Roma ile Bizans Arasındaki Farklar Neydi ?

Makedon (Büyük İskender’in kurduğu), Roma ve Osmanlı imparatorluğu Dünya’nın gelmiş geçmiş en büyük 3 imparatorluğu olarak kabul edilir.

Bu yazımızda bizim tarihimizle de yakından ilgili olan “Bizans ve Roma imparatorluğu arasındaki fark nedir ?” sorusunu yanıtlayacağız.

Bu güne kadar hep Bizans ile Roma imparatorluğu aynı sanırdım fakat gerçek farklı çıktı.

Bakalım şu Malkoçoğlu, Battal Gazi’miz Cüney Arkın’ın filmlerindeki “Kahpe Bizans”, “Gaddar Kral Antoniadis” neyin nesiymiş 🙂

Roma İmparatorluğu, Augustus liderliğinde M.Ö. 1.yy.’da kuruldu. Uzun yıllar Akdeniz çevresinde hüküm süren imparatorluk, Kavimler Göçü’yle başlayan karışıklıklardan sonra M.S 395 yılında doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldı.

Batı kısmı yani Batı Roma İmparatorluğu 476 yılında yıkılırken, doğu kısmı ise varlığını Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans İmparatorluğu) olarak 1453’de Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethine kadar sürdürmüştür.

Roma İmparatorluğu en geniş olduğu dönemde yaklaşık 5.900.000 km2 büyüklüğündeydi. Avrupa tarihinin  en geniş imparatorluğuydu.

Salgın hastalıklar, hastalıklar, azalan nüfus, ekonomik daralma gibi sorunların hepsi Roma’nın düşüşüne katkıda bulunmuştu. Politik çalkantılar, toplumsal huzursuzluklar ve dış askeri tehditler Roma İmparatorluğu’nu yıktı ve tarihten silinmesine neden oldu.

Roma İmparatorluğu’nun M.S 476 yılında çöküşünden sonra, Akdeniz havzasının büyük bir kısmı liderlik olmaksızın düzensiz olarak kaldı. Kuzeyden gelen Germen kabileleri son imparatorluğu da ele geçirip arazilerini kendi topraklarına katmak istiyorlardı. Ancak doğuda yeni kurulan bir imparatorluk olaya adeta “dur bakalım daha ölmedik” dedi, bu Bizans İmparatorluğu idi.

Bizans İmparatorluğu, hem önceki Roma İmparatorluğuna benziyor, hem de farklıydı. Büyük hükümdar Justinian, kayıp bölgeleri yeniden ele geçirmek ve Roma’nın iktidarını yeniden kazanmak için büyük bir hırsla Bizans imparatorluğunun temelini attı.

Bizans, doğu Akdeniz’den gelen ve denizden gelen pek çok önemli deniz yolunu kontrol ettiği için güç kazanmayı başardı.

Bizans İmparatorluğu, yollarının ve su yollarının çoğunun yanı sıra, Roma İmparatorluğu’ndan gelen bir dizi yetkili kurumla uzun mesafeli iletişim yöntemleri kurmuştur.

Zamanla ticaretin müreffeh bir merkezi haline gelen Bizans’ın ekonomisi, daha önceki Roma İmparatorluğu’nun dayandığı ekonomi türüne benziyordu. Roma ekonomisi, cam, mücevher, bronz eşyalar, keten ve yün tekstiller, demir aletleri ve çanak çömlek gibi değerli eşya üretimiyle güçlüydü.

Her iki imparatorluğun hükümetleri, siyasi, askeri, adli, mali ve dini konuları denetleyen bir imparator ile güçlü bir merkezi politik sistem etrafında sıkı sıkıya odaklanmıştı.

Bizans imparatoru Konstantin, müze, kütüphane ve sanatsal hazinelerle dolu yeni bir başkent inşa ederek, Roma geleneğini sürdürdü. Buna ek olarak, görkemli mermer kiliseler, saraylar, kamu binaları ve hamamlar inşa etti.

Bizans İmparatorluğu ile Roma İmparatorluğu arasında birçok benzerlik olsa da, çeşitli farklılıklar da vardı. Bizans, Tema sistemi altında imparatorluğun bir kısmını (bir tema) bir generale teslim ediyordu. Bu generaller, temasının askeri savunma yapılarının yanı sıra sivil idarelerini de denetliyordu. Bu generaller, hükümet tarafından olası bir   başkaldırma riskine karşı yakından denetleniyordu. Bu sistem, Bizans’ın savunma amaçlı askeri çabalarını büyük ölçüde güçlendirdi, ayrıca köylü sınıfını da güçlendirerek daha fazla tarımsal üretime imkan sağladı.

Bizanslılar ile Romalılar arasındaki ikinci bir fark, askeri sistemlerinin işleyiş biçimleri idi. Romalılar sıklıkla imparatorluğun yıkılmasından önceki birkaç yüzyıl öncesine kadar ordularını saldırgan bir biçimde kullandılar. Roma’nın muazzam orduları sıklıkla çevredeki yerleşim bölgelerinde topraklar edinmek için kullanıldı.

Ancak Bizanslar ordularını düzenli olarak savunma amaçlı kullandılar. Sasani İmparatorluğu gibi çevre medeniyetlerin yaygın olarak Bizans’ı tehdit etmeleri, Bizans’ın savunma araçları ve teknikleri geliştirme konusunda çok zaman harcamasına neden olmuştur.

Geliştirdikleri “Grek Ateşi” yani “Yunan Ateşi” veya “Rum Ateşi” adlı bir araç, kükürt, kireç ve petrolü kullanarak, su üstünde bile yanabilen büyük bir ateş çıkarıyor, özellikle denizden gelen saldırılarda gemileri yakmada çok etkili oluyordu.

Eski Yunanlıların kullandığı karışım kömür, zift ve kükürt’ten oluşuyordu. Bizans ise bunlara ilaveten reçine, nafta, kireç ve güherçile de eklemişti. Bu karışımlarla beraber Grek ateşi iyice kuvvetlenmiş ve su eklendikçe alevi artar hale getirilmişti. Böylece Bizans’ın eline, düşmanlarını fazlaca korkutacak gayet güçlü bir silah geçmiş oldu.

Sezar

Roma hükümetindeki bürokratlar Jul Sezar hariç gösterişli veya abartılı değildi. İmparator da dahil olmak üzere tüm yetkililer, basit beyaz elbiseler giymişlerdi. 6. yüzyılda ise Bizans imparatorları yüce mutlak hükümdarlar oldu. Bu nedenle, durumlarını açıkça ortaya koyan bir biçimde abartılı mücevherli bir taç takar ve mor renkte boyalı ipek cüppeler giyerlerdi.

Mor rengi iktidar harici kimselerin giymesi yasaklandı. İmparatora bir şey söylemeden önce, üç kez kendilerine secde etmek ve sonra ellerini ve ayaklarını öpmek zorundaydılar.

Bizans ve Roma İmparatorluğu’nun bir farkı da din biçimiydi. Roma’da insanlar bütün tanrıların babası olarak Jüpiter’e tapıyorlardı. Jüpiter ve eşi Juno’nun da tanrı olarak birçok çocukları vardı. Örneğin savaş tanrısı Mars, Jüpiter’in bir çocuğu idi. Mercury, haberci tanrı da Jüpiter’in ve eşinin oğluydu. Bu, Roma’nın çok yönlü bir toplum olduğu anlamına geliyordu. Birden fazla tanrıya inanmışlardı.

Öte yandan Bizans İmparatorluğu, tektanrıcı bir toplumdu. Bu, sadece bir tanrıya inanmaları anlamına geliyordu. Temel olarak Hıristiyanlığın öğretilerini izlediler.

 

 

Yorum Yaz - Soru Sor