Protein S Aktivitesi Nedir, Yüksekliği ve Düşüklüğü Nedenleri

Protein S Aktivitesi testi özellikle tromboembolik bir olay yaşayanlarda ve tekrarlayan düşük sorunu sebebiyle trombofili açısından araştırmaya tabi tutulanlarda ihtiyaç duyulur.

Protein S, aynen protein C gibi K vitaminine bağımlı olarak karaciğerde üretilir. Endotelde de bir miktar üretiminin olabileceği düşünülmektedir. Plazmaya ek olarak trombositlerde de bulunur. Plazmada serbest şekilde veya reversibl olarak kompleman düzenleyici protein olarak bilinen C4b bağlayıcı protein’e (C4bBP) bağlı olarak bulunur.

Antikoagülan aktivitesi yalnızca serbest formunda bulunur. C4bBP, akut faz reaktanı olduğundan, enflamatuar olaylarda plazma konsantrasyonunun artması, serbest protein S konsantrasyonunun ve dolayısıyla da protein S aktivitesinin geçici olarak azalmasına neden olur. Biyolojik yarı ömrü 2-3 gün kadardır.

Serbest haldeki Protein S, Faktör V ve Faktör VIII’in aktif formlarını inaktive eden Protein C’nin proteolitik aktivitesini gösterebilmesi için gerekli koenzim olarak fonksiyon görür. Konjenital protein S yetersizliği, otozomal dominant geçiş gösteren bir hastalıktır. Bu sebeple, defekti heterozigot olarak taşıyan hastalarda bile tromboemboli gelişme riskinde belirgin derecede artma görülür. Bu vakalarda venöz tromboemboli gelişme olasılığının yaklaşık 10 kat daha fazla olduğu bildirilmektedir. Konjenital Protein S eksikliklerinde venöz trombotik olaylar, arteryel olaylara göre daha sık görülür. Bu hastalarda, tromboembolik olaylara ek olarak tekrarlayan düşükler, preeklampsi, abruptio plasenta, intraüterin gelişme geriliği ve ölü doğum gibi gebelik komplikasyonları da sık görülür.

Homozigot vakalarda, protein S aktivitesi ölçülemeyecek kadar düşük seviyede olduğundan, klinik tablo çok daha şiddetli seyredebilir. Yeni doğan döneminde, şiddetli intravasküler koagülasyon ve fibrinolitik aktivite sonucunda ortaya çıkan neonatal purpura fulminans tablosu gelişebilir. Konjenital protein S yetersizliği bulunan hastalarda kumadin ve türevlerinin kullanımı sırasında cilt nekrozu meydana gelme riski vardır.

Sonradan ortaya çıkan Protein S düşüklükleri, konjenital yetersizliklere göre daha fazla görülür. K vitamini yetersizliği, oral antikoagülan kullanımı, karaciğer hastalıkları, dissemine intravasküler koagülasyonda olduğu gibi damar içi pıhtı oluşumu ve fibrinolizisin hızlandığı durumlar, trombotik trombositopenik purpura, akut enflamatuvar olaylar, gebelik, estrojen tedavisi, oral kontraseptif kullanımı, nefrotik sendrom, orak hücreli anemi sonradan ortaya çıkan protein S yetersizliğinin başlıca sebepleridir.

Test sonucunun yorumu:

•    K vitamini yetersizliği, oral antikoagülan kullanımı, Karaciğer hastalıkları, dissemine intravasküler koagülasyon, trombotik trombositopenik purpura, akut enflamatuvar olaylar, gebelik, oral kontraseptif kullanımı, estrojen tedavisi, nefrotik sendrom ve orak hücreli anemi, kazanılmış protein S eksikliğinin başlıca sebepleri olarak sayılabilir.
•    Heparin konsantrasyonunun 1 U/mL’den yüksek olması, lupus antikoagülan varlığı veya spesifik Faktör V inhibitör varlığı protein S aktivitesinin gerçek değerin üzerinde ölçülmesine sebep olabilir. Böyle durumlarda, aktivite düşük olduğu halde yanlışlıkla normal sonuç elde edilebilir.
•    Genel olarak akut hastalık ve hamilelik dönemlerinde ve doğumdan hemen sonra ölçüm yapılmaması önerilir.

Numune: Sitratlı plazma (mavi kapaklı tüp). Numune alındıktan sonra plazma hemoliz edilmeden hemen ayrılmalı, soğuk ortamda muhafaza edilmeli ve gönderilmelidir. Kumadin türevi antikoagülan kullanan hastalarda protein S aktivitesi, bu ilaçların etkisiyle düşük bulunabileceğinden, endojen aktivitenin değerlendirilmesi için numunenin tedaviye 2 hafta ara verildikten sonra alınması önerilmektedir. Heparin kullanan hastalarda ise tedavi numunenin alınmasından en az 2 gün önce kesilmelidir.

Referans aralığı: % 55-160

Bir Cevap Yazın

error: Oops. iceriklerimiz okuman icindir, kopyalaman icin degil !
%d blogcu bunu beğendi: