Lupus Antikoagülan Tarama

Lupus Antikoagülan Tarama veya DRVVT testi özellikle sistemik lupus eritematozus başta olmak üzere, vasküler hastalığa sebep olabilen her türlü otoimmün hastalık olasılığının araştırılması sırasında kullanılır. Klinik uygulamada, tekrarlayan düşük sebeplerinin araştırılması sırasında, trombofili paneli kapsamında da ihtiyaç duyulur.

Lupus antikoagülan test sonucunu pozitif hale getiren antikorlar, tekrarlayan venöz ve arteriyel trombotik olaylara, intrauterin gelişme geriliğine, plasenta yetmezliğine, preeklampsi gibi anneyi ve bebeği etkileyen komplikasyonlara, trombositopeniye ve çeşitli nörolojik bozukluklara sebep olabilir.

Koagülasyon şelalesinin bazı faktörlerinin aktif hale gelmesi için fosfolipitlerle temas etmesi gerekir. Ortamda fosfolipitlerle ilişkili antikorların bulunması durumunda başta aPTT ve PT olmak üzere fosfolipitlere bağımlı koagülasyon testlerinde uzama meydana gelir.

İsimlendirmenin yaptığı çağrışımdan farklı olarak, bu antikorlar doğrudan doğruya fosfolipitlere değil, fosfolipitlere afinitesi yüksek proteinlere veya başta ß2-glikoprotein I olmak üzere fosfolipit taşıyan proteinlere yöneliktir.

Antifosfolipit antikorların heterojen bir grup oluşturması sebebiyle bunların tek bir immünoassay testi ile belirlenmesi mümkün değildir. ELISA tekniği kullanılarak en çok araştırılan antikorlar, antikardiyolipin antikorları (ACA), antifosfatidilserin antikorları ve ß2-glikoprotein I antikorlarıdır.

Antifosfolipit antikorlarını araştırmanın yollarından biri de, bunların fosfolipitlere duyarlı koagülasyon faktörleri üzerine yaptığı etkiyi belirlemeye dönük koagülometrik testlerdir. Bu testler belirli bir antikora spesifik değildir. Günümüzde, antifosfolipit antikorlarının koagülasyon şelalesi üzerine olan etkilerini araştırmak amacıyla ilk kademede en çok kullanılan testler aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTT) ve dilüe Russel viper venom (dRVVT) testleridir.

Yılan zehirlerinin protrombin aktivatörleri içermesi tarama testinin hassasiyetini artırmaktadır. Aynı zamanda oral antikoagülan kullanmakta olan hastalarda ilacın test üzerindeki etkilerinin azalmasını da sağlar.

Tarama testi sonucunun uzamış bulunması halinde, hastanın plazma örneği, sağlıklı bir insandan alınan plazma örneği ile karıştırılarak çalışma tekrarlanmalıdır. Karışım ile yapılan çalışmada sonucun normale dönmesi, koagülasyon faktörleri ile ilişkili eksiklik olasılığını destekleyen ve lupus antikoagülan bulunma olasılığını zayıflatan bir bulgu olarak kabul edilir. Dönmemesi ise lupus antikoagülan veya başka bir inhibitör varlı- ğını düşündürür. Bu iki olasılık arasında ayrım yapılabilmesi için doğrulama testlerine geçilmesi gerekir.
Test sonucunun yorumu:

Bir numunede lupus antikoagülan varlığının söylenebilmesi için en az 3 kriterin karşılanması gerekir. Bunlar:
1) aPTT veya dRVVT gibi fosfolipitlere bağımlı tarama testlerinde uzama
2)Sağlıklı bir şahsın plazması kullanılarak yapılan karıştırma testi ile bu uzamanın ortadan kaldırılamaması
3)Doğrulama testi ile sonucun teyidi.

Lupus antikoagülan varlığına, otoimmün hastalıklara ek olarak, malinitelerde, enfeksiyonlarda ve bazı ilaçların kullanımında da (ör. fenotiazinler ve kardiyak antiaritmik ilaçlar) rastlanabilir.

Numune: Sitratlı plazma (mavi kapaklı tüp). Numune alındıktan sonra plazma hemoliz edilmeden hemen ayrılmalı ve soğuk ortamda gönderilmelidir.

Referans Değer: Negatif

Bir Cevap Yazın

error: Oops. iceriklerimiz okuman icindir, kopyalaman icin degil !
%d blogcu bunu beğendi: