz havadayken ve vücut öne serbestçe eğilmiş durumdayken, toplam beş ayrı pozisyonda her iki memenizi aynada iyice inceleyin.

Bu incelemenin toplam beş ayrı pozisyonda yapılmasının amacı meme dokusunun arkasında kalan kasların çeşitli pozisyonlarda farklı şekilde kasılmasının ve böylece meme dokusundaki muhtemel habis oluşumların gözle görülebilir hale gelmesinin sağlanmasıdır.

Memedeki habis kitleler çoğu durumda memeye sabit bir duruş kazandıran bağların ve meme arkasındaki kasların işlevlerini bozar ve bu durum memeye çeşitli pozisyonlar verilerek belirgin hale getirilebilir.

Dikkat edilmesi gerekenler;

Gözle değerlendirmede memelerinizde belirgin şişlik, meme cildinde içe doğru çekilme alanları, renk değişiklikleri, kızarıklık, yüzeydeki damarlarda önceden varolmayan bir belirginleşme hali, ciltte “portakal kabuğu” manzarası (cilt yüzeyinde lenf kanalı tıkanıklıklarına bağlı olarak portakal kabuğu görünümünü andıran değişiklikler) gibi bulgular arayın.

Özellikle bir pozisyondan diğerine geçişte bazı değişiklikler belirginleşebilir.

Aynada memelerinizden birinin diğerine göre daha farklı bir boyutta olduğunu fark ederseniz endişeye kapılmayın.

Başka bir bulgunun yokluğunda bu, yapısal normal bir durum olarak kabul edilir.

Meme ucunun içe doğru çekilmesi, tümüyle içe gömülmesi, meme başında şekil ve renk değişiklikleri aramanız gereken diğer bulgulardır.

 

 

Meme uçlarınız önceden beri içe dönükse bu yapısal bir durumdur, önemli olan böyle bir değişikliğin yeni ortaya çıkmış olup olmamasıdır.

Bir pozisyondan diğerine geçişte içe gömülen veya dışarı taşan meme başı normal dışı bir durumun habercisi olabilir.

Yukarıdaki görsel değişikliklerin varlığı memelerinizde normal dışı bir durumun varlığını göstermemekle beraber, doktora başvurulmasını gerektiren durumlardır.

Memelerin gözle değerlendirilmesi sonrasında sıra elle değerlendirmeye gelir. Bu aşamada öncelikle hem yatar pozisyonda hem de ayaktayken elle değerlendirmede kullanacağınız muayene usulleri konusunda bilgi sahibi olmalısınız.

Elle değerlendirme

Elle değerlendirmede meme dokusunda normalde varolan meme dokusu ile olmaması gereken bir dokunun ayrımı önemlidir.

 

 

Elle değerlendirmede meme dokusu asla baş ve işaret parmağı arasında sıkılmamalı, elin baş ve serçe parmakları dışında kalan üç parmağı meme dokusu üzerine yerleştirilerek tarama parmakların hassas olan iç yüzeyleriyle dokuyu hissederek yapılmalıdır.

Meme dokusunun tümüyle taranması, memenin koltukaltından göğüs kemiğine, köprücük kemiğinden memenin alt sınırına kadar tüm alanların dikkatlice hissedilerek taranması demektir.

Muayeneyi yaparken parmaklarınızı yalnızca cilt üzerinde kaydırmanız bulgu vermez. Her memede her taramayı toplam üç kez hafif, orta ve şiddetlice bastırarak tekrarlayın.

Elinize gelenlerin anlamı;

Meme dokunuzu baş parmak ve işaret parmaklarınız arasında sıkıştırarak incelemeyi denediğinizde elinize büyükçe kitleler gelecektir. Bu “kitleler” normal meme dokunuzdur.

Kendi kendine meme muayenesinde amaç bu kitleler arasında yer alan normal dışı tümöral yapıların saptanmasıdır. Bu tür yapıları saptadığınızda vakit geçirmeden doktora başvurmalısınız.

Doktora başvurulması gereken durumlar;

Memede ele gelen her kitle mutlaka doktor tarafından ileri incelemelerle değerlendirilmelidir. Gözle muayene aşamasında bir sorun olduğunu düşünürseniz, meme ucundan sıvı geldiğinde ve/veya elinize kitle geldiğini fark ettiğinizde gecikmeden doktora başvurulmalıdır.

Memedeki kitlelerin % 80’i kadın tarafından yapılan bu aylık muayenede saptandığı unutulmamalıdır.

Meme kanserinin tedavisi nasıldır ?

Tedavi kararı alınırken, kanserin aşaması, hastanın yaşı, diğer sağlık problemleri, önerilen tedavilerin riskleri ve getirecekleri yararlar göz önünde tutulur.

Meme kanseri tanısı konmuş kadınların hemen hepsi göğüs ameliyatı geçirirler.

Ameliyat sonrası bu tedaviyi tamamlamak amacıyla radyoterapi yani ışın tedavisi, kemoterapi yani ilaç tedavisi, hormon tedavisi gibi bugün standartlaşmış olan kanser tedavilerinden biri yada birkaçı uygulanır.

Meme kanserinde ortalama yaşam süresi ne kadardır ?

Hayatta kalma oranı, aynı tip ve evredeki kanserli hastalarda belirli bir süredeki  yaşama oranıdır.

Belirli bir kanser türüne ve evresine ilişkin görünüm istatistiklerinde çoğu zaman 5 yıllık sağkalım oranları verilir, ancak birçok insan çoğu zaman 5 yıldan daha uzun yaşar.

5 yıllık sağkalım oranı, kanser teşhisi konduktan sonra en az 5 yıl yaşayan insanların yüzdesidir.

Örneğin, 5 yıllık sağkalım oranı % 90, kanser hastalığına yakalanmış 100 kişiden yaklaşık 90 tanesinin teşhis konulduktan 5 yıl sonra hala hayatta olduğu anlamına geliyor.

Yaş ve sağlık, kanser hücrelerinde hormon reseptörlerinin varlığı, alınan tedavi ve kanserin tedaviye ne kadar iyi tepki verdiği gibi bir çok faktör, kişinin yaşam süresini etkiler.

Evre 0 veya evre I meme kanseri olan kadınlar için 5 yıllık sağkalım oranı % 100’e yakındır.

Evre II meme kanseri olan kadınlar için, 5 yıllık sağkalım oranı yaklaşık % 93′tür.

Evre III meme kanseri için 5 yıllık sağkalım oranı yaklaşık % 72‘dir.

Vücudun diğer bölgelerine yayılmış olan yani metastatik ya da evre IV meme kanserinde, 5 yıllık hayatta kalma oranı ise yaklaşık % 22‘dir.

Unutmayın, bu hayatta kalma oranları yalnızca istatistiki tahminlerdir – herkese ne olacağı kesin olarak bilinemez.

 

 

Yorum Yaz - Soru Sor