Anti-Tiroglobulin Antikoru (Anti-Tg) Testi Nedir, Ne Zaman ve Neden Bakılır ?

Anti-Tiroglobulin veya kısaca Anti-TG testi Hashimoto hastalığı, Postpartum Tiroidit, Graves hastalığı gibi Otoimmun Tiroit hastalıklarının teşhisinde kullanılır.

Anti-Tiroglobulin antikorlarının varlığı, Tiroglobulin analiz sonuçlarını etkilediğinden, Tiroglobulin analiz sonuçlarına güveni artırmak amacıyla da bu teste ihtiyaç duyulabilir.

Hashimoto Hastalığı Nedir ?

Otoimmun sebepli bir Tiroidit olan Hashimoto hastalığı, en sık görülen Tiroit hastalıklarından biridir.

Hastalıkla ilişkili antikorlara rastlanma oranı erkeklerde % 3 kadınlarda % 13 civarındadır.

Ailevi özellik gösteren bu hastalığın, İyot katkılı diyet tüketenlerde daha sık görüldüğü, Amiodarone, İnterferon-α, İnterferon-β, İnterlökin-2, G-CSF gibi ilaçları kullanmanın ve Baş- Boyun bölgesine yapılan radyasyon uygulamalarının hastalığın görülme sıklığını artırdığı bilinmektedir.

Hashimoto hastalığı, genellikle kalıcı Hipotiroidizm’e neden olur.

Hipotiroidizm geliştikten sonra, yalnızca % 5 kadar vakada, Tiroit aktivitesinin yeniden normale döndüğü görülebilir. Hastaların % 10 kadarında Hipotiroidizm gelişmesinin TSH reseptörlerini bloke eden antikorlara bağlı olduğu yapılacak analizlerle gösterilebilir.

İçmeyenlerle mukayese edildiğinde, Hipotiroidi gelişme sıklığı Sigara içenlerde daha yüksektir ve bu durumdan Sigara dumanında bulunan Siyanat’ların sorumlu olabileceği tahmin edilmektedir.

Serum Anti-TPO (Tiroit Peroksidaz antikor) konsantrasyonu yüksekliğinin Subklinik Hipotiroidizmden, semptomatik Hipotiroidizme geçişin hızlı olabileceğini düşündüren bir veri olabileceği kabul edilmektedir.

Çok sık olmasa da, Hashimoto hastalarında, dokunun akut olarak zedelenmesi sebebiyle depo halde bulunan hormonların kana geçmesi sonucunda geçici Tirotoksikoz atakları meydana gelebilir.

Daha seyrek olarak da, Graves Hastalığı ve Hashimoto Tiroiditi birlikte görülebilir.

Anti-TG Pozitifliği Neden Olur ?

Tiroglobulin, Tiroit hormonlarının sentezinde, depolanmasında ve salgılanmasında rol oynayan, Tiroit bezine spesifik bir proteindir.

Normal koşullarda folikül içinde bulunur ve sistemik dolaşıma geçmez.

Folikül yapısını bozan iltihaplar, kanamalar, nodül oluşumları, cerrahi müdahaleler, süratli hiperplaziye sebep olan Graves hastalığı veya neoplastik olaylar, Tiroglobulinin sistemik dolaşıma sızmasına sebep olabilir.

Normal koşullarda bağışıklık sistemi ile teması bulunmayan bu proteinlerin sistemik dolaşıma geçmeleri çoğu zaman otoantikor oluşumu ile sonuçlanır.

Aynı durum, yine folikül lümeninde bulunan Tiroit Peroksidaz enzimi için de geçerlidir. Normal koşullarda bağışıklık sistemi ile teması olmayan ve bağışıklık sistemi tarafından tanınmayan bu antijenlere karşı oluşan antikorların Otoimmun Tiroidit gelişiminden sorumlu olduğu kabul edilmektedir.

Otoimmun Tiroiditi olan kişilerin % 30-50 kadarında ölçülebilir miktarda Anti-TG antikoru bulunur.

Bu hastalarda Tiroit Peroksidaz antikorlarına rastlanma oranı % 50-90 yani çok daha yüksek seviyededir.

Bu nedenle Otoimmun Tiroiditlerin teşhisi açısından Tiroit Peroksidaz antikorlarının aynı spesifiteye ancak daha yüksek sensitiviteye sahip olduğunun söylenmesi mümkündür.

Tiroit kanserlerinde Anti-TG antikorlarının bulunması, tedavi sonrasında rezidüel doku bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla yapılan Tiroglobulin analizlerinin güvenilirliğini düşürür.

Ölçülebilir yoğunlukta Anti-TG bulunan hastalarda, çoğunlukla yalancı düşük, daha seyrek olarak da yalancı yüksek Tiroglobulin ölçüm sonuçlarının elde edilmesi mümkündür.

Bu nedenle Anti-TG antikorları bulunan hastaların, Tiroit kanseri tedavisi sırasındaki ve sonrasındaki takiplerinde Tiroglobulin ölçüm sonuçlarının dikkatli olarak yorumlanması ve bu amaçla yalnızca bu teste dayanılmaması önerilmektedir.

Değerlendirme :

Otoimmun Tiroidit olasılığı düşünülen bir hastada Anti-TG antikorlarının varlığı, bu olasılığı destekler.

TSH konsantrasyonu normal veya üst sınıra yakın bir hastada Tiroit otoantikorlarının bulunması, ileride ortaya çıkabilecek klinik Hipotiroidi tablosunun erken bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Hashimoto hastalığı için spesifitesi yüksek bir parametre olarak kabul edilse de diğer Tiroit hastalıklarında da nadir olmayarak yüksek değerlere rastlanabilir.

Graves hastalarının yaklaşık olarak yarısında her iki tipte Tiroit otoantikoru bulunabilmektedir.

Tiroit kanserlerinin % 10-20 kadarında, daha çok Anti-TG olmak üzere otoantikorlara rastlanabilir.

Otoimmun veya diğer türden Tiroit hastalığı bulunmayan bazı bireylerde de düşük titrede Tiroit otoantikorlarına rastlanabildiği bildirilmektedir. Bu duruma kadınlarda daha sık rastlanmakla birlikte yaşın ilerlemesiyle her iki cinsiyet grubunda da görülme sıklığı artar.

Vitiligo

Pernisiyöz Anemi

Tip 1 Diabet

Hipoparatiroidizm

Çölyak Hastalığı

Addison Hastalığı

Romatoid Artrit ve

Sjögren Sendromu Tiroit otoantikorlarının bulunabildiği diğer otoimmun hastalıklardır.

Doğum sonrası Tiroidit vakalarında, yüksek yoğunlukta Tiroit otoantikorlarının bulunduğunun gösterilmesi, kalıcı Hipotiroidi gelişme olasılığının yüksek olduğunu düşündürür.

Tiroit otoantikorlarının plasental geçişi mümkün olduğundan, yenidoğanda rastlanan antikorların maternal kaynaklı olma olasılığının yüksek olduğu düşünülmelidir.

Numune :

Serum.

Açlık gerekmez.

Referans Değerler :

0 – 115 IU/ml.