Osteoporoz (Kemik erimesi) nedir ? & Testleri,Tanı ve Tedavisi

Osteoporoz (Kemik erimesi olarak da bilinir), kemik yoğunluğunun azalarak normalde kemiğe hasar veremeyecek kadar basit darbelerin bile kırıklara yol açabildiği bir hastalıktır.

Kemik mineralizasyon oranı değişmez ama kemiğin kütlesi azalır.

Ortalama olarak 45 yaş üstünde her 10 kemik kırığının 7’sinin nedeni osteoporoz’dur.

Yaklaşık olarak 65 yaş üzerindeki kadınların 1/3’ünde osteoporoz vardır.

Osteoproza birçok hastalık neden olsa da asıl neden menopoza girme (tip 1) ve yaşlanma (senil tip 2) denebilir.

% 20 neden ise birazdan bahsedeceğim hastalıklardır.

Menopoza girme ile azalan kadınlık hormonu östrojen tip 1’de altta yatan asıl nedendir.

Tip 2 yani senil osteoporozda ise zamanla barsaklardan azalan kalsiyum emilimi ile Parathormon denen hormonun artması asıl nedendir.

Parathormon (PTH) kemiklerden kalsiyum çözerek kanda eksilen kalsiyumu dengelemeye çalışır, buna sekonder hiperparatiroidizm de denir ve sonuçta kemik yapısı bozulmaya yani erimeye başlar.

Tip 1 yani menopozal osteoporoz vakaları genellikle 50’li yaşlardan sonra başlar, bayanlarda 6 kat daha fazla görülür ve kemik kaybı hızlı gider.

Tip 2 senil osteoporoz ise daha geç yaşlarda (65-70) başlar, kemik kaybı daha yavaştır ve cinsiyet farkı daha azdır (kadınlarda yine 2 kat fazla görülür.)

Her iki tip osteoprozda da kanda kalsiyum, fosfor ve ALP normal seviyelerdedir.

Osteoproza neden olan % 20’lik diğer nedenler ise çok sayıdadır.

Hipo-hipertiroidi, cushing hastalığı, diyabet, hipopitütarizm, prolaktinoma, gebelik, porfirialar, çölyak hastalığı, karaciğer hastalıkları, alkolizm, malabsorbsiyonlar, multipl miyelom, talasemiler, lösemiler, kanserler, romatizmal hastalıklar, uzun süreli yatak ıstırahatı, alüminyum-heparin-steroid vs kullanımı gibi birçok neden osteoporoza neden olabilir.

Depresyon da osteoporoz nedeni sayılmaktadır çünkü depresyonda genellikle yüksek olan serum kortizol yüksekliği de kemik erimesi yapmaktadır.

Sigara içme ise östrojen sentezinde blokaj nedeniyle hem erken menopoza hemde osteoporoz riskinde artışa neden olur.

Alkol kullanımı da kalsiyum emilim bozukluğu, testosteron düşürücü etki, direk toksik etkiler, vitamin D sentezinde blokaj gibi nedenlerle kemik erimesine neden olur.

Fazla et yeme, hatta ekmek yeme bile osteoproz nedeni olabilir çünkü artmış protein alımı nedeniyle idrarla kalsiyum atılımı arttığı gibi kemikten kalsiyum çözülmesi de artar.

Fazla kahve içme de idrardan kalsiyum atarak osteoporoza neden olur, çay ise tam tersi koruyucudur. Bu nedenle kahve, alkol ve sigaradan uzak durmak en basit diyetsel önlemlerin başında gelir.

Osteoporoz bulguları nelerdir ?

Başlangıçta pek ağrı yoktur ama kemik dokusunun trabeküler yapısının % 20-30’u kaybolduğunda kemik ve sırt ağrıları başlar. Çoğu zaman dinlenmeyle ağrı azalır ama kayıp oranına bağlı olarak giderek artabilir.

Halsizlik, ayakta kramplar, omurga ve femur boynunda ve kalçada kırıklar gibi ciddi bulgular gelişebilir. Kalça kırıkları özellikle yaşlı hastalarda % 20 oranında ölümle sonuçlanan ciddi bir komplikasyondur.

Osteoporoz tanısı nasıl konur ?

Hasta menopozal dönemde ise zaten rutin yapılması gereken kemik dansitometre ölçümleri ile hastalık teşhis edilebilir.

Dual x-ray absorsiyometri (DXA) en sık kullanılan kemik tarama metodudur. Bununla beraber kemik dansitometresi birazdan bahsedeceğim biyokimyasal testlere göre hem daha zahmetli bir testtir, hem de tedaviye yanıtı daha geç gösterir.

Kandan yapılan C-TX gibi testlerle tedavinin etkinliği 1.ayda görülebilirken, dansitometre de etkinliği görmek için en az 6-12 ay beklemek gerekir.

Sekonder dediğimiz hastalıklara bağlı osteoporoz tanısı için ek olarak laboratuvar testleri kullanılabilir. Sedimantasyon, hemogram, diyabet için glukoz ve HbA1c, kreatinin, kalsiyum, fosfor, parathormon, tiroid testleri, vitamin D, ALP, tam idrar analizi ve idrarda kalsiyum vs sık istenen testlerdir.

Burada amaç osteoporoza neden olan hastalığı bulup onu düzeltmek olmalıdır. Gelelim tanıda daha kolay ve tedavinin etkinliğini erken gösteren kan testlerine;

Biyokimyasal yapım ve yıkım markerları;

Bunlar osteoporozun hızlı tanısında hem kolay hem güvenilir kan ve idrar testleridir.

N-Telopeptidler (N-TX)

Kemiğin organik matriksinin %90’ını oluşturan Tip I kollajene spesifik testtir. Kemik kollajeninin osteoklastlar tarafından yıkımı sırasında salınır ve değişmeden idrarla atılır.

Tip 1 kollajenin olduğu deri gibi yerlerde yıkım osteoklastlarca yapılmadığından kemik harici yıkım idrar NTx seviyelerini etkilemez.

Dolayısıyla NTx, kemik dokusuna spesifik bir yıkım markerıdır ve stabildir, güvenilir bir göstergedir. NTx, özellikle postmenopozal dönemde hormonal ve bifosfonat tedavisine cevabın izlenmesinde sık kullanılır.

Normalde hormon replasman tedavisi ile idrar NTx değerleri 2 hafta içerisinde azalmalıdır. Yine kemik metastazlarında progresyonun izlenmesi açısından en faydalı kan testi sayılmaktadır.

Kemik yıkımı gece en yüksek düzeyde olduğundan, NTx düzeyleri sabah saatlerinde en yüksek düzeylerde bulunur. Bu nedenle NTx sabah alınan 2.ci idrarda ölçülmelidir.

Beta-Crosslaps (Beta-CTx)

Tip I kollajenle ilgili fragmanlardan biridir. Kemikteki Tip I kollajen yıkımı için spesifiktir.

Serum Beta-CTx düzeyleri güçlü bir sirkadiyen değişim gösterir, bu nedenle serum CTx düzeylerine bir gecelik açlık sonrası sabah 9:00’dan önce alınan kandan bakılmalıdır.

Kemik yıkım hızının görülmesi, kırık riskinin hesaplanması, hormon replasman ve bifosfonat tedavilerinin takibi ile tedavi etkinliğinin izlenmesi, kemik metastazlarının ve Paget’s hastalığının tedavisinin takibinde kullanılır.

Normalde artan değerler tedaviyle düşüşe geçmelidir.

Diğer idrar markerlarına göre üstün bir testtir. Çünkü idrar toplama sorunları, idrar korunmasında dilüsyonundaki bazı sorunlar nedeniyle ve kemiğe özgü olması nedeniyle ilk tercih edilmesi gereken test olmalıdır.

İdrar testlerinin hesaplanmasında kreatinine göre düzeltim yapılması da her zaman güvenilir değildir çünkü kreatinin seviyeleri de kas kitlesi ve böbrek fonksiyonlarına bağlı değişir.

Hidroksiprolin

Kollajenin yapısında bulunan ana proteindir. Kollajenin de % 50’si kemik dokusunda olduğundan kemik yıkım parametresi olarak kullanılır.

Bununla beraber kollajen yıkımı sırasında açığa çıkan hidroksipirolinin %90’ı karaciğerde metabolize olduğundan idrar hidroksipirolini total kollajen metabolizmasının sadece %10’unu yansıtır.

Üstelik idrar hidroksiprolini kemikten başka diğer doku kollajeninden, yeni sentezlenen kollajenin yıkımından ve gıdalardan da gelebilir. Bu nedenle hidroksiprolin, sadece kemik yıkımına özgül bir parametre olarak kabul edilmez.

Paget’s hastalığı ve ağır hiperparatiroidizm gibi kemik yıkımının ciddi olduğu durumlarda kullanılabilir.

24 saatlik idrar örneğinde bakılır. İdrar toplanmasından 3 gün önceden itibaren jelatin, dondurma, pasta, et, tavuk, balık, et suyu içeren gıdalar ile tiroid, D vitamini, C vitamini, fenobarbital, kortikosteroid, östrojen içeren ilaçlar kullanılmamalıdır, testi etkiler.

Hipertansiyon ilaçları ve aspirin ve türevi ilaçlar da teste kadar mümkünse kesilmelidir.

Ostase (Kemik Spesifik Alkali fosfataz)

Osteoblastlar tarafından sentezlenir. Serum düzeyleri yaş arttıkça artar. Özellikle postmenopozal kadınlarda osteoblastik yani kemik yapım aktivitesini gösteren duyarlı bir testtir.

Prostat kanserinde serumda ostase aktivite artışı erken evrede kemik metastazlarının yakalanması açısından yararlı bir göstergedir.

Piridinolin ve deoksipiridinolin (Piridinyum cross links)

Piridinolin, deri hariç bütün konnektif dokulardaki kollajenin yapısında mevcuttur. Deoksipiridinolin mineralize dokularda piridinoline oranla daha fazla bulunur.

Deoksipiridinolin kollajenin olgunlaşma aşamasında oluşur, dolayısıyla olgun kemik matriksin bir yıkım ürünüdür. Metabolize olmadan idrarla atılır.

Deoksipiridinolin ve piridinolin ölçümü yeni sentezlenmiş kollajenin yıkımı ve yiyeceklerden etkilenmez. Deoksipiridinolinin başlıca kaynağı kemiktir.

Dolayısıyla deoksipiridinolin kemik yıkımını gösteren oldukça spesifik ve duyarlı bir parametredir. İdrarda piridinolin ve deoksipiridinolin; % 40 serbest formda bulunur ve bu form hormon replasman tedavisinin takibinde kullanılır.

Primer hiperparatiroidizm, hipertiroidizm, osteomalazi, paget hastalığı, ve menopozda idrar deoksipiridinolin seviyeleri artar. Tedavi sonrası idrar seviyelerinin azalması beklenir.

Sabah saat 09:00’dan önceki ilk veya ikinci idrarda ölçülmeli ve idrar karanlıkta saklanmalıdır.

Osteoporoz’dan korunmak için neler yapalım ?

Menopoz öncesi sağlıklı beslenme ile düzenli ve dozunda egzersiz çok önemlidir. Yeterli kalsiyum alınması diyetsel düzenlemede ana faktördür.

Süt, yoğurt ve peynir en fazla kalsiyum içeren gıdalardır. Bir bardak süt günlük kalsiyum ihtiyacının % 20’sini karşılar.

Yeşil sebzeler, kabuklu deniz hayvanları, soya fasulyesi, fındık, badem, pekmez, fasülye, mercimek, fıstık, ceviz, lahana, brokoli, sardalye ve alabalık bol kalsiyum içerir.

Yine vitamin D seviyemizi yüksek tutmalıyız. Günlük ortalama 400-800 İU alınmalıdır. Kanda seviyesi en az 20 ng/ml olmalıdır.

Bu düzeyin altında ise vitamin D takviyesi alınız.

Aşağıda Dünya’nın En Büyük Alışveris Sitesi olan Amazon.comda osteoporoz için tavsiye ettiğim vitamin D, kalsiyum, k vitamini ve magnezyumlu tableti alıp kullanmaya başlayabilirsiniz.

 

 

 

Sigara ,alkol ve kahveden mümkün olduğunca kaçınmak,yeşil çay tüketmek, fazla hayvansal protein almamak ve egzersiz yapmak (kas gücünü artırır, kemik mineral yoğunluğunun azalmasını engeller) alabileceğimiz önlemlerin başında gelir.

Özellikle 50’li yaşlardan sonra tüm kadınların osteoporoz taramasından geçmesi gerekir. Erkekler ise bu konuda biraz daha şanslıdır (gerçi onlarda prostat ve kalp hastalıklardan muzdariptirler, boşuna sevinmesinler sonuçta kadınlar daha fazla yaşıyor).

Erken dönemde kırık hikayesi olan 60 yaşın üzerindeki erkeklerde rutin kemik mineral yoğunluğu testinin yapılması gerekir.

80 yaşının üzerindeki erkeklerin ise kırık hikâyesine bile gerek olmadan rutin taramalardan geçmesi şart.

Osteoporoz riski kimlerde fazla ?

Aile bireylerinde veya kendilerinde hafif travmayla bile kalça kırığı olanlar, uzun süreki kortizon kullananlar, boy kısalığı başlayanlar, günde 15 ve üstü sigara içenler ve düzenli alkol alanlar, sık ishal olanlar, 45 yaş öncesi erken menopoza giren bayanlar, impotans, cinsel istek azlığı veya düşük testosteron seviyesi olanlar, aşırı proteinli beslenen yaşlılar daha fazla osteoporoz riski taşır.

Özellikle üstte saydığım risk oranı yüksek kişiler, 50 yaş üstü tüm bayanlar ve 60 yaş üstü erkeklerin yılda en az bir kez Beta-Crosslaps (Beta-CTx) düzeylerine baktırmaları ve kemik dansitometrisi yaptırmaları önemlidir.

 

Bir Cevap Yazın

error: Oops. iceriklerimiz okuman icindir, kopyalaman icin degil !
%d blogcu bunu beğendi: