Metabolik Sendrom (Sendrom X) Nedir, Nedenleri, Belirtileri ve Nasıl Tedavi Edilir ?

Metabolik sendrom, tek bir bireyde bir araya gelen metabolik risk faktörlerinin bir kümesidir.

İnsulin direnciyle başlayan abdominal obezite, glukoz intoleransı veya diabetes mellitus, dislipidemi, hipertansiyon ve koroner arter hastalığı (KAH) gibi sistemik bozuklukların birbirine eklendiği ölümcül bir endokrinopatidir.

Metabolik sendroma ayrıca sendrom X, polimetabolik sendrom veya ölümcül dörtlü de denilmektedir.

Etkilenen kişiler çoğunlukla fazla kilolu veya obez’dir.

Bazı metabolik bozukluklar ve kardiyovasküler hastalıklar arasındaki ilişki 1940’lardan beri bilinmektedir.

“Özel Hayat Hastanesi Dahliye Uzmanı Dr. Muhittin Pekuz metabolik sendrom hakkında bilgiler verdi.

Metabolik sendrom, kardiyovasküler hastalıklar ve tip 2 diyabet için bir risk faktörü olarak düşünülür.

İnsülin direnci, glikoz yani kan şekerinin kandan kas ve diğer dokulara taşınmasını sağlayan insüline yanıt vermeyen hücreleri ifade eder.

Tip 2 diyabet insülin direnci nedeniyle oluşur.

Metabolik sendrom nasıl tanımlanır ?

Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü (NHLBI) ve Amerikan Kalp Derneği (AHA) tarafından hazırlanan yönergelere dayanarak, aynı bireyde aşağıdaki 3 özellikten biri varsa metabolik sendrom kriterlerini karşılıyor demektir:

Abdominal obezite

Bel çevresi erkeklerde 102 cm veya daha fazla, kadınlarda 88 cm veya daha fazladır.

Serum Trigliserid

150 mg/dl veya üstündedir.

HDL-Kolesterol

Erkeklerde 40 mg/dl, kadınlarda 50 mg/dl’nin altındadır.

Kan basıncı

130/85 mm Hg veya daha fazladır.

Açlık kan şekeri

100 mg/dl veya üstündedir.

Metabolik sendrom ne sıklıkta görülür ?

Metabolik sendrom oldukça yaygındır.

ABD nüfusunun yaklaşık % 32’sinde ve tip 2 diyabetlilerin yaklaşık % 85’inde metabolik sendrom vardır.

Avrupa ve Latin Amerika’daki yetişkinlerin yaklaşık % 25’inde olduğu tahmin ediliyor ve gelişmekte olan Doğu Asya ülkelerinde de oranlar yükseliyor.

Metabolik sendrom prevelansı yani görülme sıklığı yaşla birlikte artar ve 60 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık % 40’ı etkilenir.

Metabolik sendroma ne neden olur ve risk faktörleri nelerdir ?

Birçok tıbbi koşulda olduğu gibi, genetik ve çevresel faktörler metabolik sendromun gelişiminde de önemli rol oynamaktadır.

Genetik faktörler, sendromun her bir bileşenini ve sendromun kendisini etkiler. Ailede Tip 2 diyabet, hipertansiyon ve erken kalp hastalığı geçirme öyküsü varsa, bu kişide büyük olasılıkla metabolik sendrom gelişecektir.

Düşük aktivite seviyesi, hareketsiz yaşam tarzı ve ilerleyici kilo alma gibi çevresel faktörler metabolik sendromun gelişme riskine önemli ölçüde katkıda bulunur.

Metabolik sendrom normal vücut ağırlığı olan kişilerin yaklaşık % 5’inde, kilolu olanların % 22′sinde, obez sayılan kişilerin ise % 60’ında görülür.

Yılda 5 kg veya daha fazla kilo alan yetişkinlerde, metabolik sendrom gelişme riski % 45’e kadar yükselmektedir.

Obezite, muhtemelen en büyük risk faktörüdür, diğerleri ise:

Kadınlar için menopoz sonrası dönem
Sigara içmek
Aşırı yüksek karbonhidrat tüketimi
Sedanter yaşam tarzıdır.

Metabolik sendromun belirtileri nelerdir ?

Metabolik sendromlu kişilerde genelde şikayet olmaz.

Hastalığın belirtileri ise başlıca 4 adettir;

Bel çevresinde genişleme
Hipertansiyon yani tansiyon yüksekliği
Kolesterol yüksekliği
Kan şekerinde sınırda yükseklik

Metabolik sendromun önemi nedir, neden bilmeliyim ?

Metabolik sendrom önemlidir, çünkü bugün hem en yaygın ve önemli kronik hastalıklardan biridir, hem de obezite, felç, tip 2 diyabet ve kalp hastalığının gelişimi için ana risk faktörüdür.

 

Metabolik sendrom karaciğer yağlanması ile de ilişkilidir ve iltihaplanma ve siroz potansiyeli ile sonuçlanır.

Böbrekler de etkilenebilir. Mikroalbüminüri yani  proteinin idrar içine bir seviye sızması böbrek hasarının belirsiz fakat önemli bir göstergesidir.

Metabolik sendrom ile ilişkili diğer problemler obstrüktif uyku apnesi, polikistik over sendromu, demans yani bunama riskinde artış ve yaşlılarda bilişsel düşüş’tür.

