Total PSA, Free PSA Testi Yüksekliği Nedenleri & Prostat Kanseri Nedir, Belirtileri ve Tedavisi

Prostat Spesifik Antijen (PSA) diğer kanser tarama testlerinin aksine oldukça duyarlı bir testtir ve prostat kanseri taraması, kanser teşhisi konmuş hastalarda tedaviye alınan cevabın takibi ve tedavi sonrasında izlenmekte olan hastalarda nüksün erkenden belirlenmesi amaçlarıyla kullanılır.

Prostat kanseri dışında, başta prostatitler olmak üzere prostat dokusunun bütünlüğünü bozan bütün durumların teşhisi ve takibi amacıyla da kullanılır.

PSA başlıca olarak prostat bezinin epitel hücrelerinde, çok küçük miktarlarda da üretra mukozasında ve bulboüretral bezde üretilen glikoprotein yapısında bir maddedir.

Kanda, alfa-1-antikimotripsin ile kompleks yapmış halde, serbest halde ve alfa-2 makroglobulin ile sarılmış halde bulunabilir. Bu son şekli mevcut immünoassay teknikleri ile ölçülemez.

Prostat dokusundaki konsantrasyonu ile karşılaştırıldığında, normal koşullarda kana geçen kısmı çok azdır.

Özellikle prostat kanseri araştırması ve takibi amacıyla kullanılan bir test olmakla birlikte, prostat bezinin hacminin büyümesi veya başta prostatitler olmak üzere, dokuda zedelenmeye sebep olan bütün olaylar kana geçen PSA miktarının artmasına neden olur.

Prostat kanseri teşhisi konmuş hastalarda tedaviye alınan cevabın değerlendirilmesi ve tedavisi tamamlanmış hastalarda nüksün erkenden belirlenmesi amacıyla periyodik kontrol yapılması sırasında PSA kullanılır.

Amerikan Kanser Derneği ve FDA erkeklerin 50 yaşından itibaren prostat kanseri taraması amacıyla her yıl, prostat muayenesi ile birlikte PSA testi yaptırmalarını tavsiye etmektedir.

Günümüzde kanser vakalarının %60’ından daha büyük bir kısmı yalnızca serum PSA konsantrasyonunun yüksekliğine dayanılarak tespit edilmektedir.

Prostat Kanseri :

Erkek üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen malign (kötü huylu) tümördür.

Erkeklerde en sık görülen kanserdir.

Ortalama her 5 erkekten birinde görülür.

Akciğer kanserinden sonra en fazla ölüme yol açan kanser prostat kanseridir.

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır.

 

Prostat kanseri genellikle ileri aşamalarına kadar bulgu vermez.

İyi bir doktor muayenesi ve Prostat Spesifik Antijen (PSA) adı verilen bir kan tahlili ile genellikle bulgu vermeden önce erken evrelerde tanısı konulabilir.

İleri evrelerde ise prostat bezinin büyümesine bağlı idrar yapamama, idrar veya semen sıvısında kan görülmesi gibi bulgular verebilir.

Ayıca ağrı ve empotans (cinsel temas esnasında erkek cinsel organının yeterli sertleşmemesi) gibi bulgular da görülebilir.

Prostat kanserinde rektal (makat) muayene ve kanda PSA ( Prostat Spesifik Antijen) isimli maddenin düzeyinin ölçülmesi en önemli tanı araçlarıdır.

Prostat kanserinde erken teşhis de genellikle 50 yaşından sonra sağlıklı erkeklerin her yıl periyodik muayeneleri ve PSA ile değerlendirilmeleri önerilir.

Ancak günümüzde prostat kanserinde yüzde 10 oranında kalıtımsal bir risk gösterilmiş olduğundan bu kontrollerin önemi daha da artmış ve 40 yaşından sonra değerlendirilmeleri önerilmiştir.

Rektal muayene, ancak belirli bir boyuta ulaşmış kitleyi saptayabilir. Bu nedenle PSA düzeyinin ölçümü erken tanı açısından önemlidir.

PSA testinin bulunmasi ile prostat kanseri tanisinda yeni bir çağ açılmıstır.

Bu test ile kanser henüz bulgu vermedigi çok erken aşamalarda dahi tanınabilmektedir.

Değerlendirme :

Kanser taraması amacıyla yapılan testlerde çoğunlukla sınırın 4.0 ng/mL olarak kabul edilmesine karşın, kanser teşhisi konulan hastaların % 15 kadarında serum PSA konsantrasyonunun 4.0 ng/mL’nin altında bulunduğu belirlenmiştir.

Özellikle total PSA konsantrasyonunun 4 – 10 ng/mL arasında olması halinde, serbest PSA ölçümü yapılarak total PSA konsantrasyonuna oranlanmasının, testin spesifitesini artırabileceği bildirilmektedir.

Serbest PSA, PSA’nin kan dolaşımında kompleks olusturmadan sirküle olan formudur.

Normalde PSA’nın az bir kısmı Free PSA’dır.

Serbest PSA’nin ölçülmesi Serbest /Total PSA oranının hesaplanmasını sağlar. Yapılan son çalışmalarla bu oranın benign ve malign patolojiler arasında daha iyi klinik ayırım sağladığı gösterilmiştir.

