Kan Tahlilinde UIBC, Ure, FT4, Serbest T4, RF, TBil, Folat, GGT, gr Ne Demek ?

Kan Tahlillerinde kısa isimleriyle verilen UIBC, Üre, FT4, Serbest T4, RF, TBil, Folat, GGT, gr Nedir, Ne Demektir ? kısaca bir bakalım.

Kan Tahlilinde BUN (Üre Azotu) Nedir ?

Özellikle Böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek, Böbrek hastalığı veya hasarıyla ilişkili Hemodiyaliz ve diğer tedavilerin etkinliğini takip etmek için kullanılır.

Diyabet, Konjestif Kalp Yetmezliği ve Miyokart İnfarktüsü (Kalp Krizi) gibi Kronik hastalıklar ve rahatsızlıklarda Böbrek işlevlerinin düzenli aralıklarla izlemi,

Belli ilaç tedavilerinin öncesinde ve alımı sırasında Böbrek işlevlerinin izlenmesi için veya

Düzenli aralıklarla Diyaliz etkinliğinin izlenmesinde vazgeçilmez testtir.

Karaciğerde yüksek miktarlarda Üre üretildiği veya Böbreklerden atılan idrar miktarı azaldığında Üre konsantrasyonları yükselecektir.

Önemli derecede Karaciğer hastalığı veya hasarı Üre oluşmasını engellediğinde BUN konsantrasyonları düşebilir.

Böbrek sorunlarından kuşkulanıldığında BUN sıklıkla Kreatinin ile birlikte istenir.

Böbrek İşlev Bozukluğunun Bazı Belirtileri :

Yorgunluk

Konsantrasyon yokluğu

İştahsızlık

Uyuma zorluğu

Özellikle Gözler etrafında, Yüz, El bileklerinde, Karında, Uyluklarda veya Ayak bileklerinde şişlik (ödem)

İdrar köpüklü, kanlı veya kahverengidir

İdrar miktarında azalma

İdrarını yaparken yanma hissi

İdrarda anormal akıntı 

Özellikle geceleyin idrar sıklığında değişiklik gibi sorunlar

Kostaların altında, Böbrek yerleşiminin yakınında sırt ortası (yan) ağrı

Yüksek Kan basıncı

Kan Tahlilinde UIBC Nedir ?

Genellikle Anemi ve Hemokromatoz gibi Demir fazlalığı durumlarının değerlendirilmesi amacıyla kullanılırlar.

Hemogram’la beraber çok fazla istenen testlerdendir.

Demir plazmada Ferrik formda, Transferrine bağlı olarak taşınır.

Transferin ortalama olarak % 25-30 civarında satüredir.

Transferinin ek olarak bağlayabileceği Demir miktarına “Bağlı Olmayan Demir Bağlama Kapasitesi” (UIBC) adı verilir.

Serum Demir ve UIBC toplamı ise “Total Demir Bağlama Kapasitesi” (TIBC) olarak adlandırılır.

Herediter Hemokromatozis’te, serum Demir konsantrasyonu ve Demir satürasyonu yüksek bulunur.

Hemokromatozise ek olarak ;

Pernisiyöz, Aplastik ve Hemolitik Anemi

Akut Lösemi

Kurşun Zehirlenmesi

Akut Hepatit

Vitamin B6 eksikliği

Talasemiler

Tekrarlayan Transfüzyonlar ve

Akut Demir Zehirlenmeleri’nde de serum Demir düzeyi yüksek bulunur.

Demir analizi en sık olarak özellikle Hipokromisi ve Mikrositozu olan hastalarda Aneminin sebebinin belirlenmesi amacıyla kullanılır.

TDBK ve UIBC, Demir eksikliği olanlarda, Hamilelerde ve Oral Kontraseptif kullananlarda normal veya yüksek bulunur.

Kronik İltihabi hastalığı olanlarda veya Malign hastalığı olanlarda genellikle TDBK düşük bulunur.

Kan Tahlilinde Serbest (Free) T4 Nedir ?

Tiroit bezinin hormon üretim faaliyetinin değerlendirilmesi, Hipotiroidi veya Hipertiroidi olasılıklarının araştırılması ve hastaların takibi amacıyla kullanılır.

Tiroit hormonlarının yaklaşık % 75 kadarı TBG’e bağlı olarak taşınır.

Total T3’ün % 0.3, Total T4’ün % 0.03 kadarı serbest halde bulunur.

Başta Hamilelik olmak üzere bazı özel durumlar dışında serbest hormon konsantrasyonları, genellikle total hormon konsantrasyonları ile denge içinde bulunur. Bu hormonların yalnızca serbest formları biyolojik aktiviteye sahiptir.

