Anti-HIV Testi, p24 antijeni ve AIDS Nedir ?

Anti-HIV Testi AIDS hastalığı teshisinde kullanılan en eski testtir ve sadece HIV enfeksiyonu taraması için kullanılır.

HIV/AIDS Nedir ?

AIDS (Acquired Immunodeficiency Syndrome) hastalığının etkeni olan HIV (Human Immunodeficiency Virus), Retrovirüs ailesinin bir RNA virüsü’dür.

HIV antikorlarının, virüsün zarf proteinlerine karşı nötralize edici aktivitesi bulunsa da şuşların zarf proteinlerindeki değişkenlik, aşı geliştirme çalışmalarından bu güne kadar sonuç alınmasını engelleyen en önemli faktör olmuştur.

HIV1 ile HIV2 Arasındaki Fark Nedir ?

Günümüzde bütün Dünya‘daki enfeksiyonların çok büyük kısmından klasik HIV-1 virüsü sorumlu olmakla birlikte çok seyrek de olsa, Batı Afrika kökenli hastaların bir kısmında enfeksiyon etkeni olarak HIV-2 virüsünün sorumlu olduğu tespit edilmektedir.

Genetik yapıları birbirine çok yakın olan bu iki virüsün zarf glikoproteinlerinin antijenik yapılarında faklılık vardır. HIV-2 virüsünün sebep olduğu klinik tablonun ortaya çıkışı ve kötüleşme süreci daha yavaş gerçekleşir.

HIV Virüsü Bulaş Oranları Nasıldır ?

Virüs başlıca Cinsel temas, Parenteral yol ve Anneden Bebeğe aktarım yoluyla bulaşır.

Bulaşma riskinin cinsel aktivitenin şekli ile yakından ilgisi vardır. Bir taşıyıcı ile pasif şekilde Anal ilişki’de bulaşma olasılığı 1:30-1:100 arasında değiştiği halde, aktif ilişkide bu olasılığın 1:1000 civarında olduğu belirlenmiştir.

Taşıyıcı bir Erkeğin vajinal yolla gerçekleşen bir temasla virüsü Kadına bulaştırma olasılığı 1:1000, taşıyıcı bir Kadının bu yolla Erkeğe bulaştırma olasılığı ise 1:10.000 olarak bildirilmektedir.

Enfekte bir kişide kullanılmış Enjektör iğnesinin sağlıklı bir kişiye batması sonucunda enfeksiyonun gerçekleşme olasılığı 1:300 iken, aynı Enjektörü paylaşan Uyuşturucu kullanıcılarında bu olasılık 1:150 civarındadır.

Bir taşıyıcının bağışladığı kanın Transfüzyonu sonucunda, sağlıklı bir kişinin enfekte olma olasılığı çok yüksektir.

Herhangi bir profilaksi uygulanmaksızın taşıyıcı bir Annenin doğum yapması durumunda Bebeğin enfekte olma olasılığı % 13 – 40 arasında değişir.

HIV virüsü, enfekte edeceği hücrelere CD4 reseptörlerine bağlanarak girer. Bu nedenle bu virüs CD4 antijeni taşıyan bütün hücreleri enfekte edebilir. İnsan vücudunda HIV virüsünün en önemli hedefi CD4 antijenini taşıyan (T Helper) Lenfosit‘lerdir.

HIV Virüsü Kapılırsa Ne Olur ?

İmmun sistemin faaliyetinin düzenlenmesinde çok önemli rolleri olan bu hücrelerin zarar görmesi, zaman içince Bağışıklık cevabında zayıflamaya yol açar.

Hiçbir tedavi almasalar bile, enfekte olan bireyler uzun yıllar semptomsuz bir dönem yaşarlar.

Enfeksiyondan, hastalığın ortaya çıkmasına kadar geçen kuluçka süresi bireyden bireye çok büyük farklılıklar göstermekle birlikte ortalama süre 10 yıl civarındadır.

Hastalığın Belirtileri ilk olarak ;

Ateş

Gece Terlemeleri

Kilo kaybı gibi nonspesifik şikâyetlerdir.

Dilde Tüylü Lökoplaki

Yaygın Kaposi Sarkomu

Cutaneous Bacillary Angiomatosis gibi daha spesifik hastalıklar ise uzun yıllar sonra bağışıklığı çökmesi ile görülür.

Yaygın Lenfadenopati de enfeksiyonun erken döneminde sıklıkla tespit edilen bir bulgudur.

HIV Virüsü Testleri Nelerdir ?

