Üçlü ve Dörtlü Tarama Testi (Gebelik Down Sendromu Tarama) Nedir, Ne Zaman Yapılır ?

Üçlü veya dörtlü tarama testleri gebelikte istenir ve AFP konsantrasyonuna dayanılarak fetüste, açık nöral tüp defekti olasılığının; maternal AFP, uE3, hCG ve inhibin A konsantrasyonlarına dayanılarak Down sendromu ve trizomi 18 bulunma olasılıklarının ve bu hastalıklar için ileri inceleme yaptırma ihtiyacının bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla kullanılır.

Maternal serum analizlerine dayanılarak, nöral tüp defektleri, Down sendromu ve trizomi 18 için tarama testi uygulanması rutin gebe takibinin bir parçası olarak kabul edilmektedir.

Gebeliğin 15-22. haftaları arasında yapılan AFP, uE3, hCG ve inhibin A analizlerinin sonuçlarına ek olarak, annenin yaşı, vücut ağırlığı, gebelik haftası, diabetik olup olmaması, gibi veriler girilip, bilgisayar programları aracılığı ile uygun hesaplama algoritmaları kullanılarak risk hesabı yapılır. Nöral tüp defektleri için performansın en iyi olduğu dönem, 16-18. haftalar arasıdır.

İkinci trimestr tarama testi kapsamında kullanılan test parametreleri hakkında genel bilgiler:

ALFA FETOPROTEİN

Fetal yaşamda serum proteinlerinin önemli bir komponentini oluşturur.

Fetal yaşamda AFP üretimi yolk sac’te başlar, bu yapının dejenere olarak ortadan kalkmasının ardından üretim çok daha yüksek miktarda karaciğer tarafından sürdürülür.

Embriyonik yaşamın ilk haftalarında çok süratli bir artış gösteren serum AFP konsantrasyonu, maksimum seviyeye, gebeliğin 9. haftasında ulaşır.

Doğuma yakın dönemde, fetal serumda AFP konsantrasyonu 20 mg/L’ye kadar geriler.

Doğumdan sonra serum konsantrasyonunun yetişkin konsantrasyonuna gerilemesi yaklaşık 10 aylık bir dönemde gerçekleşir.

Amniyon sıvısındaki AFP konsantrasyonunun fetal serum konsantrasyonu ile paralellik göstermesine rağmen, gebelik haftasına bağlı olarak arada 100–1000 katlık bir fark bulunur. Bu nedenle fetal dolaşımdan çok küçük miktardaki bir sızıntı bile amniyon sıvısındaki AFP konsantrasyonunu çok belirgin şekilde yükseltir.

Açık nöral tüp defektlerinin % 85–95 kadarında maternal serum AFP konsantrasyonu belirgin derecede yüksek bulunur.

Down sendromlu fetüs taşıyan gebelerde ise gebelik haftasına uyan medyan değerin yaklaşık % 30 kadar altında bir AFP konsantrasyonu ölçülür.

Maternal serumda ölçülen AFP konsantrasyonu değerlendirilirken, gebelik haftasına ek olarak, maternal vücut ağırlığı, insüline bağımlı diyabet bulunup bulunmaması da dikkate alınarak gereken düzeltmelerin yapılması gerekir.

Fetüs sayısı, maternal serumdaki AFP konsantrasyonunu etkileyen çok önemli bir faktör olarak dikkate alınır. Fetüsün, proteinüriye sebep olan renal hastalıkları ve yine başta kapanma defektleri olmak üzere fetüse ait yapısal anomaliler maternal AFP konsantrasyonunu artıran çok önemli faktörler olarak sayılabilir.

Maternal serumda AFP ölçümü yapmak amacıyla örnek alınması sırasında açlık koşuluna uyulması gerekmez. Standard venöz kan alma tekniğine uyulması yeterlidir.

Stabil bir molekül olması sebebiyle standart transport koşullarından etkilenmez. Buzdolabında 1 hafta boyunca, – 20°C’de yıllarca muhafaza edilebilir.

KORİYONİK GONADOTROPİN (hCG)

Serum hCG konsantrasyonu ölçümü, çok uzun yıllardan beri, gebeliğin teşhisinde, erken dönemde gebelik haftasının belirlenmesinde, ektopik gebelik ve molar gebelik gibi olasılıkların araştırılmasında kullanılmaktadır.

Ayrıca bazı malinitelerin teşhis ve takibinde de kullanılır.

1987 yılında Down sendromlu fetüs taşıyan annelerin serumlarında hCG konsantrasyonunun normal fetüs taşıyan annelere göre anlamlı derecede yüksek olduğunun gösterilmesi, bu parametre için yeni bir kullanım alanını ortaya çıkarmıştır.

Birinci trimestrde Down sendromu taramasında free ß-hCG tercih edildiği halde, ikinci trimestirde intakt hCG analizinden yararlanılmaktadır.

Gebelik döneminde hCG sentezi plasentanın sinsityotrofoblast hücrelerinde gerçekleşir.