Serum T3 ve T4 konsantrasyonlarının yüksekliği, Primer Hipertiroidizm’e ek olarak Akut Tiroidit‘lerde de görülür.

Serbest formları aktif olduğundan, klinik tablonun değerlendirilmesinde, bu hormonların total formlarının yerine serbest formlarının ölçümü daha fazla tercih edilir.

Kronik hastalığı olan veya uzun süre Hastanede yatmış olan kişiler ötiroid olsalar bile total T3 ve T4 konsantrasyonlarında düşme meydana gelebilir.

Ayrıca TBG ve diğer taşıyıcı proteinlerin konsantrasyonunun azaldığı durumlarda da (genetik TBG düşüklüğü, Nefrotik sendrom vb.) Total T3 ve T4 konsantrasyonlarının referans aralık sınırları altında olduğu görülebilir.

T3 otoantikorları’nın varlığında ise Total T3 konsantrasyonu yüksek, Total T4 normal sınırlar içinde bulunabilir.

Kan Tahlilinde RF Nedir ?

Genellikle Romatoid Artrit olasılığının değerlendirilmesi amacıyla kullanılır. Bununla beraber birçok Romatolojik hastalıkta yükselebildiğinden spesifik değildir.

Romatoid Artrit (RA) halen sebebi tam olarak bilinmeyen, sinovyal (Eklem aralığı) dokunun inflamasyonu ile seyreden kronik bir hastalıktır.

Kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha fazla görülür.

Hastalığın en belirgin klinik bulgusu perifer Eklemlerde meydana getirdiği kronik, simetrik ve yıkıcı özellikteki Artrit’tir.

Romatoid Faktör (RF) Romatoid Artritli hastaların çoğunda bulunan Makroglobulin tipinde bir antikordur. İmmünglobulin G’nin Fc kısmına karşı oluşmuş antikorlardır.

Romatoid Artritli hastaların % 60-80’i ve Sjögren Sendrom’lu hastaların % 60-70’inde RF pozitiftir. Ancak yaklaşık % 20 RA’li olguda RF saptanamaz ve bu olgular seronegatif RA olarak tanımlanmaktadır.

RF, RA için sensitif fakat spesifik olmayan bir parametredir. RF pozitifliği Romatoid artriti destekleyici bir bulgudur. Ancak;

Neoplazm (Kanserler)

Miks Esansiyel Kriyoglobülinemi

Sjörgen Sendromu

SLE

Miks Bağ Dokusu Hastalığı

Polimyozit

Sarkoidoz

Endokardit

Tüberkülöz

Sifiliz

Viral – Bakteriyel – Parazitik infeksiyonlar

Karaciğer – Akciğer – Böbrek hastalıkları

Deri ve Böbrek allograftlı hastalar

Yaşlılar (65 yaş üstü kişilerin % 5-10’unda pozitif)

Sürekli Kan nakli yapılanlar

Sık sık Aşı olanlarda da RF pozitif olabilmektedir.

RF’nin negatif olması Romatiod Artritin var olmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle Romatoit Artritin tanısında esas olan klinik bulgulardır.

Kan Tahlilinde T.Bil (Total Bilirübin) Nedir ?

Bilirübin’leri ölçer.

Hem proteinlerinin yıkılmasıyla oluşan atık bir bileşiktir.

Hem proteinlerinin % 75-80’i Eritrositlerdeki Hemoglobin’den gelir.

Bilirübinler başta Akut Hepatitler olmak üzere

Hepatosit hasarı yapan durumlar

Safra akımını engelleyen mekanik tıkanma veya diğer Kolestatik durumlar

Bilirubin uptake’i veya sekresyonunu bozan genetik hastalıklar

Bilirubin üretimini artıran Hemolitik hastalıklar‘da istenen testlerdir.

Bütün bu hastalıkların tanısı ve takibi amacıyla, Karaciğer enzimleri ile birlikte kan Bilirubin konsantrasyonu ölçümüne ihtiyaç duyulur.

Total Bilirübin Yüksekliği ;

Hepatosellüler hasar

Viral Hepatitler

Alkolik Hepatitler

Siroz

İnfeksiyoz Mononükleoz

Bazı İlaçlar

Obstrüktif Sarılık

Safra Taşı

Safra yolu tümörleri

Pankreas başı taşı -tümörleri

Hemolitik nedenler (Kan nakli sonrası, Pernisiyöz anemi, Orak hücreli anemi, Transfüzyon reaksiyonları, Pulmoner emboli)

Nelson sendromu

Crigler-Najjar sendromu (Karaciğerde enzim eksik, İndirekt Bilirübin konjuge edilemez)

Dubin-Johnson sendromu (Konjuge Bilirübin Safraya atılamaz)

Rotor sendromu (Konjuge Bilirübin Safraya atılamaz)

Eritroblastozis Fetalis

Konjestif Kalp Yetmezliği

Havuç-Yer Elması Yeme

Klorpromazin gibi birçok ilaç

Uzamış açlık ve Nikotinik asit kullanımı ile Bilirübin seviyeleri artar.

İndirekt Bilirübin Yüksekliği :

Hemolitik Anemi

Büyük Hematomlar

Hemorajik Pulmoner infarkt

Criggler-Najjar Sendromu

Gilbert Sendromu (Karaciğerde enzim eksik, indirekt Bilirübin konjuge edilemez)

Hipotroidizm

Diyabetik Anne çocuğu

Sepsis

Bilirübin Düşüklüğü Nedenleri :

Numunenin 1 saat ışıkta durması

Çok yağlı yemekten sonra alınmış numunelerde

Numunede hava kabarcığı olması veya çalkalanması ile Bilirübin seviyeleri düşer.

Kan Tahlilinde Folik Asit (Folat) Nedir ?

Başlıca Folik asit eksikliği bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi amacıyla kullanılır.

Folik asit, Homosistein’in Metionin’e dönüşmesinde ve DNA sentezi açısından çok önemli reaksiyonlarda katalizör olarak rol oynar. Bu sebeple, hücre büyümesi ve bölünmesi için gereklidir.

Özellikle Hamilelik ve Bebeklik gibi, büyümenin ve hızlı hücre bölünmesinin süratli olduğu dönemlerde Folik asit ihtiyacı daha fazladır.

Folik asit eksikliğinin en çarpıcı etkileri, Eritropoez sürecinde görülür. Eritrositler normalden daha büyük olmalarına rağmen olgunlaşmalarını tamamlayamadıkları için, Folik asit eksikliğine bağlı olarak gelişen Anemi, Megaloblastik Anemi olarak adlandırılır.

Folik asit eksikliğinde aynı zamanda, Nötrofillerin önemli bir kısmının Nükleusunda segment sayısının normalden daha fazla oluşu dikkati çeker.

Hamileliğin ilk dönemlerindeki Folik asit eksikliğinin Nöral Tüp Defekti riskini ve spontan Abortus sıklığını artırdığı bilindiğinden, bütün Hamilelere profilaktik olarak Folik asit takviyesi yapılması tavsiye edilmektedir.

Folik asit ve B12 vitamini eksikliği arasında ayırım yapmak amacıyla Homosistein ve Metilmalonik asit analizlerinden yararlanılabilir.

Folik asit eksikliğinde yalnızca Homosistein konsantrasyonu yükseldiği halde, B12 vitamini eksikliklerinde Homosistein ve Metilmalonik asit konsantrasyonları beraberce yüksek bulunur.

Folik asit daha fazla İnce Bağırsak olmak üzere, gastrointestinal sistemin hemen hemen bütün kısımlarından emilir. Bu nedenle ciddi bir besinsel eksiklik olmadığı sürece, Folik asit yetersizliği oluşmaz.

Spesifik olarak Folik asit bağlayan bir serum proteini bulunmasına rağmen, serumdaki Folik asitin % 90 kadarı serbest durumda bulunur.

Meyve ve Sebzelerin çoğunda bol miktarda bulunur.

En önemli Bitkisel kaynakları, bütün yapraklı Sebzeler ve Narenciye grubu meyvelerdir.

Kuru veya taze Fasulye ve Bezelye de önemli miktarda bulunur.

Karaciğer ve Ekmek Mayası da Folik asit için değerli besinsel kaynaklardır.

Folik Asit Düşüklüğü Nedenleri :

Besinsel Folik asit eksikliği, beslenmesi ileri derecede bozulmuş Alkoliklerde, taze Meyve Sebze yeme imkânı olmayanlarda, Anorektiklerde ve gıdalarını aşırı derecede pişirme alışkanlığı olanlarda görülebilir.

Çölyak hastalığı

Crohn hastalığı

Fenitoin, Sülfasalazin, Trimetoprim-sulfometaksazol, Oral Kontraseptif, Antiasit, H2 reseptör Antagonisti kullanımı ise emilimin bozulması nedeniyle Folik asit eksikliğine sebep olabilir.

Jejunal/ileal By-pass uygulanan veya büyük miktarda Bağırsak rezeksiyonu yapılan hastalarda da emilim yetersizliği olabilir.

Karaciğer hastalıklarında, Kronik Hemolitik Anemilerde, Gebelikte ve Eksfoliatif cilt hastalıklarında artan ihtiyacın karşılanamaması sebebiyle Folik asit eksikliği daha sık görülür.

Hemodiyaliz hastalarında ise eksikliğin sebebi kayıplardır.

Folik asit antagonisti olan methotreksat kullanımı da folik asit eksikliğinin sebepleri arasında sayılabilir.

Dihidrofolat redüktaz, Formiminotransferaz, 5,10-Metilen Tetrahidrofolat Redüktaz ve Tetrahidrofolat Metiltransferaz aktivitesi yetersizlikleri, Folik asit eksikliğine sebep olan en önemli doğumsal enzim defektleridir.

Folik Asit Yüksekliği Nedenleri :

Kör loop sendromunda

Vejeteryan diyetle beslenenlerde

Pernisiyöz anemi ve

Vit B12 yetersizliğinde serum Folik asit seviyesi yüksek bulunur. Folik asit fazlalığının sebep olduğu herhangi bir toksik etki bilinmemektedir.

Kan Tahlilinde GGT (Gama Glutamil Transferaz) Nedir ?

Başlıca Karaciğer, Böbrek ve Pankreas’ta bulunan bir enzimdir.

ALT ve AST kadar olmasa da Karaciğer hastalıklarının tanı ve takibinde çok istenen bir testtir.

Genellikle Karaciğer fonksiyonlarını görmek ve Alkolik Karaciğer hastalığını araştırmak için istenir.

Ayrıca Çocuk ve Gebelerde Karaciğer hastalığını ayırt etmede faydalıdır çünkü Gebelerde Plasental kökenli ALP de vardır yani ALP artışı sadece Karaciğer hastalığına bağlı değil normalde de olabilirken GGT Plasentada olmadığından GGT artışı Karaciğer hastalığını çok daha fazla destekler.

Benzer şekilde çocuklarda Kemik kaynaklı ALP de yükselir yani ALP yükselmesi çocuklarda normalde olabilirken, GGT Kemikte olmadığından artışı Karaciğer hastalığını çok daha fazla destekler.

Kemik hastalıkları, Gebelik ve Kas hastalıklarında GGT seviyeleri genellikle artmaz.

GGT Yüksekliği Nedenleri :

Karaciğer Hastalıkları (Hepatitler, Sirozlar, Metastazlar, Kolestaz…)

Alkolizm

Böbrek Hastalıkları (GGT klirensi düştüğünden)

Sigara içme (günde 1 paket içenlerde % 10 artar)

Siyahi Afrikalı erkekler (yaklaşık 2 kat yüksek)

Diyabet

İnfeksiyoz Mononükleoz (EBV virüsü ile oluşan viral hastalık)

Pankreatitler

Prostat Kanseri

Meme-Akciğer-Kolon kanseri

SLE

Glikojen Depo Hastalığı

Hipertiroidizm

İlaçlar (antibiyotikler, anti-inflamatuvarlar, fenitoin, fenobarbital, karbamazepin, simetidin, furosemid, heparin, isotretinoin, metotreksat, valproik asit..)

GGT Düşüklüğü Nedenleri :

Hipotiroidizm

Erken Gebelik dönemi

İlaçlar (azatioprin, ursodiol, oral kontraseptifler, klofibrat)

Kan Tahlilinde Gr (Granülosit) Nedir ?

Granülosit, Lökositlerin (Akyuvarların) bir bölümünü oluşturan çeşitli hücre tiplerinin adıdır.

Granülosit Lökositlerin bir bölümünü oluşturan çeşitli hücre tiplerine verilen isimdir. Bu hücrelere farklı şekillere sahip, çoğunlukla 3 loba ayrılmış biçimdeki, hücre çekirdekleri nedeniyle “Polimorfonükleer Lökosit(PMN veya PML) de denir.

Yaygın kullanımda Polimorfonükleer Lökosit tanımı çoğu kez Nötrofil granülositini tanımlamak için kullanılır.

Nötrofil Granülositi Granülosit tiplerinin içinde en çok sayıda bulunanıdır.

Granülositlerin 3 tipi vardır:

Nötrofil, Eozinofil ve Bazofil.

Kan tahlilinde Gr yüksekliği en basta Nötrofil olmak üzere Eozinofil veya Bazofil yüksekliğini gösterir.

Başlıca nedenler ;

Enfeksiyonlar

Travma

İlaç kullanımları

Otoimmün ve Romatizmal hastalıklar

Kanserler ve

Allerjik hastalıklardır.