HIV enfeksiyonu taraması amacıyla, geleneksel olarak İmmunoassay teknikleri ile HIV Antikor ölçümü yapılır.

Uygun zamanda yapıldığında bu testlerin sensitivitesi % 99.5’tan yüksektir.

Günümüzde kullanılmakta olan 4.jenerasyon (HIV1+2+p24) antikor tarama testleri, vakaların yaklaşık % 50 kadarında enfeksiyon sonrası 22 gün içinde pozitif bulunur, 6 hafta içinde ise pozitiflik oranı % 95’e ulaşır.

Çok az sayıda, istisnai vakada, PCR tekniği ile viremi gösterildiği halde, enfeksiyonun 36. ayına kadar antikor üretimi tespit edilememiş olduğunun bildirilmiş olmasına rağmen, genel olarak şüpheli temas sonrası 3. aydan sonra elde edilen Negatif neticenin enfeksiyon olasılığının ekarte edilmesi için yeterli olması gerektiği kabul edilmektedir.

Enfeksiyon riskinin yüksek olduğunun düşünüldüğü durumlarda bile antikor testleri ile takibin 6 aydan daha uzun süre sürdürülmesinin gereksiz olduğu kabul edilmektedir.

p24 Antijeni :

HIV virüsünün Kapsid proteini olan p24 antijeninin tayini, henüz antikor üretiminin başlamadığı pencere döneminde erken teşhise yardımcı olabilir.

Enfeksiyon sonrasında 1-4 hafta içinde pozitif sonuç vermeye başlayabilir.

Antikor üretiminin başlamasıyla birlikte bu antijenin serum konsantrasyonu ölçülemeyecek düzeye iner.

Yeterince sensitif olmaması sebebiyle, tek başına p24 ölçümüne dayalı testlerin tarama amacıyla kullanılması tavsiye edilmemektedir.

Ancak p24 antijeni testinin, antikor tayini testi ile kombine olarak uygulanması durumunda, enfeksiyonun erken döneminde tarama testinin sensitivitesinin artırılması mümkün olmaktadır.

Aktif Neonatal HIV enfeksiyonu sonucu oluşan antikorlarla, enfeksiyonlu Anneden Çocuğa pasif olarak geçen antikorların serolojik testlerle ayırt edilebilmesi mümkün değildir.

Bu sebeple 18 aya kadar olan dönemde, enfeksiyon teşhisi için antikor testlerine değil, doğrudan doğruya PCR tekniği ile Nükleik asitleri belirleyen testlere dayanılmalıdır.

Değerlendirme :

Negatif Anti-HIV Sonucu :

Negatif sonuç, eğer laboratuvar testi doğru çalışır  ise enfeksiyon olasılığının ekarte edilmesi için yeterli bulunur.

Ancak şahsın HIV ile enfekte olduğu bilinen veya enfekte olma olasılığı yüksek bir kişi ile yakın zamanda temasının bulunması durumunda, tek bir “Negatif” sonuç ile yetinilmemesi ve şahsın 3 VE 6.aylarda test tekrarı yaptırması önerilir.

Pozitif Anti-HIV Sonucu :

İlk test sonucunun pozitif bulunması durumunda, çalışmanın yeniden alınacak numune ile tekrarlanması önerilir.

Bazı kitlerde Yalancı Pozitiflik sıktır. Bu nedenle özellikle 1-3 gibi sınırda pozitiflik saptandığında numunenin yeniden santrifüjü sonrası testin tekrarı, yine pozitiflik çıkarsa başka bir metodla çalıştırılması gerekir.

İki farklı teknik kullanılarak yapılan çalışmaların her ikisinin de pozitif sonuç vermesi durumunda, Spesifite % 100’e yakın olsa bile yine de kesin tanı için Western Blot tekniği ile doğrulanması veya PCR tekniği kullanılarak nükleik asit varlığının gösterilmesi gerekir.

Antikor testleri ile yalancı pozitif sonucun elde edilmesinin en önemli sebepleri, yakın zaman içinde İnfluenza da dahil olmak üzere Viral enfeksiyon geçirilmiş olması ve Bağ dokusu hastalıkları‘dır.

Ayrıca bazı ölçüm kitlerinde de yalancı sınırda pozitif değerler elde edilebilir.

Numune :

Serum

Referans Değer:

Negatif

 

Bir Cevap Yazın

error: Oops. iceriklerimiz okuman icindir, kopyalaman icin degil !
%d blogcu bunu beğendi: