Kalıtsal Metabolik Hastalık Taraması Nedir ?

Kalıtsal Metabolik Hastalık Taraması (Yenidoğanda Metabolik Tarama) onlarca ölümcül metabolik hastalığı erken tanımayı sağlayabilen çok önemli bir testtir.

Yeni doğan döneminde belirlenerek tedavi edilmemesi halinde, Bebeğin kaybına ya da fiziksel ve zihinsel gelişme geriliğine neden olabilecek bazı metabolik hastalıkların taranması amacıyla kullanılır.

Çalışmaların henüz belirti vermeyen, Yeni doğan dönemindeki Bebeklerin kâğıda emdirilmiş Topuk Kanı örneklerinden yapılması, uygulama kolaylığı sağlamakta ve testin yaygın bir şekilde kabul görmesini kolaylaştırmaktadır.

Yenidoğanda Metabolik Tarama Nedir ?

Yenidoğanda Metabolik Hastalık Taraması amacıyla yapılan ilk çalışmalarda yalnızca Fenilketonüri hastalarının belirlenmesi hedeflendiği halde, kısa bir zaman sonra Konjenital Hipotiroidi vakalarının belirlenmesi de tarama çalışmalarının hedefleri arasında yer almaya başlamıştır.

Günümüzde kullanılmakta olan Tandem Mass Spektrometresi (MS/MS) tekniği Fenilketonüri’ye ek olarak pek çok metabolik hastalığı aynı anda ve çok hızlı bir şekilde tarama imkanı sağlamaktadır.

Yenidoğanda Metabolik Tarama Testi ile Hangi Hastalıklar Saptanır ?

Fenilketonüri :

Esansiyel bir amino asit olan Fenilalanin‘in metabolize edilmesi ile ilişkili enzimlerden biri olan Fenilalanin Hidroksilaz enzimi aktivitesi yetersizliğine yol açan genetik bir defektten kaynaklanır.

Ülkemizde görülme sıklığı 1/3.000- 1/4.500 arasındadır.

Klinik tablonun şiddeti Bebekten Bebeğe farklılık göstermekle birlikte, erkenden tespit edilerek tedavi edilmeyen vakalarda mental gerilik meydana getirir.

Erkenden belirlenerek Fenilalanin içermeyen uygun bir diyet ile beslenmenin sağlanması durumunda ise, Bebeğin mental ve fiziksel olarak tamamen sağlıklı bir hayat sürdürmesi mümkün olur.

Tirozinemi Tip 1 :

Görülme sıklığı 1/100.000 civarındadır.

Tirozin katabolizmasının son aşamasında rol alan enzimlerden olan Fumarilasetoasetat Hidrolaz enzim aktivitesinin düşüklüğü sonucunda meydana gelen bir hastalıktır.

Fumarilasetoasetat’ın yıkılamaması sonucunda çok toksik bir madde olan Süksinilaseton birikimi meydana gelir.

Teşhisin erkenden konularak gereken diyet tedbirlerinin alınması ve uygun ilaç tedavisi Karaciğer hasarı’nın oluşmasını yavaşlatabilir.

Maple Syrup Urine Disease (MSUD):

Dallı zincirli amino asitler olan Valin, Lösin ve İzolösin katabolizmasında yavaşlamaya sebep olan, Dallanmış Zincir Alfa-Keto Asit Dehidrogenaz enzim kompleksindeki bir defekt sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır.

Görülme sıklığı 1/100.000 civarındadır.

Bu üç amino asidin ve bunların ketoasitlerinin kanda birikmesi, tedavi edilmeyen çocuklarda Ensefalopati ve ilerleyici Nörodejenerasyon’a sebep olur.

Teşhisin erkenden konularak gereken diyet tedbirlerinin alınması ve gerekiyorsa Tiamin takviyesi komplikasyonların önlenmesini ve entellektüel gelişimin normal bir şekilde gerçekleşmesini sağlar.

Homosistinüri :

Metionin metabolizması ile ilişkili bir defekt olup, kanda ve idrardaki Homosistein ve metabolitlerinin konsantrasyonunun artmasına sebep olur.