Hipofiz bezinde de çok az miktarda hCG sentezi yapıldığı tespit edilmiştir.

hCG alfa alt ünitesinin TSH, FSH ve LH’nın alt ünitesi ile çok büyük oranda benzerlik göstermesine karşılık, ß alt ünitesinin yalnızca LH’nın ß alt ünitesi ile dikkat çekici oranda benzerliği vardır.

Spesifik reseptörü bulunmayan hCG, corpus luteumdaki LH reseptörlerine bağlanarak aktive edici etkisini meydana getirir.

hCG konsantrasyonu yüksekliği Down sendromu riskini, düşüklüğü ise trizomi 18 riskini yükseltir.

hCG yüksekliğine ayrıca, çoğul gebeliklerde, gestasyon yaşının yanlışlıkla yüksek olarak belirlenmesinde, triploidilerde, fetüs kayıplarında ve hidrops fetalis’te rastlanabilir.

Maternal serum hCG analizi için kan örnekleri açlık koşulu aranmaksızın standart venöz kan alma prosedürü uygulanarak alınır. Ayrılan serum örneği standart transport koşullarından etkilenmeyecek derecede stabildir.

Buzdolabında yani 4–8°C’de bir hafta boyunca saklanabilir.

Numunenin daha uzun süre saklanmasının gerekmesi halinde dondurulması gerekir.

SERBEST ESTRİOL

Gebe olmayan kadınlarda çok düşük miktarda bulunduğu halde, gebeliğin son döneminde, anne kanında konsantrasyonu en yüksek olan östrojen haline gelir.

Anne kanındaki total estriol’ün çok büyük kısmı, glukuronat ve sülfat konjugatları şeklinde bulunur. Karaciğerde meydana gelen konjugasyon işlemi sonucunda molekülün suda çözünmesi ve dolayısıyla idrarla atılması mümkün hale gelir.

Serbest halde bulunan estriol, total estriol’ün yalnızca % 9 kadarını teşkil eder. Moleküler yapı özellikleri nedeniyle, düşük çözünürlüğe sahip olduğundan, serbest estirol kanda SHBG’e bağlı olarak dolaşır.

En büyük miktarda estriol üretimi, gebeliğin son trimestirinde gerçekleşir.

Üretimin yeterince gerçekleşebilmesi için, fetüsün adrenal korteksinin, karaciğerinin ve plasentanın yeterli bir şekilde fonksiyon görmesi gerekir.

Yüksek miktarda estriol üretimi ihtiyacını karşılamak üzere, yetişkinden farklı olarak fetüsün surrenal korteksinde, steroid üretimi için farklı bir tabaka bulunur. Bu tabaka, surrenal bezin ağırlığının yaklaşık olarak % 80 kadarını teşkil eder.

Maternal serumda bulunan serbest estriol’ün yaklaşık olarak % 90 kadarı bu yolla elde edilir. Çok küçük bir kısmın kaynağı ise maternal overlerdir.

Kromozom anomalilerine ek olarak fetal anensefali, plasental sulfataz aktivitesi düşüklüğü, fetüs ölümü, molar gebelik ve Smith-Lemlit Opitz sendromu maternal uE3 konsantrasyonunda düşüklüğe yol açan en önemli sebeplerdir.

uE3, diğer üçlü tarama testi parametrelerinde olduğu gibi açlık koşulu gerektirmez. Üçlü tarama testi parametreleri arasında stabilitesi en düşük olan parametredir.

Oda sıcaklığında ve hatta buzdolabında uzun süre beklemesi durumunda konjuge formların serbest hale gelmesi nedeniyle konsantrasyonunda yükselme meydana gelebilir.

Bu nedenle kan numunesinin alınmasından sonra fazla vakit geçirmeden santrifüj edilmesi, serumun ayrılması ve analize kadar buzdolabında muhafaza edilmesi önerilir.

Numunenin 2-4 °C’de 7 günden, oda sıcaklığında ise 4 günden fazla bekletilmesinin uE3 konsantrasyonunda, Down sendromu riski değerlendirmesinde yanılgıya sebep olacak derecede değişikliğe neden olabileceği bildirilmektedir.

DİMERİK İNHİBİN A

İnhibinler, inhibin A, inhibin B, aktivin A, B ve AB’nin oluşturduğu, transforme edici growth faktör ß ailesine ait proteinlerdir.

İnhibin, erkeklerde testislerin Sertoli hücrelerinden ve kadınlarda overlerin granülosa hücrelerinden salgılanır. İnhibinler, gonad-hipofiz aksında, FSH salgısının negatif feed-back düzenleyicisidir. Plasenta da FSH’yı suprese eden, büyük miktarda inhibin A üretir.

Down sendromlu fetüs taşıyan gebelerden ikinci trimestrde alınan serum örneklerinde, total inhibin konsantrasyonunun normal fetüs taşıyan gebelere göre yaklaşık 2 kat yüksek olduğu gösterilmiştir.

İkinci trimestrde Down sendromu taraması amacıyla kullanılan diğer analiz parametreleri gibi DIA analizi için de numunenin açlıkta alınması gerekmez.

Standard venöz kan alma koşullarına uyulması yeterlidir.

Bu parametre de oldukça stabildir. DIA analizi için ayrılan maternal serum numuneleri 4-8 °C’de 7 gün boyunca anlamlı bir değişikliğe uğramadan muhafaza edilebilir.

Değerlendirme:

Üçlü ve dörtlü testlerin birer tarama testi olduğu unutulmamalıdır. Normal sonuçlar bebeğin herhangi bir defekt taşımadığı anlamına gelmez.

Yüksek risk düşündüren test sonuçların doğrulanması için genetik incelemelere veya yüksek ayrım gücüne sahip ultrasonografik incelemeye ihtiyaç duyulur.

Risk sınırı, Down sendromu için 1/270, trizomi 18 için 1/100 kabul edilir.

Nöral tüp defekti riskinin değerlendirilmesi sırasında ise risk sınırı olarak genellikle 2,0 veya 2,5 AFP MoM değeri kabul edilir.

Bu koşullarda, Down sendromu vakalarının, üçlü tarama testi ile % 65 kadarı, dörtlü test ile % 75 kadarı, yaklaşık % 5 yalancı pozitiflik oranı ile belirlenebilir.

Trizomi 18 için vaka belirleme oranı ise % 60-80 arasında değişmektedir.

AFP MoM değeri için cut-off 2,5 kabul edildiğinde açık nöral tüp defekti vakalarının yaklaşık % 75-80 kadarı belirlenebilmektedir.

Birinci ve ikinci trimestirde elde edilen ölçüm sonuçlarının entegre edilerek değerlendirmeye tabi tutulması durumunda (Entegre test), Down sendromu vakalarını belirleme oranı % 90’ın üzerine çıkmakta ve aynı anda yalancı pozitiflik oranı % 2’nin altına inmektedir.

Genel olarak üçlü tarama testinin açık nöral tüp defektleri, trizomi 21 ve trizomi 18 taramasında kullanılmasına rağmen, analizi yapılan parametrelerin normalden farklı sonuçlar vermesi, bu testin kapsamı dışındaki başka bazı hastalıklar hakkında da ipucu verebilir.

Numune:

Serum (kırmızı veya sarı kapaklı tüp).

Numune 14.-24. haftalar arasında alınmalıdır.

Üçlü tarama testindeki risk hesaplamalarında kullanılacak olan bilgilerin doğruluğu son derece önemlidir.

Risk hesaplaması yapılması için gerekli olan bilgiler şunlardır:
-Doğum tarihi,
-Vücut ağırlığı,
-Son adet tarihi,
-Son yapılan USG’nin tarihi,
-Son yapılan USG’ye göre gestasyonel yaş (BPD’ye göre),
-Fetüs sayısı,
-İnsülin kullanımı gerektiren diyabetin olup olmadığı,
-Ailede NTD hikâyesi olup olmadığı.

Referans aralığı:

Genellikle trizomi 21 için 1/270 ve trizomi 18 için 1/100’ün üzerindeki değerler riskli olarak kabul edilir.

NTD için risk hesabı yapılması durumunda, toplumda görülme sıklığını gösteren, 1/1000 oranı sınır kabul edilebilir.

Bazı değerlendrime programları ise sınır değeri 1/721 olarak kabul eder.

AFP için hesaplanan MoM değerinin 2.0 veya 2.5 üzerinde olması da tek başına risk yüksekliğinin göstergesi olarak kabul edilebilir.

 

Bunları da Merak Edebilirsiniz;

“6.Hastalık Nedir ?”

“Kalp Krizi (Miyokard İnfarktüsü) Nedir ?”

“Bruselloz Nedir, Peynirle Geçer mi ?”

“Diyabet Belirtileri ve Tedavisi”

“Ceviz Saç Dökülmesinde Faydalı mı ?”

“Sivilce Nasıl Geçer ?”

“Mantar Zehirlenmesi Neden Öldürür ?”

“Fındık Kalbi Korur mu ?”

“Selülit Nedir, Nasıl Geçer ?”

“CA 125 Testi Ne İçin İstenir ?”

“Pankreas Kanseri Nedir ?”

“Kistik Fibrozis ve Ter Testi Nedir ?”

“Karaciğer Yağlanması Neden Olur ?”

“Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir ?”

“Akciğer Kanserinde Yaşam Süresi Ne kadardır ?”

“Evde Uyuşturucu Testi Nasıl Yapılır ?”

“Sürekli Yorgunluk Neden Olur ?”

“ALT testi Ne İşe Yarar ?”

“Hacamatın Faydaları ve Zararları Nelerdir ?”

 

Üçlü ve Dörtlü Tarama Testi (Gebelik Down Sendromu Tarama) Nedir, Ne Zaman Yapılır ?” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

error: Oops. iceriklerimiz okuman icindir, kopyalaman icin degil !
%d blogcu bunu beğendi: