Rubella (Kızamıkçık) Antikorları IgG-IgM & Rubella IgG, IgM Testleri

Rubella (Kızamıkçık) Antikorları IgG-IgM testleri çocuk ve gebelerde çok istenen testlerdir.

Başlıca kişinin kızamıkçık virüsuna karşı bağışıklık durumunun belirlenmesi amacıyla kullanılır. Özellikle hamileliğe hazırlık döneminde veya hamilelik sonrası ilk muayenede yapılan antikor testleri, bu hastalığın gebelik açısından risk oluşturup oluşturmadığının belirlenmesini sağlar.

1963-1965 yılları arasında ortaya çıkan pandemide, bütün dünyada milyonlarca insanın rubella hastalığına yakalanmasıyla birlikte, konjenital enfeksiyona bağlı olduğu anlaşılan defektlerde ve doğum komplikasyonlarında dikkat çekici bir artış olduğu görülmüştür.

İnsanlar Rubella virüsünün bilinen tek konakçısıdır.

Virüs, insandan insana solunum yoluyla bulaşır. Ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafi kuşakta, enfeksiyon en sık olarak kış ve ilkbahar aylarında görülür.

Rubella orta derecede bulaşıcılık özelliğine sahip bir hastalık olarak kabul edilir.

Rubella enfeksiyonunun kuluçka dönemi ortalama 14 gün olmakla birlikte 12-23 gün arasında değişebilir.

Bulaştırıcılık deri döküntülerinin görülmesinden 7 gün kadar önce başlayıp, döküntülerin ortaya çıkmasından sonraki 5-7 gün boyunca devam eder.

Bulaştırıcılığın en fazla olduğu dönem, döküntülerin görülmeye başladığı dönemdir.

Virüsün ilk olarak yerleşip çoğalmaya başladığı yer, nazofarenks ve bölgesel lenf bezleridir. Enfeksiyona maruz kalınmasından 5-7 gün kadar sonra virüs bütün vücuda yayılır.

Gebe kadınlarda virüsün plasenta yoluyla fetüse ulaşması da bu viremi döneminde gerçekleşir. Fetüsteki hasarın sebebi, virüslerin doğrudan doğruya hücreleri hasara uğratması ve mitozu engellemesidir.

Hastalığın klinik belirtileri genellikle hafiftir.

Vakaların % 50 kadarında hastalık subklinik veya semptomsuz olarak seyredebilir. Bu durum pek çok vakanın klinik olarak teşhis edilemeyebileceğini düşündürür.

Maternal hastalık belirtilerinin bulunup bulunmaması, fetal enfeksiyon gelişme riskini etkilemediğinden, gebelik döneminde subklinik seyreden vakaların belirlenmesi de büyük önem taşımaktadır.

Küçük çocuklarda genellikle ilk belirti, rash tarzında deri döküntüsüdür. Küçük çocuklarda genellikle görülmemesine rağmen, büyük çocuklarda ve yetişkinlerde, deri döküntülerinin ortaya çıkmasından önceki 1-5 günlük prodrom döneminde hafif derecede ateş, kırıklık, lenf bezlerinde büyüme ve üst solumun sistemi ile ilişkili belirtiler görülür.

Büyüyen lenf bezlerine, genellikle kulak arkasında, boynun arka bölgesinde ve suboksipital bölgede rastlanır. Rubella’nın sebep olduğu makülopapüler rash, ilk olarak yüzde görülür, daha sonra baştan ayağa kadar bütün vücuda yayılabilir.

Rubella’nın döküntüleri, kızamıkta görülen döküntülere göre daha soluk olup, birbiri ile birleşme eğilimi göstermez.

Sıcak duş alınmasından veya banyo yapılmasından sonra daha belirgin hale gelir.

Yetişkinlerde sıklıkla görüldüğünden, eklem ağrıları ve artrit pek çok uzman tarafından, hastalığın bir komplikasyonu olmaktan çok klinik tabloyu tamamlayan bir belirti olarak kabul edilir.

Konjonktivit, erkeklerde testis ağrısı ve iltihabı, hastalığın diğer belirtilerini oluşturur. Yumuşak damakta Forshheimer lekeleri görülebilse de, hastalık için diagnostik bir bulgu olarak kabul edilmez.

Bağışıklık sistemi ile ilişkili herhangi bir sorunu olmayan kişilerde çok nadir görülmekle birlikte, trombositopenik purpura ve ensefalit, eklem ağrısı ve eklem iltihabına ek olarak karşılaşılan diğer önemli komplikasyonlar olarak sayılabilir.

Primer maternal enfeksiyonun, gebeliğin ilk 8 haftası içinde gerçekleşmesi durumunda, % 80-100 oranında fetal enfeksiyon meydana gelir.

Fetüsün dış etkilere en hassas olduğu “organogenez” döneminde meydana gelen enfeksiyon, en ağır konjenital hasarlara sebep olur.

Primer enfeksiyonun gebeliğin ikinci trimestirinde meydana gelmesi durumunda ise fetüsün enfekte olma oranı belirgin bir düşme gösterir.

Gebelik döneminin ilerlemesiyle bir yandan konjenital malformasyon görülme sıklığında, diğer yandan da görülen malformasyonların ciddiyetinde azalma meydana gelir.

İlk trimestrde multi-organ defektlerin daha sık görülmesine karşın, sonraki dönemde tek organ defektlerine daha fazla rastlanır.

Konjenital Rubella Sendromu:

Konjenital rubella sendromunun aşağıdaki bulguların en azından birini veya daha fazlasını içerir:

Katarakt ve konjenital glokom başta olmak üzere göz defektleri.

Patent duktus arteriosus, periferik pulmoner arter stenozu ve septum defektleri başta olmak üzere kalp-damar sistemi hastalıkları.

Sensorionöral sağırlık (tek başına en sık görülen defekt).

Mikrosefali, psikomotor gelişme geriliği, mental gerilik ve meningoensefalit başta olmak üzere merkezi sinir sistemi defektleri.

Pigmenter retinopati.

Trombositopenik purpura.

Hepatosplenomegali ve sarılık.

Radiolucent kemik hastalığı.

Hepatit, pnömonit ve miyokardit

Konjenital rubella sendromu ile doğan bebeklerin, doğum sonrasında aylarca, hatta 2 yıla varan bir dönem boyunca virüsü çevreye yaymaya devam ettikleri, bu nedenle de çevredeki diğer bebekler ve bağışıklığı olmayan yetişkinler için enfeksiyon kaynağı olabilecekleri bildirilmektedir.

Rubella virüsüne karşı önceden bağışıklığı olan bir gebenin, erken dönemde virüsle karşılaşması durumunda, fetal defekt gelişme olasılığının ileri derecede düşük olduğu bilinmektedir.

Tanı nasıl konur ? :

Cilt döküntülerinin ortaya çıkmasından önceki birkaç gün içinde veya döküntülerin ortaya çıkmasından sonraki günler içinde, hastanın farengeal sürüntülerden rubella virüsünün izole edilmesi mümkündür.

Konjenital enfeksiyona maruz kalan bebeklerin serum, sinoviyal sıvı, konjonktiva salgısı, serebrospinal sıvı ve idrar gibi numunelerinden de virüs izolasyonu yapılabilir. Ancak rutin uygulamada genellikle virüsün izolasyonundan çok serolojik test sonuçlarına dayanılır.

Kullanılan analiz sisteminin duyarlılığına bağlı olarak, rubellaya spesifik IgM sınıfı antikorların cilt döküntülerinin ortaya çıkmasından sonraki 1-3 gün içinde tespit edilmesi mümkündür.

IgM antikorlarının konsantrasyonu 2-4 hafta içinde maksimum seviyeye yükselip, vakaların çoğunda yaklaşık 6-9 hafta içinde kaybolur.

