Kolesterol İyi mi Kötü mü ?

Total Kolesterol testi lipid profil testlerinin ana testidir. Başlıca Koroner Kalp Hastalığı ile ilişkili risk değerlendirilmesi ve riski yüksek hastaların takibi sırasında kullanılır.

Genellikle tek başına değil, LDL, HDL-Kolesterol ve Trigliserit ölçümü ile birlikte istenir.

Kolesterol İyi mi Kötü mü ?

Son yıllarda özellikle Televizyonlarda ve Sosyal medyada kendini duyurmak ve dikkat çekmek isteyenler, ki bunlar konuyla alakasız kişiler olabildiği gibi Bilimadamları da olabiliyor, özellikle bilindik konularda absürd çıkışlar yapma taktiğini uyguluyor ve çoğu zamanda başarılı oluyor.

Kolesterol yüksekliğinin iyi mi kötü mü olduğu sorusuna geçmeden önce biraz Kolesterol Nedir ? sorusunu cevaplayayım.

Kolesterol bir sterol bileşiğidir, Karaciğerde sentezlenir ve hücre çeperinin yapısal komponentidir yani gereklidir.

Ortalama olarak günde 1 gram Kolesterol sentezlenir, 70 kiloluk bir insanda ortalama olarak 35 gram Kolesterol bulunur.

Kolesterol yanlış olarak “sadece damar tıkayan bir yağ” olarak bilinir oysa steroid hormonların (Testosteron, DHEAS, Kortizol, Aldosteron, Androstenedion, Progesteron..), Safra asitlerinin ve Vitamin D’nin sentezlenmesi için de gerekli son derece önemli bir bileşiktir.

 

Diyetle alınan Kolesterol genellikle esterleşmiş halde olduğu için emilimi düşüktür. Yani diyetle fazla yağlı beslenme bile Kolesterolü fazla artırmaz, asıl olarak Trigliserid denen bir yağ artar.

Diyetle fazla Kolesterol alınsa bile vücud buna Kolesterol sentezini inhibe ederek cevap verdiğinden yine Kolesterol fazla yükselmez.

Kolesterol Karaciğerden Safra kesesine safra asitleri oluşumu için atılır. Bunun da % 50’si Barsaklardan kana tekrar emilir.

Kolesterol Kaç Olmalı ?

240 mg/dl ve üstü değerler Kalp hastalığı için ciddi risk faktörüdür ve lipoprotein elektroforezi yapılmalıdır.

Yani Kolesterol yüksekliği ZARARLIDIR.

Kolesterol’ün aşırı yüksek olmasını istemiyoruz ama aşırı düşürmekte tehlikeli ve zararlı.

İşte Kolesterol Düşüklüğünün Tehlikeleri;

Bağışıklık zayıflar

Hayati riskli hastalık durumlarında (multipl travma, ağır ameliyat, ciddi infeksiyonlar) çok düşük Kolesterol seviyeleri olan kişilerde postoperatif infeksiyon görülme oranı yüksek ve ölüm oranı 10 kata kadar artmış bulunmuştur.

Burada Kolesterolün bazı Bakteri endotoksinlerini nötralize ettiği anlaşılmıştır. Ayrıca Kolesterol inflamasyonu ve serbest radikal hasarını artıran Lökotrien sentezini de bloke ederek anti-inflamatuvar aktivite gösterir.

Bazı Kanser tiplerinde, Akciğer ve İnfeksiyon hastalıklarında artış 

Bazı çalışmalarda saptanmıştır.

Depresyon, İntihar, Anksiyete, Obsesyon ve Saldırganlık

Bu durumların görülme oranlarının arttığı da gösterilmiştir. Kolesterol düşüklüğünde Depresyon neden sık görülür sorusunun yanıtı Serotonin düşüklüğü olabilir.

Kolesterol düşükse Beyinde davranışı etkileyen nörotransmitter olan Serotonin’de düşer ve Depresyon, sinirlilik, uykusuzluk vs görülür.

Hemorajik Felç riskinin artması

Kolesterol düşüklüğü ile muhtemelen damar duvarının zayıflamasına bağlıdır çünkü başta da belirttiğimiz gibi hücre ve damar duvarının sağlıklı olması için Kolesterol gereklidir.

Kolesterol seviyeleri çok düşük olan Japonlarda Hemorajik felç oranının yüksek olması da bu veriyi destekler.

Halkımız arasında Kötü Kolesterol olarak bilinen LDL ve İyi Kolesterol olarak bilinen HDL aslında Kolesterol değildir. Bunlar Kolesterol taşıyan liporoteinlerdir.

LDL, Kolesterolü vücut kullansın diye (hücre membranının yapısının oluşturulması, hormon sentezi, antiinflamatuvar aktivite, safra asitlerinin oluşması ve safrada eriyen A,D,E,K vitaminlerinin emilmesi) Karaciğerden periferik dokulara taşır.

HDL ise tersine Kolesterolü dokulardan alır Karaciğere taşır.

Kolesterol için Açlık Gerekli mi ?

Beraberinde Trigliserit ölçümü ve LDL-Kolesterol hesabı yapılmayacaksa, tek başına Total Kolesterol ölçümü için hastanın aç olması gerekli değildir ama yinede 10-12 saat açken kan alınması tercihen iyidir.

Son 2 gün Alkol ve testi etkileyen ilaçlar alınmamalıdır.

Kolesterol Referans Aralığı :

Kolesterol referans değerleri Kalsiyum veya Kreatinin gibi sabit değildir. Yaşa, cinsiyete, diyet alışkanlıklarına, bölgelere ve kültürel farklılıklara göre değişir.

Bununla beraber erişkinlerde 10-12 saatlik açlık sonrası 140-200 mg/dl arası olması istenir. 240 mg/dl ve üstü risk faktörüdür.

12-18 yaş arası çocuklarda ise üst sınırı 170 mg/dl olarak belirleriz yani daha düşük değerler istenir.