Transsülfirasyon (Homosistinüri I) veya Metilasyon (Homosistinüri II, III) yollarında otozomal resesif geçiş gösteren genetik defekt sonucunda meydana gelir.

Görülme sıklığı 1/100.000’den düşüktür.

Bu defektler, Beynin normal gelişimi üzerine olumsuz etki yapar ve erkenden tespit edilmesi durumunda alınacak uygun diyet tedbirleri ve diğer takviyeler sayesinde hastanın normal şekilde gelişmesi sağlanabilir.

Hipermetioninemi :

Metionin amino asidinin vücutta yıkılmasından sorumlu enzimlerin aktivitesinin yetersizliğinden kaynaklanan ve sonuçta kan Metionin konsantrasyonunun yüksekliği ile karakterize bir hastalıktır.

Metionin metabolizmasındaki bu bozukluk, protein sentezi için gerekli bazı amino asitlerin sentezinde yetersizliğe yol açabilir. 

Hastaların bir kısmı hiçbir klinik bulgu sergilemezken, bir kısmında Mental ve Fiziksel gelişme geriliği görülür.

Kas güçsüzlüğü, dik durmada ve yürümede gecikme dikkati çeker.

Göz ve iskelet sistemi ile ilişkili defektler karakteristiktir.

Hastalığın meydana getirebileceği pek çok hasar, özel diyet uygulaması ile minimum seviyeye indirilebilir.

Nonketotik Hiperglisinemi :

Glisin Dekarboksilaz kompleksi defekti sonucunda meydana gelen, otozomal resesif geçişli genetik bir hastalıktır.

Başta Beyin omurilik sıvısı olmak üzere, bütün vücut sıvılarında Glisin konsantrasyonu yüksekliği ile karakterize olan bu hastalıkta, Nörolojik bulgular ön plandadır.

Erken teşhis ve gereken tedbirlerin erkenden alınması meydana gelecek zararların en az düzeye indirilmesine yardımcı olur.

HHH Sendromu :

Ornitinin sitoplazmadan mitokondriye geçişinde aksamaya yol açan genetik defekt sonucunda meydana gelen bir hastalıktır.

Amonyak yüksekliği, doğumdan hemen sonra ortaya çıkabileceği gibi, ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir.

Bacaklarda güçsüzlük

Derin tendon reflekslerinde hızlanma

Spastisite

Klonus

Konvülsiyonlar ve değişen derecelerde psikomotor bozukluklar görülebilir.

Amonyak yüksekliğine ek olarak plazma Ornitin ve Sitrülin konsantrasyonlarında da yükselme görülür.

Sitrülinemi :

Argininosüksinik Asit Sentetaz enziminde yetersizlik sonucunda meydana gelir.

1/100.000’den daha seyrek görülen bu defektte, kan Sitrülin ve Amonyak konsantrasyonları beraberce yüksektir.

Teşhisin erkenden konması ve uygun tedavi ile vakaların önemli bir kısmında Bebeğin yaşatılması mümkün olabilir. Ancak yaşayan Bebeklerin büyük kısmında Mental gelişme yavaşlığı olur.

Argininosüksinik Asidüri :

Argininosüksinat Liyaz enziminin aktivitesindeki düşüklük sonucunda meydana gelen bir hastalıktır.

Görülme sıklığı 1/70.000’den daha düşüktür.

Klinik ve metabolik bulgular çok geniş bir yelpaze içinde dağılım gösterir. Ağır vakalarda erken dönemde Hiperamonyemi gelişir.

Daha sonraki dönemde, fiziksel ve mental gelişme geriliği, Hepatomegali dikkati çeker.

Saçların kuru ve kırılgan oluşu karakteristik bir özelliktir.

Düşük proteinle beslenme, açlığa izin vermeme, Amonyak artışını engelleyecek ilaç kullanımı yararlı olabilir.

Hiperargininemi :

Sitozolik Arginaz enziminin aktivitesindeki düşüklük sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır.

Doğumdan sonraki ilk birkaç ay içinde herhangi bir bulgu vermediği halde, daha sonra Merkezi sinir sistemi ile ilişkili ilerleyici bozukluklar ortaya çıkmaya başlar.