Metabolik sendromun tedavisi nedir ?

Ana hedefler, hem sendromun altında yatan nedeni tedavi etmek, hem de tip 2 diyabet gelişimini önlemek ve devam ederse kardiyovasküler risk faktörlerini tedavi etmektir.

Daha önce belirtildiği gibi, metabolik sendromlu kişilerin çoğunluğu fazla kiloludur ve hareketsiz bir yaşam tarzı sürmektedirler.

Yaşam tarzı modifikasyonu, metabolik sendromun tercih edilen tedavisidir. Kilo verme, genellikle diyet ve egzersiz içeren özel olarak hazırlanmış çok yönlü bir program gerektirir.

Sigarayı bırakma tedavinin önemli bir bileşenidir ve bazen ilaçlar da yararlı olabilir.

Diyet ve metabolik sendrom

Diyet terapileri, çeşitli diyetlerin artıları ve eksileri hakkında ayrıntılı bir tartışma bu makalenin kapsamı dışındadır.

Bununla birlikte, artık zeytinyağı gibi “iyi” yağlardan zengin olan ve balık ve tavuk gibi makul miktarda karbonhidrat ve protein içeren bir Akdeniz diyetinin kullanılmasına yönelik bir eğilim mevcutur.

Akdeniz diyeti lezzetlidir ve kolaylıkla sürdürülebilir. Buna ek olarak, son çalışmalar, düşük yağlı bir diyetle karşılaştırıldığında Akdeniz diyetindeki kişilerin vücut ağırlığında daha fazla düşüş olduğunu, ayrıca kan basıncında, kolesterol düzeylerinde ve kalp hastalığının diğer belirteçlerinde daha fazla iyileşme olduğunu göstermiştir.

Egzersiz ve metabolik sendrom

Sürdürülebilir bir egzersiz programına, örneğin tıbbi kontrendikasyon bulunmadığı sürece, haftada 5 gün 30 dakikalık bir sürede başlanması makuldur.

Egzersizin kilo verme durumuna bakılmaksızın kan basıncına, kolesterol düzeylerine ve insülin duyarlılığına olumlu etkisi vardır. Bu nedenle metabolik sendromu tedavi etmede kendi başına egzersiz yapmak çok yararlı bir araçtır.

Yağ aldırmak için kozmetik cerrahinin faydası var mı ?

Veriler liposuction’ın yani yağ aldırmanın insülin hassasiyeti, kan basıncı veya yüksek kolesterol üzerinde hiçbir fayda sağlamadığını göstermiştir.

Diyet ve egzersiz halen metabolik sendromun tercih edilen birincil tedavisidir.

Yani “karın yağlarını aldırayım, sağlığım düzelsin” diye düşünmeyin, sadece kozmetik fayda sağlar.

Ya yaşam tarzı değişiklikleri metabolik sendromu tedavi etmek için yeterli değilse ?

O zaman kolestrol seviyelerini, lipitleri ve yüksek tansiyonu kontrol etmek için kullanılan ilaçlar düşünülebilir.

Eğer zaten bir kalp krizi geçirilmişse, LDL yani kötü kolesterol 70 mg/dl’nin altına düşürülmelidir.

Şeker hastalığı olan bir kişide zaten kendi ilaçlarıyla tedavi edilir.

Kan basıncı tedavisinin hedefleri genel olarak tansiyonu 130/80’den düşük tutmaktır. Bazı kan basıncı ilaçları kan basıncını düşürmekten çok daha fazla fayda sağlar.

Örneğin, ACE inhibitörleri olarak adlandırılan anti-hipertansif ilaçların, aynı zamanda insülin direnci seviyelerini düşürdüğü ve tip 2 diyabet gelişimini engelleyebildiği bulunmuştur.

Bir ilacın bir koşul için reçete edildiği ve diğer faydalı etkileri olduğu keşfi yeni değildir. Yüksek kan şekeri ve insülin direncini tedavi etmek için kullanılan ilaçlar kan basıncı ve kolesterol profilleri üzerinde faydalı etkilere sahip olabilir.

Metformin (Glukofaj), genellikle tip 2 diyabet tedavisinde kullanılır, ayrıca metabolik sendromlu kişilerde şeker hastalığının başlamasını önlemeye yardımcı olduğu bulunmuştur.

Özetle;

Egzersiz gibi sağlıklı yaşam tarzını uygulamak, kilo vermek, kolesterol ve trigliserid düzeylerini düşürmek kişinin metabolik sendrom geliştirme riskini azaltabilir.

Bunu yapmak için bazı öneriler:

Bir arkadaşınızı sizinle egzersiz yapmaya davet edin.

Acıkmadan yemeğe oturmayın, mideniz gerilmeden kalkın.

Yemeklerden 20 dk sonra su için.

İş molasında binanın hemen yakınında olsa bile yürüyüşe çıkın.

Meyve ve sebze tüketimini artırın ve yağ tüketimini azaltın.

Sağlıklı ve doğal gıdaları tüketin.

Çocuklarınızı neyle beslediğinizi değerlendirin. Onlara abur cubur, şekerli ve fastfood gıdalar vermeyin.

Çocuklarınızla dışarı çıkıp oynamaya davet edin. Eline telefon veya tablet verip hareketsizliğe teşvik etmeyin.

 

 

Yorum Yaz - Soru Sor