Önceden bağışıklığı olan kişilerde de reenfeksiyon durumunda, düşük konsantrasyonda olmakla birlikte IgM sınıfı antikorların ölçülebilir bir seviyeye yükselmesi çoğu zaman teşhiste sorun çıkarır.

Diğer yandan bazen IgM sınıfı antikorların primer enfeksiyondan veya aşıdan sonra bir yıla kadar pozitifliğini muhafaza edebildiği gösterilmiştir.

Bu nedenle teşhis ve klinik tedbirler tek başına IgM ölçüm neticesine dayandırılmamalıdır. Bu tür kuşkulu durumlarda rubella IgG avidite doğru teşhise yardımcı olabilir.

Değerlendirme :

Önceden bağışıklığı olmayan bir kişinin rubella enfeksiyonuna maruz kalması durumunda, cilt döküntülerinin ortaya çıkmasından sonraki 1-2 hafta içine veya viremi döneminden sonraki 2-3 hafta içinde IgG sınıfı antikorlar tespit edilebilir.

Hastanın önceden IgG antikorlarının bulunup bulunmadığı bilinmeden tek başına IgG ölçümü ile doğru teşhise ulaşılması mümkün olmaz. Bu nedenle, primer enfeksiyon kuşkusu mevcutsa, IgG ve IgM sınıfı antikorların beraberce dikkate alınması gerekir.

Beraberinde IgM sınıfı antikorlar da mevcut olmadığı sürece tek başına IgG sınıfı antikorların bulunması, primer enfeksiyondan çok, daha önce geçirilmiş enfeksiyonun göstergesi olarak kabul edilir. Bir yetişkinin, rubella virüsüne karşı bağışıklığının bulunup bulunmadığı, spesifik IgG antikorlarının ölçümü ile belirlenebilir.

IgM sınıfı antikorların pozitif bulunması, enfeksiyona ait klinik bulgular sergileyen hastalarda primer enfeksiyonun geçirilmekte olduğunu veya klinik bulgusu olmayan kişilerde primer enfeksiyonun yakın zamanda geçirilmiş olabileceğini düşündürür.

İlk kontrolde IgM ve IgG antikorları beraberce pozitif olan bir kişide, birkaç hafta içinde IgG antikorları titresinin 4 kattan fazla artması da primer enfeksiyon olasılığını düşündürür. Ancak böyle bir tabloya, aynı zamanda reenfeksiyon sebebiyle de raslanabileceğinden, dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

IgG antikorları pozitif bir kişide primer enfeksiyonun gerçekleşme zamanı konusunda tereddüt bulunması halinde, IgG avidite testinden yararlanılması yararlı olabilir.

Anneden bebeğe geçebilen türden bir antikor olmaması sebebiyle yeni doğmuş bir bebeğin kord kanında veya serumunda spesifik IgM antikorlarının varlığının gösterilmesi konjenital rubella enfeksiyonunun teşhisi için yeterlidir.

Numune:

Serum.

Referans değer:

Negatif.

 

Bunları da Merak Edebilirsiniz;

“Ceviz Saç Dökülmesinde Faydalı mı ?”

“Sivilce Nasıl Geçer ?”

“Mantar Zehirlenmesi Neden Öldürür ?”

“Fındık Kalbi Korur mu ?”

“Selülit Nedir, Nasıl Geçer ?”

“CA 125 Testi Ne İçin İstenir ?”

“Pankreas Kanseri Nedir ?”

“Kistik Fibrozis ve Ter Testi Nedir ?”

“Karaciğer Yağlanması Neden Olur ?”

“Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir ?”

“Akciğer Kanserinde Yaşam Süresi Ne kadardır ?”

“Evde Uyuşturucu Testi Nasıl Yapılır ?”

“Sürekli Yorgunluk Neden Olur ?”

“ALT testi Ne İşe Yarar ?”

“Hacamatın Faydaları ve Zararları Nelerdir ?”

 

Yorum Yaz - Soru Sor