Spastik Dipleji

Koreoatotik hareketler

Mental ve fiziksel gelişimin yavaşlaması dikkati çeker.

Propionik Asidemi :

Propionil CoA Karboksilaz enzimindeki defekt sonucunda ortaya çıkarak Propionik asit birikimine neden olan bir hastalıktır.

Vücutta Propionik asit birikimi, kusma, dehidratasyon, Letarji ve Ensefalopati ile karakterize bir klinik tabloya neden olur.

Hastalık, yaşamın ilk haftasında belirti vermeye başlarsa “erken başlayan form”, 6. haftadan sonra belirti vermeye başlarsa “geç başlayan form” olarak adlandırılır.

Erken başlayan formda Mental retardasyon ve erken yaşta kayıplar daha sık görülür.

Geç başlayan formda ise Hareket bozuklukları ve distoni daha belirgin olur.

Görüntüleme yöntemleriyle, hastaların Bazal Ganglionlarında iki taraflı enfarktlar tespit edilebilir.

Doğum öncesinde veya doğumdan hemen sonra erkenden teşhis edilen vakalarda prognozun iyi olması sağlanabilir.

Hastalığın hafif formlarında klinik bulgular çok belirgin olmayabilir.

Metilmalonik Asidemi :

Metilmalonil CoA’nın Süksinil CoA’ya dönüşümünü katalizleyen  Metilmalonil CoA Mutaz enziminin aktivitesinde azalmaya neden olan bir grup nedene bağlı olarak ortaya çıkar.

Hastalık, Kobalamin metabolizması bozuklukları, Transkobalamin II yetersizliği, İnterensek Faktör eksikliği veya diyette Kobalamin eksikliği gibi durumlara bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

Hastalık genellikle hayatın ilk bir ayı ile bir yılı arasında, Epilepsi nöbetleri ile kendini gösterir.

Hastalığın ilerleyen aşamalarında Metilmalonik asit birikimine bağlı olarak Ensefalopati bulguları ortaya çıkabilir ve inme meydana gelebilir.

Hastalığın görülme sıklığı 1/25.000 ile 1/250.000 arasında değişir.

İzovalerik Asidemi :

Aynı zamanda İzovalerik Asidüri olarak da adlandırılan bu hastalığın nedeni, İzovalerik Asit CoA Dehidrogenaz enzimi eksikliğidir.

Nadir görülen, otozomal resesif geçişli bu genetik hastalıkta, dallanmış zincirli bir aminoasit olan Lösin metabolizmasında bozukluk meydana gelir.

Hastalık karakteristik olarak Terli Ayak kokusu’na neden olur.

İzovalerik asit birikimi aynı zamanda Beyin ve Sinir sistemi için de toksik etki meydana getirir.

Hastaların yaklaşık yarısında doğumdan sonraki birkaç gün içinde hastanın yaşamını tehdit edecek şekilde, beslenme bozukluğu, kusma, Havale geçirme, enerjisizlik ve ardından Koma gelişebilir.

Hastaların diğer yarısı ise, çocukluk çağında zaman zaman ortaya çıkan ve özellikle de proteinden zengin protein tüketimi ile tetiklenen bir klinik hastalık tablosu sergiler.

Özellikle Lösin’den fakir kısıtlanmış miktarda protein içeren bir diyet ile yaşamın sürdürülmesi mümkün olur.

3-Metilkrotonil CoA Karboksilaz Eksikliği :

Özellikle Lösin’den zengin proteinlerin metabolizmasında bozulma meydana gelir.

Yaklaşık 50.000’de bir görülen bu hastalıkta çocuklar doğduklarında tamamen normal özelliklere sahiptir.

İlk belirtiler, yaşamın ilk yılı içinde ortaya çıkmaya başlar.

Değişik derecelerde beslenme zorluğu, tekrarlayan kusma ve ishal nöbetleri, ileri derecede yorgunluk ve Hipotoni hastalığın karakteristik bulgularıdır.

Tedavi tedbirleri uygulanmazsa, Gelişme geriliği, tekrarlayan Havale nöbetleri ve Koma tablosu gelişebilir.

Erken teşhis ve uygun diyet hastalığın komplikasyonlarının çoğunun önlenmesini sağlayabilir.

ß-Ketotiolaz Eksikliği :

İzolösin veya bazı Lipidlerin metabolizmasında bozukluğa neden olan, otozomal resesif geçiş gösteren bir hastalıktır.

Tipik klinik bulgular yaşamın 6.-24. ayları arasında ortaya çıkmaya başlar.

Kusma

Dehidratasyon

Solunum zorluğu

Aşırı yorgunluk ve

seyrek olarak da konvülsiyonlar görülür.

Genel olarak Ketpasidotik atak olarak adlandırılan bu tablo bazen Koma ile sonlanabilir.

Hastalık çok nadir görülür. Bu güne kadar tanımlanan toplam hasta sayısı 50-60 civarındadır.

3-Hidroksimetilglutaril CoA Liyaz Eksikliği :

Lösin amino asidinin metabolizmasında bozukluk ve beraberinde Keton cisim üretiminde aksama görülür.

Klinik belirtilerini yaşamın ilk yılında vermeye başlayan bu hastalıkta, epizotlar şeklinde ;

Kusma

Dehidratasyon

Letarji

Konvülsiyonlar ve

Koma tablosu gelişebilir.

Genellikle enfeksiyon hastalıkları, açlık, şiddetli egzersiz ve stres ile tetiklenen hastalık epizotları sırasında kan şekerinde çok belirgin derecede düşüklük ve metabolik asidoz dikkati çeker.

Akut dönemde Hipoglisemi‘nin intravenöz tedavisi çok önemlidir.

Daha sonraki dönemde ise Lösin ve yağ içeriği kısıtlanmış, Valin, İzolösin ve Karbohidrattan zengin bir diyetle beslenme önerilir.

Glutarik Asidemi Tip I :

Lizin, Hidroksilizin ve Triptofan amino asitlerinin tam olarak yıkılımında defekt bulunur.

Bu nedenle yıkılım ara ürünleri olan Glutarik asit, Glutaril CoA, 3-Hidroksiglutarik asit ve Glutakonik asit birikimi olur. 

Özellikle de hareket düzenlemesini sağlayan Bazal Gangliyonlar bu bu toksik etkilere karşı daha hassastır.

Bu hastalarda Karnitin yetersizliği de gelişir.

Glutarik Asidemi Tip I hastalığı olan Bebeklerin Kafalarının iriliği dikkati çeker.

Mental gerilik de hastalığın neden olabildiği sonuçlardan biridir.

YAĞ ASİDİ OKSİDASYON DEFEKTLERİ

SCAD : Short-Chain Acyl-Coenzyme A Dehydrogenase eksikliği

LCHAD : Long-Chain 3-Hydroxy Acyl Coenzyme A Dehydrogenase eksikliği

VLCAD : Very Long-Chain Acyl-Coenzyme A Dehydrogenase eksikliği

CPT II : Carnitine Palmitoyltransferase II eksikliği, 2,4-DienoylCoA Redüktaz eksikliği ve Glutarik Asidemi Tip II de yenidoğan döneminde yapılan kalıtsal metabolik hastalık taraması sırasında belirlenebilir.

Numune :

Yeni doğan Tarama kartına emdirilmiş kan örneği.

Kart üzerinde uygun teknikle emdirilmiş minimum 2 işaretli alan laboratuvara gönderilir.

Zamanında doğan sağlıklı Bebeklerde örnek doğumdan sonraki 24 saat-1 hafta içinde alınmalı, Bebek en az bir kez Anne Sütü veya Mama gibi proteinli besin almış olmalıdır.

24 saatten önce alınması halinde 2 hafta içinde testin tekrarı için yeni örnek alınmalıdır.

Bebeğe Kan Transfüzyonu yapılacaksa örnek Transfüzyon öncesinde alınmalıdır.

 

 

error: Oops. iceriklerimiz okuman icindir, kopyalaman icin degil !