Serbest PSAnın yüksek olması BPH lehinedir yani FREE PSA YÜKSEKSE İYİDİR.

Genel olarak prostat karsinomunda sPSA/tPSA oranı % 15’den azdır.

Eğer Free PSA/Total PSA’ya oranı % 20’nin altındaysa ve Total PSA düzeyi de 10 ng/ml düzeyindeyse, prostat kanseri olması güçlü olasılıktır.

Eğer Free PSA/Total PSA oranı % 20’nin üzerindeyse ve Total PSA da normal veya hafif-orta düzeyde yükselmişse, büyük olasılıkla iyi durumlar, örneğin Benign Prostat Hipertrofisi (BPH) söz konusudur. Ancak, prostat kanseri olasılığı bütünüyle yok sayılamaz.

Tarama amacıyla yapılan bir analizde, sonucun yüksek bulunması, prostat dokusunu zedeleyen ve dokunun bütünlüğünü bozan bir lezyon bulunabileceğini düşündürür.

Prostat kanserine ek olarak iyi huylu prostat hipertrofisi, iltihabi olaylar ve perineal travma serum PSA konsantrasyonunu yükselten başlıca sebeplerdir.

Bu olasılıklar arasında ayırıcı tanı yapılması için, serum PSA sonucunun parmakla yapılan prostat muayenesi bulguları ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Değerlendirme sonucunun kanser olasılığını düşündürmemesi durumunda, bu incelemelerin belirli aralıklarla tekrarlanması, kanser olasılığını düşündüren sonuçlar elde edilmesi durumunda ise konunun açıklığa kavuşturulması için biyopsi yapılması önerilir.

Prostat kanseri sebebiyle tedavi edilmeden izlenmekte olan hastalarda, PSA konsantrasyonunun 3 yıldan daha kısa bir süre içinde iki katına çıkması veya yıllık artış miktarının 0.75 ng/mL’den yüksek olması ilave tedavi gereksinimi olduğunu düşündürür.

Radikal prostatektomi yapılmış hastalarda PSA konsantrasyonu ameliyat sonrasında ölçülemeyecek kadar düşük seviyeye düşmeli ve bu halini muhafaza etmelidir.

Sistoskopi, prostat biyopsisi, transuretral rezeksiyon, rektal muayene ve ejakulasyon serum PSA konsantrasyonunun yükselmesine neden olan faktörlerdir.

Serum PSA konsantrasyonunun normal sınırlar içine inmesi için biopsi sonrasında ortalama 15-17 gün, transüretral rezeksiyon sonrasında ortalama 18 gün geçmesi gerektiği bildirildiği halde, kontrol amaçlı çalışma için genellikle 4-6 hafta kadar beklenmesi tercih edilir.

Rektal muayenenin sebep olduğu yükseltici etkinin genellikle minimal seviyede olduğu kabul edilse de bu faktörün etki derecesi, prostatın büyüklüğüne ve dokunun durumuna göre değişiklik gösterebilir.

Ejakulasyon sonrasında da PSA konsantrasyonunda minimal seviyede, 48-72 saate kadar devam eden geçici bir artış meydana gelebileceği kabul edilir.

Numune:

Serum.

Genel olarak rektal muayenenin serum PSA konsantrasyonunu anlamlı derecede etkilemediği ifade edilse de, mümkünse numunenin rektal muayene öncesinde alınması tercih edilmelidir.

Sistoskopi, sonda uygulaması ve özellikle de prostat biyopsisi PSA konsantrasyonunu artırabilecek işlemlerdir.

Bu durumlarda test için en az 3 hafta beklenmesi uygundur.

Referans aralığı:

Yaş faktörü dikkate alınmadan, tarama amacıyla yapılan çalışmalarda erkekler için referans aralık < 4.0 ng/mL olarak kabul edilir.

Sağlıklı kişilerde 70’li yaşlarda 5 ng/ml, 80’li yaşlarda 7 ng/ml’ye kadar varan değerler olabilmektedir.

Bununla beraber 4-10 ng/ml arasında ise serbest PSA da bakılıp FreePSA/Total PSA oranına bakılmalıdır.

 

Bunları da Merak Edebilirsiniz;

“Ceviz Saç Dökülmesinde Faydalı mı ?”

“Sivilce Nasıl Geçer ?”

“Mantar Zehirlenmesi Neden Öldürür ?”

“Fındık Kalbi Korur mu ?”

“Selülit Nedir, Nasıl Geçer ?”

“CA 125 Testi Ne İçin İstenir ?”

“Pankreas Kanseri Nedir ?”

“Kistik Fibrozis ve Ter Testi Nedir ?”

“Karaciğer Yağlanması Neden Olur ?”

“Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir ?”

“Akciğer Kanserinde Yaşam Süresi Ne kadardır ?”

“Evde Uyuşturucu Testi Nasıl Yapılır ?”

“Sürekli Yorgunluk Neden Olur ?”

“ALT testi Ne İşe Yarar ?”

“Hacamatın Faydaları ve Zararları Nelerdir ?”

 

Bir Cevap Yazın

error: Oops. iceriklerimiz okuman icindir, kopyalaman icin degil !
%d blogcu bunu beğendi: