Laboratuvar Testlerini Etkileyen (Preanalitik) Faktörler

Laboratuvarda  testlerin ölçülmesi tek başına bir anlam ifade etmez. Testlerin doğru olarak ölçülebilmesi için, başka bir deyişle doğru sonucu vermek için test sonuçlarını etkileyen preanalitik (laboratuvar öncesi) faktörler dediğimiz bazı etkenleri bilmek ve ona göre uygun hareket etmek gerekir.

  Bunlar başlıca iki kısımda toplanır:

A. Değişmeyen (Kontrol Edilemeyen) Faktörler Cinsiyet / Yaş

Kişinin yenidoğan, çocuk, puberte, yetişkin olması ve cinsiyeti başta hormonlar olmak üzere pek çok parametre üzerine etki yapar. Puberteye kadar olan dönemde kız ve erkek değerleri arasında hemen hiç farklılık yoktur. Erişkin dönemine dönünce ciddi farklılıklar ortaya çıkar. Yaşa bağlı olarak değişiklik gösteren testlerin normalleri için ayrı bir değerlendirme yapılıp raporda belirtilir. Pediatrik değerlerde farklılık çok fazla iken geriatride kısmen azdır. Yeni doğanda CK, GGT, ALP,Fosfor,AST gibi enzim aktiviteleri yüksektir. Çocukluk devresinde serum enzimlerinin çoğunda azalma vardır; bunlar puberteye yakın normale ulaşır.

Pubertede Alkalen fosfatazın değeri kemik büyümesine bağlı olarak çok yüksektir. Kadınların hormon değerleri Menstruel döngü sırasında belirgin şekilde değişir. Bu durumdan en fazla FSH, LH etkilenir. CA-25 menstrüel dönemde normalin 2 katına çıkabilir.  Hormon testleri yapıldığında mutlaka Son Adet Tarihi belirtilmelidir. Erişkin döneminde Kadın-Erkek değerleri birbirinden farklılık gösterebilir.

Menapoz sonrasında bunların bir bölümünde farklılık ortadan kalkar. (Kolesterol, Trigiserit gibi) Hemoglobin, Demir, Kalsiyum, Magnezyum, Albümin, ALP, AST gibi testlerde erkek değerleri daha yüksektir

Irk

Genetik olarak ırkların kendine göre fizyolojik ve biyokimyasal değerlerinde farklılıklar gözlenir. Siyah ırkilerin kan total protein miktarı beyazlardan daha fazladır. Bu farklılık daha çok Ig’lerden kaynaklanır. Albümin ise daha düşüktür. Glikoz toleransı da siyahlarda farklı olup azalmıştır.  Kolesterol ve Trigliserit düzeyleri de beyazlara göre kısmen düşüktür. Tüm bunlara karşın siyahlarda kas kitlesi yoğunluğu nedeniyle CK, LDH, ALP da yükseklik gözlenir.

Gebelik

Gebelik bir kadın vücudu için özel bir durumdur. Gebelik süresince çok sayıda parametrede değişiklik gözlenir: Örneğin serum albümini ve lipid fraksiyonları ile kalsiyum ve magnezyum düzeyleri azalır. Buna karşılık fibrinojen,bakır ve serüloplazmin düzeyinde de artış gözlenir. Genetik yatkınlıkları olanlarda Diyabet gelişmesi ise (Gestasyonal DM)  sıkça rastlanan durumdur.

B. Değişen (Kontrol Edilebilen) Faktörler Beslenme / Açlık Durumu

Test sonuçlarını etkileyen en önemli faktördür. Venöz kan içinde var olan çoğu maddenin miktarı diyete ve aç kalınan zamana göre değişir. Glikoz, Lipidler (özellikle trigliserit), Demir, Ürik asit, Vit B12, Folik asit açlık süresinin az olmasından en çok etkilenen tetkiklerdendir. Açlık süresi çok uzarsa da sonuçlarda hatalar görülebilir. Bilirubin, trigliserit, Glikoz tetkikleri bunlara örnektir.

Genel sayılabilecek bir kabul ile testlerin yapımında 10-12 saatlik bir açlık süresi standart alınır. Bu süre, genellikle geceyi kapsamakta ve kan örneği sabah alınmaktadır 10-12 saat açlık gereken tetkikler. Alkali fosfataz Fosfat Kolesterol Trigliserit Büyüme hormonu Gastrin Kortizol Ürik Asit C-peptid Glukoz Lipoprotein a Vitamin B 12 Çinko Homosistein Osteokalsin Vitamin D Demir İnsülin Parathormon Vitamin C Folat Kalsitonin Potasyum Vitamin E

Diyet

Venöz kanda besinlerin metabolik ürünleri artabilir. Et yenmesi  potasyumu, trigliseridleri ve ALP enzimini yükseltir.  Proteinden zengin diyetler sonrasında Üre, Ürik asit, Amonyak miktarları yükselir. Ürik Asit yükselmesine purin içeren besinler de etki eder. Muz, ananas, avakado, domates içeren diyetler seratonin metabolitleri  ve 5HİAA üzerine etkilidir. Kafein ve Teofilin içeren içecekler ise Katekolaminlerin artmasına neden olur. Bazı testler öncesinde belirli süre diyet öngörülür. HVA, VMA, Katekolaminler, metanefrin tetkikleri buna örnektir.

Fiziksel Aktivite

Fiziksel aktivitenin düzenli olup olmamasına bağlı olarak test sonuçlarına etkisi farklıdır. Bu, damar içi ve hücreler arasındaki sıvı değişimine göre şekillenir. Terleme, hormon değişimleri, Hemokonsantrasyon  en önemli etkendir. Etkileri kısa ve uzun vadeli etkiler olarak düşünmek gerekir. Örneğin laktat, CK, AST, LDH, Glikoz, Üre Kreatinin değerleri aktiviteden sonra yükselmesine karşın dinlenme ile normale döner. Uzun süreli etki LH, Testesteron, Renin, Aldosteron, GH gibi hormonlarda ve CK, AST, LDH gibi enzimlerde görülür.  Ağır eksersizlerde hematüri ve proteinüri gözlenir. Yapılacak tetkiklere bağlı olarak test öncesi günlerde ağır eksersizlerden kaçınılacağı gibi kan örnekleri alınırken mutlaka yarım saat kadar dinlenmiş olmak gerekir.

Posture / Duruş

Ayakta duran bir kişide kan hacmi yatan bir kişiye göre kadar daha azdır.  Yatar durumdan dik duruma geçildiğinde plazma sıvısı hücre içine girer. Kandaki sıvı azalması sonucu kan içindeki maddelerde göreceli miktar artışı oluşur. (Hemokonsantrasyon). Kan dik durumda alındığında pek çok biyolojik maddenin değeri yüksek çıkar: Albümin, Total Protein, Kalsiyum, Hemoglobin, Hematokrit, Renin, Katekolaminler, ALP,  Kolesterol, AST, ALT ve Demir bunlardan en belirgin olanlarıdır.

Aslında tüm proteinler ve proteinlere bağlı olarak taşınan maddelerin (bunlara pek  çok ilaç da dahildir.) konsantrasyonları artar. Sonuçlarda karşılaştırma yapabilmek için kan her zaman aynı pozisyonda alınmalıdır. Laboratuvarda önerilen ise kanın, dik şekilde oturur halde iken alınmasıdır. Ancak bazı hastaların bayılma olasılığına karşın kullanılan koltuğun, kolayca yatar duruma gelecek olması tercih edilir.

Hospitalizasyon ve İmmobilizasyon

Birkaç gün yatma durumunda kan plazma miktarında azalma oluşur. Bu hematokrit değerinin yükselmesi demektir. Ekstaselüler sıvının azalması da proteinlerin miktarını etkiler: Total protein 0.5 g/dl azalırken albümin de 0.3 g/dl kadar azalır. İnorganik maddeler ise çoğunlukla artış gösterir. Kalsiyum, sodyum, potasyum, fosfat ve sülfat bunlara örnektir. Uzayan immobilizasyon kortizolün ritmine etki ederken katekolaminleri azaltır.

İmmobilizasyonun diğer bir etkisi de idrar konsantrasyonu üzerinedir. İdrarda azotlu madde miktarları artarken katekolamin ve VMA azalır.

Günlük ritim (Diürnal Değişim)

Kan içindeki pek çok madde gün boyu döngüsel değişim gösterir. Bu değişimler fiziksel aktivite, açlık durumu, stres, ışık, uyku durumu gibi etkenlerle oluşur. Bazen değişiklikler oldukça belirgin durumdadır. Bu etkinin azaltılması için kan alma için standart bir zaman tercih edilir ki bu çoğu kez sabah açlık durumudur. Ancak bazı testlerde kan belirlenen zamanda alınır.

Büyüme hormonu uykuya daldıktan kısa süre sonra yükselir. İnsülin, sabah ve akşam daha yüksek düzeydedir. ACTH ve kortizol gece saatlerinde minimal düzeydedir. Gün içinde en dalgalanma görülen değerler şunlardır: Kortizol, Büyüme Hormonu, Asit Fosfataz, Aldosteron, Demir, Transferrin, ACTH, Demir, Kreatinin, Eosinofil, Lenfosit, Lökosit, Trigliserit, Fosfat, BUN, Hematokrit, İdrar potasyumu, LH, FSH, TSH, Testesteron, Parathormon.

İlaç Kullanımı

Çok sayıda ilaç test sonuçlarına belirgin şekilde etki etmektedir. Bu etki in vivo olarak olduğu gibi yani vücutta bazı değerlerde değişime yol açtığı gibi deneysel olarak olarak da sonuçları etkileme şeklinde olabilir. Bir ilacın analitik etkisinden şüpheleniyorsa, mümkünse Doktorunun bilgisi dahilinde, kan örneği alınmadan birkaç gün önce ilaç kullanımı durdurulur.

Kullanımının zorunlu olduğunda ise günlük düzen bozulmaz, ancak hangi ilaçların kullanıldığı istem ve rapor kağıdına not edilir. Hangi ilaçların, hangi testlere etki ettiğini belirleyen çok sayıda liste bulunmaktadır.

Yüksek Ateş

Yüksek ateş varlığında çok sayıda hormon düzeyinde değişiklik göze çarpar. İnsülin,Tiroksin,  kortizol, aldosteron, ADH bu hormonlardan akla ilk gelenleridir. Hormonların dışında lipid fraksiyonları, kalsiyum, sodyum, ürik Asit de etkilenenler arasındadır

Alkol ve sigara

Alkol kullanımının testler üzerine kısa dönemli etkileri yanında uzun süre kullanımı ile oluşan daha kalıcı etkileri bulunmaktadır. Tüketimi başta ürik asit olmak üzere laktat, GGT, Trigliserit ve AST değerlerini yükseltir. Testesteronu düşürür.

Uzun dönemli alkol kullanımında ise karaciğere olan etki ile çok sayıda test değeri değişir.  (Bilirubin,AST,ALT vb) Sigara kullanımında organizmada bazı değişiklikler gözlenir. Bu değişiklikler daha çok kan hücreleri üzerine olur. Kronik sigara kullanımında hemoglobin konsantrasyonu, eritrosit, lökosit miktarı artar. Katekolaminler, Kortizol, CEA  gibi testler de artarak etkilenenler arasındadır.

C. Analitik (Cihaz ve kullanıcılara ait) Faktörler

Hemoliz

Analitik dönem laboratuvar problemlerinin başında hemoliz  yer alır. Hemoliz eritrositlerin parçalanması sonucu hemoglobinin hücre dışına çıkıp plazmaya karışması durumudur. Bu durumda, hücre konsantrasyonu kana göre yüksek olan maddelerde  kan değerleri  artış gösterir. Laboratuvarda örnek reddedilmesinde en önemli nedendir. Reddedilme nedeni, sonuçların değişmesi yanında bazı testlerde deneysel yanlışlığa yol açmasıdır.

Bazı testlere hiç etki etmemesi nedeniyle hemoliz şartsız reddedilme nedeni olmamalı, bu konuya uzman karar vermelidir. Hemolizin testler üzerinde 4 sınıfta toplanabilir:

Eritrositten salınım sonucu plazmada konsantrasyonları yükselenler: Potasyum, magnezyum, demir , fosfor, LDH,  AST, ALT, asit fosfataz, CK, T.Protein, amonyak

Hücre içi konsantrasyonları düşük olup seyrelme nedeniyle düşük bulunan testler : kolesterol esterleri, sodyum ve kalsiyum

Deneysel İnterferans sonucu yüksek ölçülen testler: T.Kolesterol, trigliserit,CK, CK-MB,

Deneysel  İnterferans sonucu düşük ölçülen testler: Bilirubin, albümin

Bilirubinemi (İkter)

Serum bilirubin değerinin yükselmesi olarak tanımlanabilecek ikterik durumda bazı testlerin sonuçlarında yalancı değerler ortaya çıkar. Bu yanlış sonuçlar daha çok o testin uygulanmış olduğu yöntemle ilgilidir. Bu durumda mümkünse başka bir yönteme geçilir ya da deneysel olarak “Uygun kör kullanımı veya çift dalga boyu uygulamak gibi bazı önlemler alınır. Albümin, protein, kolesterol, glikoz hatalı çıkabilecek tetkikler arasındadır.

Lipemi Analitik dönem laboratuvar problemlerinin en başında iki sorunundan biridir (diğeri hemolizdir). Lipemi, yemeklerden sonra şilomikronların aşırı derecede artışına bağlı olarak serum veya plazmada görünür şekilde bulanıklık oluşma durumudur. Bu bulanıklık başta enzimler olmak üzere çok sayıda test işleminde sonuçların yanlış çıkmasına neden olur.

Lipeminin laboratuar tarafından kontrolü kolay değildir. Kanın açlık dışında alınması, damardan beslenmelerde, hiperlipidemili kişilerde bu soruna sık rastlanır. Şilomikron etkisini azaltmak için kanın geceyi izleyen 12-14 saatlik açlık sonrasında alınması en tercih edilir yoldur. Hiperlipidemili kişilerde mutlak doğru olarak yapılması gereken testler için ultrasantrifugasyon uygulanabilir.

Bir Cevap Yazın

error: Oops. iceriklerimiz okuman icindir, kopyalaman icin degil !
%d blogcu bunu beğendi: