Tolstoy mu Dostoyevski mi Çehov mu ?

11. yüzyılda Ruslar’ın Hristiyanlığı kabul etmesiyle başlayan Rus edebiyatı, Batı edebiyatına I. Petro’nun çarlığı döneminde (1689-1725) entegre olmuştur.

19. Yüzyıl ise genel olarak Rus edebiyatının Batı edebiyatlarına entegrasyon sürecini tamamladığı dönemdir.

Rus Edebiyatında Dünya’ca ünlü birçok yazar ve eser vardır. Bunlardan en ünlülerini sizler için derledik. 

Rus edebiyatında poema (epik şiir) türünün ilk örneklerini Puşkin vermiştir.

Gogol biçim açısından yaptığı en önemli denemesini Ölü Canlar adlı eserinde gerçekleştirir. 

Tabi ki bu alanda yapılan kıyaslamaların en başında Tolstoy mu Dostoyevski mi ? sorusu gelir. Yazımızda bu konuya da kısaca değindik.

Önce yazarları kısaca tanıyalım;

GOGOL (1809-1852)

Ukrayna’da orta halli bir çiftçi ailede doğdu. Puşkin ile tanıştı.

Taraş Bulba’da aile ve vatan sevgisi arasındaki çelişkileri yansıttı.

Gogol’un eserlerinin en önemli özelliği, fanteziyi gerçekçi hicivle, mizahı da trajediyle birleştirmedeki ustalığında yatar. Puşkin’in önerisi ile Müfettiş ve Ölü Canlar adlı eseri yazmıştır.

Gogol’un edebiyatta yaptığı en önemli yenilik, eleştirel bir akım getirişidir. 

Mizahi üslübu ile tanınan Gogol, realizmin etkisinde kalmıştır. Rusya’nın siyasi ve toplumsal sorunlarına yönelik eleştirilerinin yanı sıra kapitalizme geçiş sürecindeki Rusya’da, kölelik sistemine de değinmiştir.

Önemli Eserleri:

Ölü Canlar
Taraş Bulba
Müfettiş
Palto

 

TURGENEV (1818-1883)

Toprak sahibi asilzade bir ailede doğdu. Berlin’de yüksek tahsilini tamamladı. Annesinin ölümüyle büyük bir mirasa kondu.

Topraklarındaki bütün köleleri azletti. Memuriyetten çekildi, kendisini tamamıyla edebiyata verdi.

Rus yazarları arasında, Batı düşüncesinin en büyük etkileri ilk önce onda görülür. Uzun yıllar Fransa ve Almanya’da yaşamıştı.

Yüksek tabakanın avare yaşantısı, kölelerin çektiği ıstıraplı günler, eserlerinde içtenlikle anlatılır. Onun romanları, Rusya’da köleliğin kalkmasında büyük etken olmuş, Rusya’yı Batı’ya yaklaştırmıştır.

Rus edebiyatının realist yazarlarının öncüsü olarak kabul edilen Turgenyev, romanlarında güncel ve sosyal olayları dile getirmiştir. 

Önemli Eserleri:

Babalar ve Oğullar
Rudin
Duman

 

DOSTOYEVSKİ (1821 -1881)

Dünya edebiyatının en ünlü romancılarındandır.

Babası doktordu. Subay oldu. İlk romanı İnsancıklar ile büyük ün sağladı.

Çarlığa karşı çalışan genç ihtilalcilerle işbirliği ettiğinden, önce kurşuna dizilmeye mahkûm oldu. Cezası sonra Sibirya’da kürek mahkûmluğuna çevrildi.

Dört yıl Sibirya’da kaldı. Kişiliğini derinden etkileyen epilepsi nöbetlerinin şiddetlendiği zamanlarda en iyi eserlerini yazdığı söylenir.

İnsan ruhunun derinliklerine inen, kişisel iç çatışmaları kolaylıkla yansıtan bir yazardır.

Çeşitli halk tiplerini, acı çeken, suçlu insanları anlatmakta eşsiz bir kudreti vardır. Tanrıya inancını kaybetmekle beraber, insanın kendi kendini kurtarabileceğini savunur.

Realizmin güçlü temsilcilerindendir.

Yapıtlarında, dine ve geleneklere bağlı kalarak, insanların ruh tahlillerine yer vermiş, ahlaksal, dinsel, siyasal konuları çarpıcı bir söyleyişle dile getirmiştir.

Adını duyurduğu ilk romanı “İnsancıklar” Rusya’nın toplumsal romanı sayılır.

Önemli Eserleri:

İnsancıklar
Öteki
Suç ve Ceza
Karamazof Kardeşler
Budala
Ezilenler
Beyaz Geceler
Ecinniler
Kumarbaz
Yeraltından Notlar
Ölüler Evinden Anılar

 

TOLSTOY (1828 -1910)

Dünya edebiyatının en büyük romancılarından biridir.

Babası kont, annesi prensestir.

Küçük yaşta onları kaybedince, Bakımını halası üzerine aldı.

Katıldığı Kırım savaşında tanık olduğu halkının vatanseverliğini ve cesaretini, kendisinin savaş karşıtı duygularını, Rus askerinin karakterini derin bir psikolojik analizle Sivastopol Hikâyeleri’nde dile getirdi.

Askerlik sonrası Almanya, Fransa, îsviçre, İtalya ve İngiltere gezileri yaptı. Jean Jacques Rousseau’nun eserlerine hayrandı.

Gezi dönüşü, Yasnaya Polyana’da, Rousseau’nun görüşüne uygun olarak örnek bir köy okulu açtı.

Sofya adında bir kızla evlendi. Bu evlilikten on üç çocuğu oldu.

Bir ara Kilise tarafından aforoz edildi.

Ömrünün sonunda, karısıyla sürekli geçimsizliğinin son haddini bulduğu bir gün evden kaçtı. Trende yakalandığı zatürre ölümüne sebep oldu.

Gerçekçi edebiyatın temsilcilerindendir.

Sanatta ahlakçı bir anlayışı savunmuş, yapıtlarını bu doğrultuda oluşturmuştur.

Önemli Eserleri:

Savaş ve Barış
Anna Karenina
Diriliş
Hacı Murat
Kazaklar
İvan İlyiç’in Ölümü
İnsan Ne İle Yaşar
Halk İçin Hikâyeler
Efendi İle Uşak
Sivastopol Hikâyeleri

 

ÇEHOV (1860-1904)

Tiyatro, roman ve hikâye yazarıdır.

Moskova Tıp Fakültesi’nde okurken ekonomik durumu kötü olduğundan, haftalık dergilere para kazanmak için yazmış olduğu yazılarla başarı kazandı. Uzun yıllar doktorluk yaptı.

Yarattığı kahramanlarla Rus klasik edebiyatının geleneğini sürdürerek, köle psikolojisinin ve aşağılamanın karşısında yer almış, bu insanlara sadece merhamet değil, onların insanlık onurlarına saygı göstermek için çaba sarf etmiştir.

Ellerinden bir şey gelmeyen insanların umutsuzluğunu başarı ile yansıtan ve mutlulukla hüznün karıştığı yapıtları çok sevilmiştir.

Modern öykücülüğün kurucusu olarak kabul edilir.

Yazdığı oyunlarında soyluların ve aydınların iç dünyasını başarılı bir biçimde yansıtmıştır. Tiyatro alanında birçok oyun yazmıştır.

Önemli Eserleri:

Martı
Vişne Bahçesi
Vanya Dayı
Üç Kız Kardeş
Köylüler
Altı Numaralı Koğuş
Hikâyeler

 

GORKİ (1868 – 1936)

Aleksey Maksimoviç Peşkov fakir bir ailenin çocuğu olarak öğrenim göremedi, kendi kendini yetiştirdi. 

Marksistlerle tanıştı. Bu yüzden yapıtları sansür edildi. 1902’de Bilimler Akademisi’ne onur üyesi seçilince, hükümet bu seçimi bozdu. Çehov ve Korelenko bu karan protesto ederek Akademi’den ayrıldılar.

1905 ihtilalinde tutuklanması, Dünya ölçüsünde bir olay yarattı. Serbest bırakılınca İtalya’da Capri yarımadasına yerleşti.

1928’de Sovyetler Birliği’ne döndü. Rejimi destekleyen yazılar yazdı. Doğduğu şehre Gorki adı verildi.

Rus toplumunun sosyalist düzene geçiş sürecini yansıtan yapıtlarıyla tanınır. 

Maksim Gorki toplumcu gerçekçi romanın öncülerindendir.

Rusya’daki yoksulluk yıllarını anlatmıştır. 1906’da yazdığı ve Rus Devrimi’ne adadığı “Ana” adlı romanı en başarılı yapıtıdır.

Önemli Eserleri:

Ana
Foma

Küçük Burjuvalar
İtalya Hikâyeleri

 

PUŞKİN (1799 – 1837)

Aleksandre Puşkin Rus edebiyatının kurucusu sayılır.

Rus toplumunun toplumsal özelliklerini yansıtan karakterlere yer vermektedir. Şiirleri toplumsal içerikli eleştiri niteliğinde olsa da, bazı şiirlerinde romantizmin izleri görülür.

Puşkin, isyankâr şiirleri dolayısıyla sürgün cezasına çarptırılmış, aynı zamanda “Boris Godunov” adlı oyununun sahnelenmesi yasaklanmıştır.

Rusya’yı tehdit eden Kazak ve köylü isyanlarını anlattığı “Yüzbaşının Kızı” adlı romanı en yetkin yapıtıdır.

Önemli Eserleri:

Yüzbaşının Kızı
Yevgeniy Onegin
Maça Kızı
Çingeneler
Boris Godunov

Gelelim meşhur tartışmaya;

George Steiner, Tolstoy mu Dostoyevski mi ? (1959) adlı kitabında bu konuyu ele alarak tartışmanın özünü dile getirmiştir.

Rus romanının iki büyük devini kıyaslamak gerçekten de klasik davranış olmuştur.

Tolstoy’dan 7 yaş büyük olan Dostoyevski, ondan 30 sene önce ölmüştür, ama ikisi de en önemli eserlerini aynı dönemde vermiştir.

Hiç karşılaşmamış ve her açıdan birbirinin zıttı olan, her biri aynı Rusya’nın farklı bir yüzünü temsil etmekle kalmayıp sanatla ve hayatla da hepten farklı ilişki kuran iki adam.

Tolstoy toprak sahibi, önceleri zevkusefa süren, yan gelip yatan bir adamken ömrünün geri kalanında malından mülkünden kurtulmaya uğraşacak, sonunda sofu bir Hıristiyanlık vaaz eden biri olup çıkacak;

Dostoyevski ise yoksul, gençliğinde sosyalizme angaje olmasının bedelini ömrü boyunca ödeyecek kürek mahkûmu, Ortodoksluk savunucusu, asık suratlı bir milliyetçi olup çıkacaktır.

Dostoyevski, Tolstoy’un gitgide radikalleşen bir çizgide ilerleyişini, özellikle mal mülk ve parayı reddedişini göremeyecek kadar erken ölmüşse de, Tolstoy’a kendisinden daha fazla ödendiğinden, kendisi sadece yazarak geçimini sağladığı için hor görüldüğünden durmaksızın şikâyet eder.

Gerçekten de Tolstoy, feci şartlar altında eserini üreten Dostoyevski’nin durumuna asla düşmemiştir.

Tolstoy ise ağır ağır yazar, hatta hayatının bazı dönemlerinde, öğretmenliğe veya topraklarının idaresine öncelik vererek edebi faaliyetini durdursa da, okurların ve yayıncıların peşinde koştuğu bir isim olmayı sürdürür.

Bu hınç, Dostoyevski’nin sert eleştirilerinde kendini belli eder ; mesela Anna Karenina yayımlandığında, “Derebeylik ailesiyle ilgili hep aynı vakayiname” diye yazar, ona göre Tolstoy, Savaş ve Barış’tan beri yeni bir şey söylememiştir.

Dostoyevski’ye göre Tolstoy, artık var olmayan bir toplumu tasvir eder; o romancı değil tarihçidir, ancak Anna Karenina’da “yakıcı bir güncellik” olduğunu da teslim eder.

Tolstoy da Dostoyevski öldüğünde, belki de ilk defa hayranlığını belirtir: “O ölünce, ona ihtiyacım olduğunu, bir dost, bir akraba gibi bana ne kadar yakın, benim için ne kadar kıymetli olduğunu anladım.”

Onu asla bir rakip olarak görmez: “Kendimi onunla kıyaslamak aklımın ucundan bile geçmedi – asla.” Fakat bir müddet sonra daha katı bir yargıda bulunur: “İyi ile kötü arasındaki içsel çatışmanın en hararetli safhasında ölen bir adamı peygamber ve aziz mertebesine çıkardılar. Evet, heyecan ve ilgi uyandırıyor, ama hayatı sırf kavgadan ibaret olan bir adamın heykelini dikemez, gelecek nesillere örnek gösteremezsiniz.”

Tolstoy’un ölmeden önce istediği kitaplar arasında Montaigne’in Denemeler’iyle birlikte Karamazov Kardeşler bulunsa da, Dostoyevski hakkındaki  “Bu anti-edebiyat, bu tutarsızlık, bu yapmacıklık, en ciddi konuların gerçeklerle yakından uzaktan ilgisi olmayan bir şekilde ele alınması karşısında duyduğum tiksintiyi bir türlü bastıramıyorum.” ifadesi meşhurdur.

Tolstoy’un Dostoyevski’de takdir ettiği şey onun gençlik eserleridir.

Dostoyevski’nin yazdığı Ecinniler dışlanmasına mal olacak, bu dışlanma Sovyet rejimi devrinde de sürecektir. Tolstoy ise 1905 devrimini destekler, sonradan, yeni rejimin ünlü bir yazarı haline gelir.

Lenin onun eserini “Rus devriminin aynası” olarak nitelendirmiştir.

 

 

Bunları da Merak Edebilirsiniz:

Bir cevap yazın