Glukoz Testi Nedir, Diyabet Belirtileri, Tanısı ve Tedavisi ?

Glukoz testi hiç şüphesiz laboratuvar dünyasında en fazla istenen testlerin başında gelir. Başlıca olarak Diabetes Mellitus hastalığının teşhisi ve tedavisinin takibi amacıyla kullanılır.

Diabetes Mellitus Nedir ?

İnsülin hormonunun üretilip salgılanamaması, direnç sebebiyle yeterince etki edememesi veya aynı anda her ikisi ile ilişkili defektlerin bir arada bulunması nedeniyle ortaya çıkan ve Hiperglisemi ile karakterize bir hastalık tablosudur.

Kan glukoz konsantrasyonunun kronik bir şekilde yüksekliği, başta Göz, Böbrek, Sinirler, Kalp ve Damarlar olmak üzere pek çok doku ve organda hasara, fonksiyon bozukluğuna ve yetmezliğe yol açtığından, teşhisin erken konularak kan Glukoz konsantrasyonunun hedeflenen sınırlar içinde tutulmasının sağlanması büyük önem taşır.

Belirgin derecede Hiperglisemi durumunda, Polidipsi, Poliüri, ağız kuruluğu, çok yemek yemeğe rağmen kilo kaybı, bulanık görme, cilt kuruluğu şikayetleri bulunabilir.

Diyabet Nelere Yol Açabilir ?

Kronik Hiperglisemi, çocuklarda ve gençlerde gelişmenin yavaşlamasına ve enfeksiyonlara karşı direncin zayıflamasına sebep olur.

Kontrol edilemeyen şeker hastalığının yaşamı tehdit edebilen, akut komplikasyonları Ketoasidoz ve Nonketotik Hiperosmolar Koma‘dır.

Uzun dönemde ise Körlükle sonlanabilen Retinopati

Böbrek yetmezliği ile sonlanabilen Nefropati

Ayak ülserleri ve hatta Amputasyon’a sebep olabilen Periferik Nöropati

Gastrointestinal, Genitoüriner ve Kardiyovasküler semptomlar

Seksüel fonksiyon bozukluğuna yol açabilen Otonomik Nöropati‘ye sebep olabilir.

Hipertansiyon ve Lipoprotein metabolizma bozukluklarına da daha fazla rastlanır.

Diyabet Kaç Çeşittir ?

Nedene dayalı olarak yapılan değerlendirmeye göre, Diyabet hastalarının çok büyük kısmı Tip 1 veya Tip 2 sınıfında yer alır.

Gestasyonel Diyabet, hastalığın gebelik döneminde ortaya çıkan tipidir.

Tip 1 Diyabet

Nedeni İnsülinin salgılanamaması yani mutlak İnsülin yetersizliğidir.

Tip 1 Diyabet patogenezinde pankreas adacıklarına yönelik otoimmun reaksiyonlar rol oynadığından, yüksek risk taşıyan bireylerin bazı otoantikorların araştırılması yoluyla belirlenmesi mümkün olabilir.

Pankreas adacıklarında bulunan ß hücrelerinde otoimmun tahribatın göstergesi olarak kabul edilen otoantikorlar İslet cell, İnsülin, Glutamik asit dekarboksilaz (GAD65) ve Tirozin Fosfokinaz antikorlarıdır.

Hastalığın başlangıç belirtilerini gösteren hastaların yaklaşık % 85-90 kadarında bu antikorlardan bir veya daha fazlasının bulunduğu tespit edilir.

Tip 1 Diyabet’in aynı zamanda HLA ile de ilişkisinin bulunduğu bilinmektedir.

Tip 1 Diyabet, en sık olarak çocukluk ve delikanlılık döneminde başlamakla birlikte, herhangi bir yaşta ve hatta 80’li, 90’lı yaşlarda bile ortaya çıkabilir.

Bu hastalarda Graves hastalığı, Hashimoto tiroiditi, Addison hastalığı, Vitiligo, Çölyak hastalığı, Otoimmun Hepatit, Myastenia gravis ve Pernisiyöz anemi gibi otoimmun hastalıklara nispeten daha sık rastlanır.

Tip 2 Diyabet

Bütün Diyabet vakalarının % 90–95 kadarını teşkil eder.

Geçmişte İnsüline bağımlı olmayan veya Yetişkin Tipi olarak adlandırılan bu tip Diyabetin patogenezinde rol oynayan temel sebep, İnsülin direnci ve buna bağlı olarak ortaya çıkan Rölatif İnsülin Yetmezliği‘dir.

Yaşın ilerlemesi, vücut ağırlığının artması ve fiziksel aktivitenin azalması bu tip Diyabet’in ortaya çıkma riskini artırır. Genetik yatkınlıkla ilişkisi otoimmun tip Diyabet’e göre daha yüksektir.

Multigenik bir hastalık olduğu bilinmekle birlikte defektin genetik kaynağı tam olarak belirlenememiştir. Bu hastalar, en azından başlangıç döneminde ve çoğunlukla da bütün yaşam boyunca İnsülin tedavisine ihtiyaç duymazlar.

Obezitenin İnsülin direncini artıran en önemli sebeplerden biri olması sebebiyle, bu tip Diyabet hastalarının çoğu Obez’dir.

Hastalardan yapılan ölçümlerde İnsülin normal sınırlarda veya normal sınırların üzerinde bulunabilir. Ancak İnsülin salınımında meydana gelen artışın, İnsülin direncindeki artışı kompanse etmeye yetmemesi Hiperglisemi ile sonuçlanır.

Bu tip Diabette Ketoasidoz tablosu nadiren ve genellikle de başka bir hastalığın veya enfeksiyonun sebep olduğu yoğun stres döneminde gelişir.

Kan glukoz konsantrasyonundaki kontrolsüzlüğün yavaş yavaş ilerlemesi ve hastanın dikkatini çekecek klasik semptomların nispeten geç dönemde ortaya çıkması sebebiyle, hastalık genellikle sinsi bir seyir izler.

Bazen hastalık teşhisi konduğunda, mikrovasküler ve makrovasküler komplikasyonlar da ortaya çıkmış olabilir. Fazla kiloların verilmesi İnsülin direncini azaltacağından Hiperglisemi’nin kontrolünü kolaylaştırır. Beraberinde uygulanan farmakolojik tedaviyle kan glukoz konsantrasyonunun hedeflenen limitler içinde tutulması sağlanır.

Gestasyonel Diyabet

Gebelik öncesi kan glukoz konsantrasyonu normal sınırlar içinde seyreden bir kişide, gebelik sırasında karbohidrat toleransının bozulması sonucunda ortaya çıkan Diyabet tipidir.

Tip 2 Diyabet’te olduğu gibi Gestasyonel Diyabet’te de temel sorun, direnç artışı nedeniyle insülin üretiminin ihtiyacı karşılayamamasıdır.

Beslenmenin yeterince kontrollü olmamasına bağlı olarak fazla kalori alınması, vücuttaki yağ miktarının artışı ve fiziksel aktivite azlığı yanında, İnsülin’in tersi yönde etki meydana getiren Kortizol, Prolaktin, Human Plasental Laktojen ve Progesteron gibi hormonların etkisi de Gestasyonel Diyabet ortaya çıkmasında büyük rol oynar.

Plasenta kaynaklı İnsülinaz enzimlerinin, İnsülin yıkılımını hızlandırması da önemli bir sebep olarak kabul edilebilir.

Altta yatan sebep veya Diyabet türü ne olursa olsun, ortaya çıkan gebelik komplikasyonları, kan glukoz konsantrasyonunun kontrolsüzlük derecesi ile ilişkilidir.

Diyabet’in gebelikle ilişkili komplikasyonları genellikle gebeliğin 1. trimestirindeki metabolik koşullara bağlı olarak gelişen Konjenital Anomaliler oluşturur.

Diabet Taraması Kimlere Uygulanmalıdır ? (Hamile olmayanlar için)

Vücut Kitle İndeksi 25 kg/m2 üzerinde olup, ek olarak aşağıdaki risk faktörlerini taşıyanlara:

Fiziksel inaktivite

Birinci derece akrabada Diyabet varlığı

İri bebek (> 4 kg) doğurmuş veya GDM öyküsü olanlar

Hipertansiyon (> 140/90 mm-Hg)

HDL-kolesterol < 35 mg/dL veya TG >250 mg/dL.

Polikistik Over Sendromu.

Daha önce HbA1c > % 5.7,  IGT (Bozulmuş Glukoz Toleransı), IFG (Bozulmuş Açlık Glukozu).

İnsülin direnci ile ilişkili diğer durumları olanlar

Vücut Kitle İndeksi normal ve risk faktörü taşımayan herkese 45 yaşından itibaren tarama yapılmasına başlanmalıdır.

Önceden Diyabet olmadığı bilinen bütün hamilelere 24–28. haftalar arasında, en az 8 saat gece açlığı sonrasında 75 gram glukoz ile 2 saatlik yükleme testi uygulanmalıdır.

Değerlendirme:

Hamile Olmayan Yetişkinlerde Diabet Teşhis Kriterleri :

Hamile olmayan bir yetişkinde Diabet teşhisi amacıyla açlık kan glukozu, OGTT testi veya Hemoglobin A1c ölçümü gibi testlerden yararlanılır.

Ayrıca klasik Hiperglisemi bulguları gösteren bir kişide herhangi bir zamanda yapılan glukoz ölçümü sonucunun da teşhis açısından yönlendiriciliği olabilir.

Diabet riskinin yüksek olduğunu, kişinin “Prediyabetik” olarak kabul edilmesinin uygun olacağını gösteren kriterler:

Aşağıdaki gibi bir kişiye yapılan kan Glukoz veya HbA1c ölçüm sonuçlarının, normal kabul edilen limitlerin üzerinde olmakla birlikte, Diabetes teşhisi koyduracak kadar yüksek bulunmaması durumunda, zaman içinde Diyabet gelişme riskinin yüksek olduğu düşünülür.

Açlık Kan Glukozu : 100 – 125 mg/dl ise Bozulmuş Açlık Glukozu

2 Saatlik OGTT 2.Saat Kan Glukozu : 140 – 199 mg/dl ise Bozulmuş Glukoz Toleransı

HbA1c : % 5.7 – 6.4 arası.

Hamileliğin 24–28. haftaları arasında uygulanan, 75 gram glukoz ile 2 saatlik yükleme testi sonuçlarının yorumlanması sırasında aşağıdaki kriterler kullanılır.

Açlık : > 92 mg/dl

1.Saat : > 180 mg/dl

En son 2.Saat : > 153 mg/dl

Bu limitlerden herhangi birinin aşılması durumunda Gestasyonel Diyabet tanısı konur.

Diyabet Kriterleri Aşağıdaki Gibidir :

HbA1c > % 6.5

veya

Açlık Kan Glukozu > 126 mg/dl (en az 8 saatlik açlık sonrası)

veya

75 gr OGTT 2.Saat sonucu > 200 mg/dl

veya

Hiperglisemi belirtileri olan hastada random Glukoz seviyesi > 200 mg/dl

Diyabet Tedavisinin Hedefleri:

Gebe olmayan Diyabet hastalarında tedavinin temel hedefi, HbA1c oranını mikrovasküler ve makrovasküler komplikasyonların azalmasını sağlayacak ancak Hipoglisemi ataklarına neden olmayacak optimum bir seviyede tutmaktır.

Bu hedef American Diabetes Association (ADA) ve European Association for the Study of Diabetes (EASD) tarafından < % 7.0,

American Association of Clinical Endocrinologists (AACE) ve International Diabetes Federation (IDF) tarafından < %6.5 olarak belirlenmiştir.

Diyabet Dışında, Kan Glukoz Yüksekliği Nedenleri :

Şiddetli Egzersiz

Şok

Yanıklar

Feokromasitoma

Tirotoksikoz

Akromegali

Cushing sendromu

Glukagonoma

Somatostatinoma

Akut ve kronik Pankreatitler

Kistik Fibrozis

Hemokromatozis

Pankreas tümörleri

Serebrovasküler atak

Miyokard enfarktüsü veya şiddetli angina

Kronik Karaciğer hastalığı

Kronik Böbrek hastalığı

Akantosis Nigrikans

Vitamin B1 yetersizliğine bağlı olarak gelişen Wernicke ensefalopatisi.

Diyabet Dışında, Kan Glukoz Düşüklüğü Nedenleri :

Adacık Hücre tümörleri

Glukagon yetersizliği

Adrenal Bez ve Mide kanserleri

Hipofiz yetersizliği

Addison Hastalığı

Hipotiroidizm

Postgastrektomi

Gastroenterostomi

Prematürite

Diyabetik anne bebeği

Ketotik Hipoglisemi

Zetteson sendromu

İdiopatik Lösin duyarlılığı

Von Gierke sendromu

Galaktozemi

Maple Syrup Urine hastalığı

Fruktoz intoleransı

Arsenik, Karbon tetraklorür, Kloroform, Fosfor, Alkol, Salisilat, Fenformin ve Antihistamin gibi ilaç veya maddelerin toksitesi.

Numune:

Serum (kırmızı veya sarı kapaklı tüp), NaF-oksalatlı plazma (gri kapaklı tüp).

Örnek NaF içermeyen bir tüpe alınmışsa, bekletilmeden santrifüj edilerek serum ayrılmalıdır.

Bu şekilde ayrılan serum 25 C’de 8 saat,  4 C’de 72 saat stabilitesini korur.

NaF kullanılarak alınan örnekten hazırlanan plazma stabilitesini oda sıcaklığında 24 saat muhafaza edebilir.

8 saatlik sabah açlığı gereklidir.

Referans Aralığı:

 

 

error: Oops. iceriklerimiz okuman icindir, kopyalaman icin degil !