Mycobacterium Tuberculosis Kültürü

Mycobacterium tuberculosis, verem (tüberküloz) hastalığına yol açan bakteridir. Kültür testi tüberküloz enfeksiyonu olasılığının araştırılması amacıyla kullanılır.

Tüberküloz, dünyada en yaygın olarak görülen ve en çok yaşam kaybına sebep olan enfeksiyon hastalıklarından biridir. Eski dönemlerde olduğu gibi, sosyoekonomik açıdan daha geri toplumlarda ve toplum kesimlerinde daha sık görülmekle birlikte, HIV enfeksiyonlu kişilerin farkında olmadan rezervuar oluşturarak çevrelerini enfekte edebilmesi sebebiyle sosyoekonomik açıdan iyi durumda olan toplumlarda görülen sporadik vakaların sayısında artma olduğu dikkati çekmektedir.

Enfeksiyon genellikle basil içeren damlacıkların solunum yoluyla alınması sonucunda gerçekleşir. Klinik ve radyolojik olarak herhangi bir bulgu ve belirtinin görülmediği bu döneme primer tüberküloz enfeksiyonu dönemi adı verilir. Bağışıklık sistemi yeterince güçlü olan kişilerde, makrofajlar ve hücresel bağışıklıktan sorumlu T lenfositleri, basilleri bir granülom dokusu içinde hapsederek çoğalmalarını ve yayılmalarını engeller. Böylece basiller bu doku içinde uzun yıllar sessiz bir şekilde varlığını sürdürür. Enfeksiyona ilk kez maruz kalan kişilerin pek çoğunda meydana gelen bu duruma latent tüberküloz enfeksiyonu adı verilir. Latent enfeksiyon dönemindeki kişilerde herhangi bir klinik bulgu tespit edilmez ve bu kişilerin çevreleri için risk oluşturmaları söz konusu değildir.

Ancak bağışıklık sistemlerinin zayıflaması halinde, basillerin reaktive olarak aktif tüberküloz tablosu oluşturması olasılığı her zaman mevcuttur. Latent tüberküloz tablosuna sahip kişilerin, koruyucu tedavi uygulanmaması durumunda yaklaşık %10’luk bir kısmında aktif tüberküloz gelişebildiği bildirilmektedir. Gastrektomi, silikozis, diabetes mellitus ve HIV enfeksiyonu, kortikosteroid tedavisi ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açan diğer ilaç tedavileri reaktivasyon olasılığını artırır.

Tüberküloz vakalarının sayısında artma meydana gelmesi, hastalığın klinik formlarında değişiklik görülmesi ve özellikle de tedaviye dirençli vakaların oranının yükselmesi, hızlı ve güvenilir teşhis araçlarının kullanımını gerektirmektedir. Kesin teşhis için kültür yöntemleri veya nükleik asit amplifikasyonu yöntemleri kullanılır. Semptomatik bir şahısta, enfeksiyon olasılığını destekleyen bir veri sağlamakla birlikte, ZiehlNeelsen boyası ile balgam örneğinde aside dirençli basillerin görülmesi hiçbir zaman kesin tanı için yeterli olamaz. Çünkü bu özelliği taşımakla birlikte tüberküloza sebep olmayan bazı saprofitik bakteriler hava yolunda kolonize olabilir ve çok seyrek de olsa pulmoner hastalığa sebebiyet verebilir.

Gece boyunca yutulan akciğer salgısından yararlanmak amacıyla, sabah saatlerinde mideden aspire edilen sıvının da kültür amacıyla kullanılması mümkündür.

Lowenstein-Jensen gibi katı besiyerlerinde kesin sonucun alınması 12 haftayı bulur. Buna karşılık sıvı kültür ortamında üreme hızı çok daha yüksektir. Becton Dickinson firması tarafından üretilen BACTEC sistemleri kullanılarak yapılan çalışmalarda, teknik olarak mikobakteri varlığının gösterilebilmesi için 4-8 günlük bir sürenin yeterli olduğu bildirilse de üreme olmadığının söylenmesi için genellikle 3-4 hafta beklenmesi gerekir. Çok nadir de olsa, bazı suşların bu sistemde bile geç üreyebileceği düşünüldüğünden ilave olarak 3 haftalık izleme daha yapılması genellikle uygun bulunur. Nükleik asit amplifikasyonu yerine kültür çalışması yapılması, bakterilerin canlılığının doğrudan gösterilmesi ve daha sonrasında tip tayini ve direnç testlerinin çalışılmasının sağlanması açısından da önemlidir. Becton Dickinson firmasının BACTEC 460 sistemi, mikobakteri kültürleri için uzun yıllardır altın standart olarak kabul edilmektedir.
Test sonucunun yorumu:

•    Kültürde üreme olması mikobakteri enfeksiyonunun kanıtıdır.
•    Yapılan klinik araştırmalar testin yeterli sensitivite ve spesifiteye sahip olduğu belirlenmiştir. Yüksek sensitiviteye sahip bir teknik olmasına karşın, hastalardan alınarak kültür işlemine tabi tutulan bazı numunelerde yeterince canlı mikobakteri bulunmayabileceği ve bu sebeple de sonucun negatif bulunabileceği dikkate alınmalıdır.

Numune: Balgam (10 mL), bronkoalveolar lavaj sıvısı (tamamı), mide suyu (10-15 mL), idrar (10 mL), BOS (2 mL), plevra, perikart, ascites ve eklem sıvısı gibi vücut sıvıları (10-15 mL), doku örnekleri, kan (5 mL), kemik iliği, apse ve gaita. Numuneler steril, vidalı kapaklı kap içinde laboratuvara ulaştırılmalıdır. Balgam numunesi için gargara gibi özel bir temizlik işlemine ihtiyaç yoktur. Sabah balgamı tercih edilir, fakat şart değildir. Açlık mide suyu, hasta herhangi bir şey yemeden ve yataktan kalkmadan önce ve eğer mümkünse bir gece hastanede yatırıldıktan sonra sabah erken saatlerde alınmalıdır. İdrar, sabah erken saatlerde en az 40 mL ilk idrar veya sabah idrarının tamamı alınmalıdır. Diğer zaman birimlerinde alınan idrar örnekleri daha dilüe olacağından uygun değildir. İdrar toplamadan önce genital bölgenin temizlenmesi önerilir.

Yorum Yaz - Soru Sor